Muhafazakâr kesimde evrensel değeri ve kültürüne hizmeti
olan çok sayıda yazar yok
Yukarıdaki ifade 34. Uluslararası Kitap Fuarı Genel
Koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu na ait.
Bir de aşağıdaki satırları dikkatle ve hiçbir komplekse
kapılmadan okuyalım lütfen:
Maalesef dikkatimi çeken bir yazar veya mecmua yok.
Halen bizim çağın yazarlığını aşan yazarlar göremiyorum. Aşamadılar, zira bir
ideolojiye bağlanmadılar. Zanaat edebiyat dedikoduları yapıyorlar, zanaat,
edebiyat icra etmiyorlar. Yetişmiş vatandaşlar değiller, kültürsüzler. Okumadan
yazmak istiyorlar. Bugünkü edebiyatçılar birbirlerinin aleyhinde konuşuyorlar
bir sürü kez. Birbirlerinin kitaplarını hiç okumuyorlar.
Bu satırlar tahmin edeceğiniz gibi Nuri Pakdil ustanın
uzun süren sükûtunun ardından söylediği sözler.
Deniz Kavukçuoğlu ile Nuri Pakdil ustayı değil mukayese
etmek isimlerini bile yan yana getirmekten hayâ ederim.
Neden mi Tam da Kavukçuoğlu nun sözünü ettiği
evrensellik endişesinden dolayı. Kavukçuoğlu, Pakdil ustanın ne evrenine
yaklaşabilir ne de evrenselliğine.
Kastım odur ki iki farklı dünyadan aynı noktaya
yöneltilmiş iki farklı hoşnutsuzluk neyin nesidir, ortaya çıksın.
Tüyap Kitap Fuarı Koordinatörünün ayrımcı yaklaşımına
verilecek en güzel cevap muhafazakâr kimliğiyle fuara katılan yayınevlerinin
fuardan çekilmeleri ve bundan sonra bu fuara toptan katılmamalarıdır.
Tüyap Kitap Fuarı na alternatif ulaşım sorunu olmayan,
merkez bir noktada çok daha ruhu olan bir fuar için kollar şimdiden
sıvanabilir.
Gelelim Nuri Pakdil ustanın söylediklerine. Öncelikle bu
sözlerin Pakdil in ağzından çıkması ayrı bir önem taşıyor.
Kayırmacı, duygusal ve yanlı bir cevap verme
kolaycılığına kaçmıyor Pakdil.
Değer bilme ile değer üretmeyi aynı düzlemde ele alıyor.
Sahih bir değerlendirmenin olabilmesi için ele aldığınız
konu ya da kişinin değerler silsilesinde bir yeri olması gerektiği gibi, bir
taraftan da değer üreten bir yanı da olması gerekir.
Nuri Pakdil in günümüz edebiyatçılarına satır aralarında
getirdiği eleştirileri şöyle sıralamak mümkün: Yeni bir şey söylememek, yerinde
saymak, yerini sevmek, dünya görüşü ve ideal noksanlığı, yazdığında
samimiyetsizlik, sanat ve edebiyat üretiminin sağlaması gereken sevinç ve
sürurdan yoksunluk, kendini dedikoduya verme, okumadan Allah ne verdiyse yazma
kolaycılığı, hazıra konuculuk, birbirlerine karşı ilgisizlik, sevgisizlik ve
bunun sonucu olarak birbirlerinin yazdıklarını okumamak
İsterseniz başınızı bulunduğunuz yerin aralığından
uzatarak şöyle bir bakın Pakdil ustanın söylediklerinde bir gram abartı
görebilir misiniz Hiç sanmıyorum.
Evet, kimse kimseyi okumuyor, çünkü kimse kimseyle
ilgilenmiyor ve de sevmiyor.
Din ve iman birliği de şair-yazarların birbirilerini
sevmelerine çare olamıyor.
Dergi editörleri, edebiyat takipçileri akşamleyin
evlerine bir silahlı çatışmadan çıkmışçasına bir yorgunlukla dönüyorlar.
Bir iç savaş tedirginliğidir uzaktan gelen kalp
atışları.
Deniz Kavukçuoğlu nun göremediği ile Nuri Pakdil ustanın
gördüğünü bir araya getirip ikiyle çarpın, sonra da çıkan sayıyı dörde bölün
mesele anlaşılacaktır.
Bakmayın herkesin şiirde, öyküde, romanda kendini Kaf
dağında görmesine, herkes hakikati bir kenara fırlatmış, kendi vehmini yaşıyor.
Egoların tavan yaptığı bir yerde kimse ürettiği ürünün
asli değerini kavrayamayacağı gibi, müşterek bir bütünün parçası olmak gibi bir
işlevi de yerine getiremez.
Şapkamızı önümüze alıp düşünme zamanı hâlâ gelmedi mi
Şapka mı yok
Hay Allah!