Kafam karışık. İçinden çıkamadığım çok hali konuk
ediyorum şu sıralar. Birikince içimde soru işaretleri; etrafıma bakıp bu
soruları sadece kendimin sorduğunu görünce ümitsizlik kaplıyor göğümü. Ama yok.
Müslüman ümitvar olur değil mi Kaybetmeyeceğim.
Sorun bende sanırım. Bu kadar insan yanılıyor olabilir
mi! Kalabalığa karışmak bu kadar kolayken, kendimi yalnızlara çektiğim için
özür diliyorum. Çok şey var aslında. Aklıma geliverenlerden önce özrümü
dileyeyim istedim
İdeallerimi talimatla oluşturmadığım, kaynaklarımı özenle
seçtiğim, hoşuma gidecek sözleri söyleyenlerden çok gerçek denen meretin
peşinde koştuğum, duyduklarımı ve gördüklerimi akıl terazisinde tartıp,
melankoliğe yanlamadığım, tefekkürü nimet saydığım için;
Okuma yazmam olduğu, birazda akledebildiğim için özür
diliyorum!
İyi küfrederdi diye yad edilen kanaat önderlerinin,
milletin zekasıyla dalga geçen, şiirlerden çözümlemeler yapan sözüm ona İslamcı
aydınların, edebiyatın edeple olan ilişkisini unutmuş yazar çizer takımının,
halkın haber alma özgürlüğünü gasp edenlerin, gerçekleri saklayıp her olayı
menfaatlerine yanlayanların palyaço olduğunu düşündüğüm için;
O elindeki salyangoz sepeti diyebildiğim için özür
diliyorum!
İnterneti en iyi kullanan, sokağa çıktığında eli en çok
öpülen, fenomenliğin peşinde koşarken hak olanı tutup kaldırmayı unutan,
sıkıştığında en sevmediği adamın fetvasına yaslanan, Allah ın yakamayacağı
hiçbirşey yokken artistlik yapan, işi gücü kalmamış gibi bu iddiayı çürütmeye
çalışan, kendisini Allah dostu etiketiyle müridlerine uçurtan, kızlara çorap
sattıran, içini boşalttığı insanı dinle oyalayıp kendi dünyasını kotaranları
ciddiye almadığım için;
Mevcutların, Kur an da tarif edilen Allah dostlarına
bir türlü benzetemediğim için özür diliyorum!
Tüm bildiklerim ve inandıklarımı bir hırs uğruna yok
sayamadığım, aşağılık kompleksine yakalanmadığım, doğru yu hak ka tercih
etmediğim, cihad gerekliliğinden caymadığım, mücadelenin kıyamete kadar
sürecek olmasını unutmadığım, gayba göre verilen fetvalara pek kulak asmadığım
için;
Müslümanım demenin bir iddia olduğunu ve iddianın ispat
zorunluluğu olduğunu bildiğim için özrü diliyorum!
Olan biteni tek taraflı dinleyemediğim, devletlerin
halklarına rağmen değil, halkı için mücadele etmesi gerektiğini sandığım, hamaset
yapabilecek bir ülke olmadığımızı, o kadar güçlü olmadığımızı söyleyebilecek
kadar cesur olabildiğim, büyüklüğün padişahın kürkünden değil halkın refahından
anlaşılması gerektiğine inandığım, Osmanlıcılık oynanmasının çok yavan olduğunu
düşündüğüm, dizilerle siyaset yapılmasına anlam veremediğim, hazine
bakanlığının açıkladığı borca inandığım, resmi gazetede yazanları
alıntıladığım, komşularla sıfır sorun tamlamasındaki stratejik derinliği
anlamadığım, Avrupanın bir medeniyet olduğu fikrine hunharca güldüğüm,
Amerika nın en büyük yalanının özgürlük olduğuna yandığım için;
Dostumu düşmanımı reel politiğe göre değil, her
Müslümanın yapması gerektiği gibi dini referanslarımdan aldığım, fasıktan bir
haber aldığımda doğrulatmak için çaba harcadığım, ilmihal bilgisini ilmihal
kitabından aradığım için;
Bir fikrim olduğu için özür diliyorum!
Filistine üzüldüğüm ve dertlendiğim, halinin halli için
kendimi sorumlu hissettiğim, rabia meydanına hüzün akıtıp rabia işareti
yapmadığım, dar ağacına yürüyen mübarekleri Fransa da ölenlerle aynı kefeye
koymadığım, Avrupanın insanlık, Amerikanın özgürlük anlayışından nefret
ettiğim, Müslümanların vicdansızların vicdanına sığınmasından iğrendiğim, tüm
dünyayı kaosla yönetmek isteyenlere destek vermediğim, Avrupa nın değerlerini
kendi değerlerim olarak kabul etmediğim, sapan taşına (size göre) gereğinden
fazla anlam yüklediğim, Mursi ye gaz verip yarı yolda bırakanlara ateş
püskürdüğüm, göz göre göre yalanlarını pazarlayanlardan dolayı sinir krizleri
geçirdiğim için;
Bir vicdanım olduğu için özür diliyorum!
Kendi doğrularına hak elbisesi biçmiş arkadaşlarımla
konuşamamak beni ne kadar yaralıyor anlatamam. Hele hele onlar gibi
düşünmediğim için beni çok rahat bir şekilde hain damgası vurmalarının beni
ne kadar yaraladığını anlatamam. Milleti ahmaklaştırmanın yolunu keşfeden
televizyon ve programcı müsveddelerinin onları kandırdığını haykırmak isterdim
sokaklarda. Bedel ödemeden ulaşılmış rahatlıkların asla gerçeğe hizmet
edemeyeceğini söylemek, memleketin aslında anlatıldığı kadar iyi olmadığı ve
iyiye gitmediğini bağırmak istiyorum. Yolunda gitmeyen çok işimiz var. Kafamızı
başka tarafa çevirmekle çözülmüyor bu meseleler. Osmanlıya öykünmenin kolay yol
olduğunu düşünenlere de kötü haberlerim var. Zor zamanlarında bile kendinden
yardım isteyen Almanlara sadece 2 tane yeniçeri kıyafeti gönderen Osmanlı var
hatıramda. 2 kıyafetin bir köye yapılan saldırıları durudurma gücü vardı en
zayıf zamanında. Güç böyle olur. Güçlüyüm dediğin zamanda seni uluslararası
platformlarda ciddiye almıyorken kimse, zor zamanını düşünemiyorum.
Tüm bu yazdıklarımdan sonra; sizce ben bu ülke için kötü
bir son mu diliyorum Bu yazdıklarımdan gerçekten o mu anlaşılıyor Yoksa
ertelediğimiz çözümsüzlükler ayağımıza dolandığında ben söylemiştim demek
için mi yapıyorum zannediyorsunuz Asla. Aynı gemideyiz. Bu gemi batarsa bizde
dalgalar arasında kalacağız. Sizi bilmem ama ben çok iyi bir yüzücü değilim
Kalbinizin sahibine emanet olun
Eyvallah!!!