Netanyahu’nun Türkiye’ninşartlarını zahirde kabul etmesi ve bu bapta Başbakan Erdoğan’a alenen özür dilemesi ve tazminat ödeyeceklerini ilan etmesi ve üçüncü şartın yerine getirilmesi bağlamında Batı Şeria ve Gazze’ye İsrail tarafından insanların ve malların geçişine daha fazla izin vereceklerini ve sınırlamaları aşamalı olarak kaldıracaklarınıtaahhüt etmesiyle 3 yıllık mesele ‘tatlıya’ bağlanmış oldu. Elbette üçüncüşartla ilgili taahhütler belirsiz. Göç yolda düzülür kabilinden. Gazze ve Batı Şeria’dan kendilerine yönelik güvenlik ihlali olmazsa ablukayı gevşeteceklerini söylüyor. Peşinen şunu söylemek gerekir: Esasen Gazzelilerİsrail’den gölge etmemesini diliyorlar. ‘Gölge etme başka ihsan istemeyiz’diyorlar. Bu şu demek: İsrail sınırlarından Gazze’ye yönelik ablukanın veya ambargonun kaldırılıp kaldırılmaması mesele değil. Mesela Mavi Marmara gemisinin çıkış nedeniyle beğlantılı. İsrail’in, Gazze’nin kıta sahanlığına ve kara sularına saygılı olmasıve denizden ablukayı sona erdirmesidir. Bu temin edildiği takdirde, Gazzelilerin zaten İsrail ile bir irtibatlarıkalmayacak. Mesele İsrail’in sulandırmaya ve geçiştirmeye çalıştığı gibi ambargosunun kaldırılması değil. Bu, İsrail’in keyfine kalmış bir durum. Lakin öteki keyfi bir tutum. Uluslararası hukuk çerçevesinde Gazze İsrail toprağı değil. İkincisi, zaten Şaron bunu kabul ederek 2005 yılında Gazze’den çekildi. Ama abluka sürüyor. Bu ne biçim çekilme Dolayısıyla İsrail’in üçüncü şartla ilgili tutumu belirsizlik içeriyor. Mavi Marmara hadisesinde ölenlerin yakınları bu tazminat meselesinden tatmin olurlar mı yoksa özre rağmen aynen Mahmut Zihar’ın ifadesiyle ilişkilerin bu noktada donmasını mı yeğlerler Elbette hiçbir özür ölenleri geri getirmez. Ve ölenler kendilerini Filistin davasına adamışve feda etmiş kişilerdir.
*
Evet! İsrail özre alışık değildir. Ona en zor ve acı gelen hadise özür dilemektir. Sonunda bu da olmuştur. ABD’nin 24 Pakistan askerini öldürmesinden sonra Hillary Clinton bu ülkeden özür dilemiş ve bu da İsrail açısından emsal olarak alınmıştır. ‘Koskoca ABD özür diliyorsa niçin biz de yapmayalım ’ noktasına gelmişlerdir. Türkiye’nin nabzını yoklamaya başlamışlardır. Türkiye’nin şartlarının en kolay noktası tazminat meselesiydi. İkinci kademede ise özür dilemekti. Asıl zorlu olanı üçüncüsüydü ve sonunda ikisini ifaya yanaşmış ve üçüncüsünü de taca atmış oldular.
Bununla birlikte asıl mesele abluka meselesi ve iki de bir tekrar halinde seçim için Gazze bölgesine yapılan saldırılardır. İsrail ileride de bunları yapmaya devam etmesi halinde ilişkileri normalleştirmenin ne anlamı kayacaktır Bu özürle birlikte yeniden eski statüye ve normalleşme sürecine girilmiştir. Bunun anlamı şudur: Büyük elçiler yeniden teati edilecek ve Türkiye’nin İsrail ordusu generalleri ve yetkilileri hakkındaki suç duyurusunu ve işlemlerini geri çekecek. Ayrıca Başbakan Erdoğan, Danimarka gazetesi Politiken gazetesine yaptığı konuşmayla Siyonizmin insanlık suçu olduğu yönündeki açıklamasına açıklık getirdi, daha doğrusu geri adım attı. Halbuki, Siyonizmin melanetleri Gazze’ye yapılanlarla sınırlı sayılamaz.
*
Özrün kalıpları konusunda tartışmalar olmuş pişmanlık ve teessüf ( regret) ile özür (apology) arasında gidip gelmeler yaşanmıştır. Zaten daha önce Netanyahu ölenler adına kederli ve üzüntülü (remorse) olduklarını bildirmişti. Dolayısıyla İsrail ’apology’ ifadesiyle en yüksek seviyeden ve iltibasa mahal olmayacak bir biçimde özür dilemiştir. Bu safhaya gelinceye kadar çeşitli Avrupaşehirlerinde Türk hariciyesinin temsilcileriyle İsrailli yetkililer arasında turlar süren müzakereler olmuş ve bir sonuca varılamamıştı. Lakin Obama ziyaretine yakın, ziyaretin somut bir sonucu olarak ‘uzlaşma’ noktasına varılmıştır. Yani Türk-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi Obama ziyaretine ayarlanmış ve yetiştirilmiştir. Ahmet Davudoğılu’nun açıklamalarından anlaşılan da budur. Obama’nın İsrail’deki gündem maddelerinden birisi İsrail’in yalnızlığının kırılmasıydı. Obama İsrail’in gönlünü yaparken İsrail’den de Türkiye’nin gönlünü yapmasını istemiştir. Yine Obama Araplara İsrail’le ilişkilerini normalleştirmeleri çağrısında bulundu. Obama istiyor diye ne Araplar değişir ne de İsrail. Lakin bazı Araplar Obama’ya İsrail meselesinden daha çok İhvan meselesinden dolayı içerliyor ve güceniyorlar. İhvan’a niye bu kadar tahammüllü diye kızıyorlar. Obama’nın ziyareti arifesinde krizmatik hariciyeci’ Danny Ayalon ile İsrail hükümet Sözcüsü Mark Regev anlaşmanın veya uzlaşmanın kotarıldığı sinyalini vermişlerdi. Bunun açıklanmasıObama’nın İsrail gezisinin başarı hanesine yazıldı veya nişanesi oldu. Türkiye-İsrail ilişkilerinin yeniden normalleşmesi üzerinden Obama başarı hanesine bir çentik attı. Keşke diğerleri de bu kadar kolay olabilse!!