Özür konuşmasının kriptoları nerede?

Abone Ol

Filistinlilere kendi anavatanlarında yıllardır kan kusturan, çoluk, çocuk, yaşlı, kadın, suçsuz, masum, hasta demeden katleden İsrail’in Mavi Marmara Baskını nedeniyle Türkiye’den özür dilediği haberleri ortalıkta çokça ve sıkça konuşuluyor...

Bazı kesimlerde adeta bayram havası esiyor/estiriliyor..

Tıpkı, terörist başı Apo’nun hâlâ ne anlama geldiği tam olarak belli olmayan mektubunda olduğu gibi…

Dünkü bazı gazete manşetlerine baktıysanız, göz ucuyla TV’leri izlediyseniz siz de görmüşsünüzdür…

Bir kere şu noktanın altını da, üstünü de çizmek lazım:

Tam anlamıyla özür dilendi mi, dilenmedi mi bilmiyoruz ama;

Mavi Marmara baskınında verilen 9 şehit karşısında özür dilense ne olur, dilenmese ne olur

Hak, hukuk, kanun, yasa, sınır tanımayan İsrail devleti bu baskının hesabını hiçbir zaman veremez..

Bu görüşümüzü bir yana koyarak şunu sormak istiyoruz;

-Velev ki İsrail özür dilemiş olsa dahi, nerede bu özür’ün kriptoları

İsrail Başbakanı Netanyahu ile, TC. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonda konuştukları açıklandı.

Peki, ama nerede bu konuşmanın dökümü

Metin olarak nerede, ses dosyası olarak nerede

Ciddi devletlerde bu türden önemli konuşmaların kaydı tutulur, koruma altına alınır, arşivi tutulur..

Yoksa devlet sırrı mı bu konuşma

Açıklansa da biz de öğrensek…

Kulislerde konuşulan konu!

Tamam, -öyle değil, ama- diyelim ki Türkiye Hükümeti’nin uluslararası arenada, özellikle ABD nezdinde yaptığı çalışmalar olumlu sonuç verdi…

Ve İsrail, baskılara artık dayanamayarak, Türkiye Cumhuriyeti’nden Mavi Marmara Baskını dolayısıyla ‘özür’ diledi.

Peki, ama Başbakan Erdoğan’ın dünkü açıklamasını bu çerçevenin neresine koyacağız

Ne dedi Başbakan Erdoğan

Başbakan, Nisan’da Gazze’ye, Mayıs’ta da ABD’ye gideceğini söyledi.

Kulislerde epeydir dillendirilen bir söylenti vardı;

Bu söylentiye göre; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Obama’dan bir türlü randevu alamıyordu.

Erdoğan, ikinci kez seçilen Obama’ya “Hayırlı olsun”a gitmek istiyordu ama bu randevu nedense bir türlü verilmiyordu.

Bu iddia ne kadar doğrudur, ne kadar yanlıştır bilemem, ama… Bakar mısınız

Şimdi son durumu şöyle mi okumak lazım;

“Erdoğan İsrail”le barıştı, Mavi Marmara Baskınına ilişkin İsraille alakalı tüm davalardan vazgeçme taahhütünde bulundu, uluslararası arenada bu ülkeye yönelik engellemeler yapmama kararı aldı ve Obama’dan randevuyu kaptı!’

Uzaya mekik gönderdiniz de başörtüsüne mi takıldı

Lise öğrencisi Sümeyye Betül EREN’den bir e-mail aldım.

İlginç satırlar var;

“Sözde düşüncelerimizi özgürce ifade edebildiğimiz bir ülkede yaşıyoruz. Sadece başımızdaki bir örtünün bile sorun edilip söz sahibi olma hakkımızın elimizden alındığı bir toplumda hem de. Aslında özgür falan değiliz biz.  Katılmayanlar olacaktır elbette bu satırlara ancak madem sözde  ‘düşünce özgürlüğü’ denilen şeye sahibiz o halde kalemimi özgür bırakıyorum, ben de. Bırakın anlatsın size gerçekleri. Nesnel yargılarla başlayalım ve gelin birlikte özgürlük kelimesinin sözlük anlamına göz atalım.

Sözlükte ‘özgürlük’ ne demek 1)  Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme ya da davranma, herhangi bir koşula bağlı olmama durumu, serbesti. 2. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi isteğine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet. Tanım olarak benzer cümleler yazıyor çoğunda. Önemli olan bu kelimelerin altında yatan derin anlam.

Madem başörtüsünden başladık, o halde devam edelim. Günümüzde bu sorun çözülmüş olarak görülse de hala bu sorunu aşamamış kesimler var. Sırf Allah’ın (c.c.) emrini yerine getirmek istediği için, O’nun yolundan giden gençlerin geçmişte, günümüzde ve belki de gelecekte elinden alınan eğitim hakkından bahsetmeyeceğim, merak etmeyin.

Bunun haricinde kimsenin gözüne çarpmayan ama aslında savaş niteliğinde olan bir başka detay var; saçını kapatan ve kapatmayan arasında geçen düşünce savaşı. Aynı atadan gelen torunların arasındaki fikir ayrılığı. Pireden deve yapan kesim..

Başörtüsü bilime engelmiş(!)

Siz uzaya mekik gönderdiniz de, başörtüsüne mi takıldı.. ”

Teşekkürler, Sümeyye. Kalemine sağlık…

Hükümet öğretmenlere borçlu…

OECD resmi verilerine göre; Lüksemburg’da çalışan bir lise öğretmeni yılda 128 bin 181 dolar, İsviçre’de 90 bin 374 dolar, Kore’de 74 bin 43 dolar, Almanya’da 76 bin 433 dolar,  Belçika’da 66 bin 613 dolar, Kanada’da 55 bin 191 dolar, Yunanistan’da 38 bin 934 dolar maaş alıyor. OECD ortalaması ise 49 bin 721 dolardır.

Öğrencisi mağdur olmasın diye diyaliz makinesine bağlandığını söylemeyen, kucağında bebeğiyle ders veren, kendi cebinden kütüphane kurup okula bağışlayan, dağ köylerindeki çocuklara bir harf öğretmek için gittiği yerlerde teröristlerin kurşunlarına hedef olan öğretmen manzaralarıyla doludur ülkemiz. 666 sayılı KHK ile maaşları kamuda en düşük seviyede seyreden öğretmenlere hükümet borçludur. (GÜRKAN AVCI-DES GENEL BAŞKANI)

NOT:  Bugün 24 Mart 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…