Özledim…

Abone Ol

İnsan duygularıyla birlikte yaşar. Duyguları zaman zaman sirayet eder benliğine insanın. Sevgi, nefret, acıma… Daha pek çok duygu besler insan içerisinde. Hisseder tüm o duyguları. Yaşadığı ana ve geleceğine yön verir içinde beslediği duyguları.

Sizi bilmem ama ben duygusal yönü ağır basan bir mizaca sahibim. Duygularım davranışlarımda, düşüncelerimde çok yer kaplar. Anlık sevgilerin ve öfkelerin yanında uzun soluklu beslediğim duygularım da vardır. Aradan geçen nice yılların değiştiremediği duygulardır bunlar. İşte bu uzun soluklu duygulardan bir tanesidir özlemek. Özlem o kadar çok şey barındırır ki içinde. Zamana ve mekâna göre değişik anlamlar, şekiller çağrıştırır insanın hafızasında.

Pek çok değişik şeyi hatta zıt olanlarını bile özlerim aslında. Bulutlu havalarda güneşi, güneşli günlerde yağmuru, yağmurun tatlı tatlı yağdığı anlarda kar yağışını… Yoklukta varlığı varlıkta yokluğu özlerim. Bazen hayal dünyasındaki bir yeri, bazen de yitip giden bir güzelliği özlerim. Gökyüzünün maviliğini, gri bulutların kasvetini özlerim. Ela gözlerdeki bakışın gizemini, kömür karası gözlerdeki sevimliliği özlerim. Parkta oynayan minik kedinin hareketlerini, kesilen ağaçtaki yaprağı! Kimi zaman hülyalara dalar ta uzaklarda öttüğünü varsaydığım horozun o tiz sesini özlerim. Toprakta biten otu, meyve veren ağacı! Karanlık gecemi aydınlatan ayı , gündüz içimi ısıtan güneşi! Akşam yorgun argın eve geldiğimde evi saran tarhana kokusunu, ekşi maya ile yapılan ev ekmeğini özlerim. Dalından meyve koparıp yemeyi, minik fidana su vermeyi! Yaprakların hışırtısını, ağaçları yerinden koparacakmışçasına sert esen fırtınanın pencerelerde çaldığı ıslığı özlerim. Masmavi gökyüzünde umarsızca uçan kuşları, bir yerlere yetişmek istercesine hızla akıp giden bulutları özlerim. Martılara gemiden simit atmayı, Eminönü’nde balık ekmek yemeyi! Kız kulesine nazır çay içerek boğazdan geçip giden gemileri seyretmeyi!

Başka başka şeyleri de özlerim elbette. Faize bulaşmadan bir gün geçirmeyi, kazandığım paranın helal olmasını, alın terinin emeğin karşılığının alınmasını, dostlukları, arkadaşlıkları, sılayı rahimin yapılmasını, komşulukları, komşusu açken tok yatmamayı, karşılıksız iyilik yapmayı, yetimin başını okşamayı, naçar olanlara çare olmayı, sahipsiz kalmışa sahip çıkmayı, düşene uzanan el olmayı…

Özlemenin bir nedeni de tarifi de yoktur benim için. Özlerim işte. Yalın ve sade bir haleti ruhiye ile özlerim. Kafamı kaldırıp gökyüzüne her baktığımda özlediğim bir şeyi hatırlarım. Güzel şeydir aslında özlemek. Hele özlediğim kişi bir dostum, arkadaşım ise ona ulaşıp “Özledim…” demeyi de çok isterim. Eğer özledim diyorsam anla ki sohbet ettiğimiz günler, birlikte yediğimiz yemekler, içtiğimiz çaylar, kahveler gözümde tütüyor demektir. İnsan hatıraları oranında yaşar aslında. Zihnimde uçuşan nice hatıranın şimdilerde pek izi kalmadı belki ama elbette ki unutamadıklarım da yok değil!

Çocukluğumu özledim mesela. Ne güzel günlerdi o günler diye iç çekerken, oyunlar oynadığım, en güzel yıllarımın geçtiği o boş arsayı da özledim. Çocukluk anılarımı, çocuksu dünyamda beslediğim duyguları özledim. Çocukluk arkadaşlarımı da özledim. Çocukken yemeye doyamadığım leblebi tozunu, su muhallebisini, un kurabiyelerini, bir plastik topun peşinde bağırış çığırış koşuşturmayı…

Anne babamı özledim. En fırtınalı zamanlarımda sığındığım o limanları! Yavrum deyişlerini, şefkatle uzanıp saçımı okşayan ellerini, bağırlarına basışlarını özledim. Kara gün dostlarımı, acıyı paylaştıkça azaltan, neşeme ortak olan arkadaşlarımı! Mutlu günleri bir başka özledim. Mutluluğu bulduğum anları, o huzur kokan akşamları! Sıcaklığını hissedebileceğim aile ortamını özledim. Akşam olduğunda neşeyle oturulup yemek yediğimiz sofraları! Hormonsuz doğal gıdaları özledim. Evden çıkıldığında en kısa sürede menzile varmayı özledim. Trafik keşmekeşinin olmadığı bir şehri, betona teslim olmamış çevreyi özledim.

Nice zaman geçse de insan özlemeyi bırakmaz. Görmese de duymasa da hep özler. Bazen dalar gider hülyalara bazen de aniden irkilir aklına gelen bir anıyla. Özlemek insani bir duygu ve ben özlemeyi seviyorum aslında…

Selam ve dua ile…

Minik bir tebessüm Nur içinde yatsıN

Öğretmen sınıfı toplayıp birlikte fotoğraf çektirmeye uğraşıyormuş.

- Düşünün çocuklar demiş, Yıllar sonra bu fotoğrafa bakacaksınız, ‘Bu Yeşim eczacı oldu, bu Mahir işletme mühendisi…’ diyeceksiniz.

Arkadan Temel’in sesi duyulmuş:

- Bu da öğretmenimizdi, nur içinde yatsın.

İlgilisine notlar:

• “Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.” Ümit Yaşar Oğuzcan

• “Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, bir insan seni değiştirebilir.” Konfüçyüs

• “Denizi seviyorsan dalgaları da seveceksin. Korkarak yaşarsan yalnızca hayatı seyredersin.” Friedrich Nietzsche

• “Hayat üç bölümdür: dünyayı değiştireceğini sandığın, değişmeyeceğini anladığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun.” Jean Paul Sartre

• “Yaşamın en büyük zevki, başkalarının yapamayacağınızı söylediği şeyi yapmaktır.” WalterBagehot