Son dönemlerin sıkıntı oluşturan takıntılarından birisi
olmaya başladı özgüven. Farkında mısınız bilmiyorum ama özgüvenli olacağım diye
özgüveni takıntı haline getirmeye başlayan kişilerde ciddi bir özgüven kaybı
yaşanmaya başlandı.
Özgüveni öyle bir noktaya yerleştiriyor ki insanlar,
sonra bir türlü ulaşamıyor. Kendisiyle veya yapabilecekleriyle ilgili
beklentilerini öyle bir yükseltiyor ki ulaş ulaşabilirsen!
Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve
gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelir. Kendisini olabildiğince
gerçekçi bakış açısıyla görmeye çalışan, kendisi kadar olduğunu kabul eden ve
yapabileceğinin fazlasını beklemeyen yapıdır.
Özgüvenin karşısında duran kelime tahmin edeceğiniz gibi
güvensizlik veya özgüven eksikliği diye tabir edilen durumdur.
Özgüven sahibi kişi kendisine güvenirken, özgüven
eksikliği olan kişi kendisine güvenmez. Kendisinden şüphe duyar, pasif
davrandığını düşünür, çevresindeki kişilerin sürekli kendisini eleştirdiğini
düşünür, mahcup ve utangaçtır. Duygusal olarak zayıftır. Aslında sahip olduğu
kapasitenin farkında değildir. Hatta çevresindeki herkes onun başarılı olduğu
yanlarını dile getirdiğinde kendisiyle dalga geçildiğini, daha olumlu şartlarda
ise gönlünü almak için insanların onu abarttığını düşünür durur.
Son yıllarda psikolojik destek çalışmalarında dikkatimi
çekmeye başladı. Özgüven sahibi olmayı takıntı haline getiren kişiler özgüven
kazanmanın aksine, iyice içe kapalı ve çekingen olup çıkıyor. Özgüven sorunuyla
merkezimize öyle çok kişi başvuruyor ki...
Özgüven, kendini eleştirmeden sevebilmek, duygusal
sorunlarına karşı anlayışlı tavır koyabilmek, hatalarının olabileceğini kabul
etmek ve kendisini geliştirecek yeniliklere açık olmak şeklinde tarif
edilebilir. Eleştiriye açık olmak, bağımsız karar alabilmek de önemli tabi.
Genel anlamda umutsuzluk duygusunu çok yaşayan kişilerin
özgüven sorunu yaşadığını düşünüyorum. Büyüdüğünüz ortamın anlayışlı olmaması,
mükemmeliyetçi anne/baba, gereksiz beklentiler, aşırı eleştiri özgüven sorunu
oluşturur. Hatta bazen aşırı koruyucu aile de özgüven sorunlu insanlar
yetiştirir. İki uçlu bir süreç düşünün, çok korununca da çekingen oluyor kişi,
aşırı baskıya maruz kalınca da. Dengenin hâkim olduğu, ılıman iklimli ailelerin
çocukları güvenli kişiler olarak hayata karışıyor. Siz büyürken şartlar doğru
oluşmamış olabilir; ancak herkes kendi şansını kendisi oluşturabilir ve sağlam
yapı geliştirmek için çabalayabilir. Bu çabayı abartmak, yaptığı halde hiçbir
işe yaramamış gibi duygulara kapılmak iyi değil sevgili okurlar.
Not: 29 Nisan Çarşamba günü saat: 19.00 da Ümraniye
Necmettin Erbakan Kültür Merkezi nde Kalpler Nasıl Huzur Bulur konulu
seminer vereceğim. Müsait olan herkesi beklerim. Tanışır sohbet ederiz...
Kendinizi ve yeteneklerinizi acımasız şekilde
eleştirmeyin
Birilerine uysun veya uymasın, biricik ve özel olduğunuzu
kabul edin. Her yaptığınız davranışın birileri tarafından beğenilmesi gerektiği
düşüncesinden kurtulun. Mümkünse bu düşünceyi bir poşete koyun ve uzay
boşluğuna fırlatın gitsin! İşinize yaramayan, sizi üzen, geriye götüren ve
değersizlik duyguları oluşturan bu tür düşüncelerin sizi esir almasına izin
vermeyin.
Özgüven sahibi olmak aslında zor değil. Kendinize karşı
biraz insaflı olmanız yeterli. Gerisi kendiliğinden gelişir merak etmeyin.
Atacağınız adımların sonuçlarını hep olumsuz olacakmış gibi hesaplamayın. Olası
iyi halleri aklınıza getirmeye çalışın. Kimsenin sizden üstün olmadığını
unutmayın. Gerçekçi olmayan değerlendirmelerinizle kendi kalbinizi kendi
beyninizle kırmayın.
Dışarıdan bakıldığında gayet kendinden emin görünen
insanların, iç dünyalarında kendine güvenmeyen/korkak hissetmesi ilginç değil
mi Herkes başkalarının özgüven sahibi olduğunu düşünüyor. Lütfen kendiniz
hakkında olumlu düşünerek işe başlayın.
Gerçekçi olmayan beklentilerinizin altında ezilip
durmayın. Herkesin her yaptığını yapmak zorunda olmadığınızı unutmayın.
Sürekli eleştirip durduğunuz yanlarınıza değil, sizi
mutlu eden yanlarınızı düşünmeye gayret edin.
Yaptığınız başarılı işleri şansa bağlamayın!
O şansı bile sizin oluşturduğunuzu unutmayın.
Düşüncelerinizi sürekli birilerine beğendirmeye
çalışmayın. Düşünce sizin ve size ait! Beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez.
Her düşünce herkes tarafından beğenilecek diye bir kaide yok ki dünyada.
Reddedilme ve sevilmeme kaygınızı yenmeye çalışın. Seven
sever zaten merak etmeyin, sevmeyecek olan kişi ağzınızla kuş tutsanız beğenmez
nasılsa. Bu bilinci geliştirmeye gayret edin. Rahmet Peygamberi bile
eleştiriliyorsa bu hayatta Ayşe yi Ali yi kim niye eleştirmesin!
Zamanla toparlanacağınıza dair inancınızı yitirmeyin.
Herkesin her yaptığını yapmak zorunda olmadığınızı kendinize söyleyin.
Bazen, elimizde kalan tek seçenek aslında en kötü
olanıdır! Yine de devam etme cesareti lazım!.. Hepimize biraz cesaret lazım...
Sevgiler...