Eskiler, Ah minel siyaset diyerek siyasetin şerrinden,
kötülüğünden ve insanın üzerine bir karabasan gibi çöken yapısından bizar
olduklarını ifade etmişler. Türkiye de siyaset üretenlerin, siyaset yapanların
sadece millete hizmet etmek için, milletin hayrına işlerle mi iştigal ettiğini
zannediyorsunuz Birkaç gün sonra siyasi partilerin 7 Haziran seçimlerinde aday
olacak isimlerinin tam listesini açıkladığı ve yine bol keseden vaatlerin
sıralandığı bir sürece gireceğiz. Bol keseden vaatler cümlesini bilerek
kuruyoruz, çünkü bu verilen sözlerin 8 Haziran sabahı anında buharlaştığını,
uçtuğunu, bir sonraki seçimlere kadar gündemimize bile sokulmayacağını elbette
biz de biliyoruz. Ne verdiyse bir fazlası Türkiye Cumhuriyeti siyasetinin 40
yılına damgasını vurmuş, Benzin vardı da biz mi içtik darb-ı meselini özlü
siyasi sözlerimizin çetelesine kazımış Süleyman Demirel in, sağcılık-solculuk
kavramlarıyla bu ülke insanının oyalandığı ve yıllarının çalındığı dönemlerde,
seçimlerde kullandığı en geçerli taktik buydu Solculuk kavramının figüratif
başkahramanı Bülent Ecevit, işçiye, memura, çiftçiye bir vaatte bulunur,
sağcılık kavramıyla siyasi hanesini dolduran Süleyman Demirel de, Bir
fazlasını veriyorum diyerek üste çıkmaya çalışırdı. Bu milletin hayrına olacak
hiçbir şey gündeme getirilmezdi Bol keseden vaatler, popülist, sözde halkçı
sloganlar havalarda uçuşurdu. Türkiye nin siyasal tarihine damga vuran popülist
vaatlerin hepsi, belki de geçmiş dönemlerde sıralanmıştır. Ama maalesef bizim balık hafızalı olmak gibi bir
handikapımız vardır, özelliğimiz vardır. Pandoranın kutusu açılsa, ortaya
saçılanların kimin üzerine bulaşacağını elbette tahmin etme yeteneğimiz vardır.
Hizmet edeceğiz Her tarafı güzelleştireceğiz Şehirleri
bal dök yala kıvamına getireceğiz Her yerel seçimde işbaşına gelmek için
kendilerini yırtanların, bir sonraki seçimlere kadar neler yaptıklarına
gözümüzle şahit oluruz, ancak bir sonraki sandık önümüze konulduğunda ise paşa
paşa sırtımıza binenlere el vermekte de üzerimize yoktur.
Ne diyor Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü, kendi
partisinin belediye başkanı için Parsel parsel sattılar Oraya şunu
yaptırdılar Buraya bunu yaptırdılar
Eeee Bu buzdağının görünen yüzü Aysbergin geri kalanını
görebiliyor musunuz Bir hışımla söylediklerinden başka acaba geride başka
neler var Aklımıza, o meşhur Kiziroğlu türküsünün sözleri düşüveriyor Bir
hışımla geldi geçti Peh Peh Bu türkü Davutoğlu na da uyarlanmıştı, ama şimdi
mevzubahis olan bu değil.
Harun gibi gelip, Karun gibi oldular Bu özlü sözü
geçmiş dönemde siyasi hayatımıza sokan isim kimdi hatırlayabiliyor musunuz Hep
beraber düşünelim Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Numan Kurtulmuş olabilir
mi
Hükümet sözcüsü, Parsel parsel sattılar derken, AKP nin
ekonomi retoriği olan Ne varsa satalım Özelleştirelim klişesi geldi
aklımıza. Öyle ya AKP, memleketin bir yerlerinde fabrika kurmak, istihdam
üretecek iş sahası açmak yerine, verimli, kar getiren tüm Kamu İktisadi
Teşebbüslerini bir bir elinden çıkararak, müthiş bir ekonomik atılıma ( ) imza atmıştı. Hatta, stratejik, olmazsa
olmazımız, yarın birgün bir bumerang gibi kitle iletişim bilgilerinin bu
milletin bağrına dönebileceği Türk Telekom u bile satarak çok büyük bir başarı
( ) sağlamıştı. Ne hazindir, Kriptolu telefonlarımı bile dinlediler diye
bağıranların, Türk Telekom un özelleştirmesiyle-hatta bir yabancıya
satılmasıyla-nasıl bir çelişkiye düştüklerini anlamaya çalışmak, bu millete
masal anlatmakla eşdeğerdir herhalde.