Geçen yazımızdaki Amerika seyahat notlarımızı bu yazıyla
tamamlayalım. Amerika da maskaralıklar az değil. Beyaz Saray ın önüne çadır
kurmuş, yüz yaşlarında yaşlı bir kadın, elindeki Savaşa hayır! vb. yazılı
dövizle saçını başını yolarak, sağa sola çevirip kendi kendine bağırıp
çağırıyor. Şaşkın bakışlarla seyredenler onun fotoğrafını çekiyor.
Belli ki yaşadığı ülkenin (!) işgalci ve sömürücülerin başı olduğunu
bilmiyor.
İkiz kuleler ibret-i âlem yerinde duruyor. Amerika da
-hiç bitmeyen 11 Eylül- hâlâ sürüyor.
Müslümanlar psikolojik baskı altında. Bu durum
sayılarının azlığından değil; inançlarından kaynaklanıyor.
Kendilerinden daha az nüfusa sahip Yahudiler, ABD nin
ekonomi, siyaset, bürokrasi, sanat ve medya gibi can damarı olan tüm alanlarını
kontrolü altında tutuyor.
İslam Kültür Merkezi ne yaptığımız ziyarette Balkan
kökenli yönetici, Amerika daki Müslümanlar haklarının bilincinde değil, her
bir vatandaş, Obama kadar hak sahibi olduğunu bilmeli. Kaldı ki Amerika
dünyayı, yani Müslümanları sömürmesiyle ayakta. Dünyadaki Müslümanlar dolar
kullanımını bıraksa Amerika çöker. Şuurlu insanlara ihtiyacımız var. Hâlâ 11
Eylül ü yaşıyoruz, sanki Müslümanlar yapmış! Kendileri yazdı, kendileri oynadı,
suçu üzerimize atıyorlar dedi.
***
Allah selamet versin bizim dışişleri diplomatları da
Türkiye den gelen ziyaretçi heyete, ülke tanıtımına ilişkin yaptığı sunumda,
Amerika nın büyüklüğünü (!) anlata anlata bitiremiyor. Yetkili kişi
konuşmasının sonunda ne derse beğenirsiniz Amerikalılar öyle büyük düşünen
insanlar ki, diş macunları bile soba borusu gibi büyüktür. Buyur buradan yak!
Beyefendiler Amerika nın büyüklüğünü,
Türkiye nin/Müslümanların da küçüklüğünü ikna memurları sanki.
Bu arada bizim çokbilmiş (!) okumuş, güngörmüş tipler de
gördükleri her manzarada hikmet arıyor. Saçma uygulamaların bile ne kadar doğru
olduğunu Bizden adam olmaz! nakaratı eşliğinde anlatıyor.
***
Amerikalıların
medeniyet (!) düzeylerini anlatmak için ise sadece şu iki örnek yeterli
sanıyorum.
Birincisi, hiçbir tuvaletinde su bulunmayan ülke
özelliği. Tuvaletlerde sadece peçete var, temizlik/taharet ihtiyacı böyle
gideriliyor. Onlara göre sifonla tuvalet taşını temizlemek, insanın su ile
azalarını temizlemesinden daha önemli. İçinizden gün boyu dua ediyorsunuz ki,
oraya ihtiyacınız olmasın.
İkincisi de uluslararası düzeyde önemli işadamlarının
katıldığı toplantı düzenlenmiş, Amerika ya yatırımcı çekme gayretindeler. Büyük
büyük rakamlar, milyon ve milyar dolar hacimli projeler anlatıp, gözlerin fal
taşı gibi açılmasını sağlarlar. Ama bu toplantıda bir çay servisi dahi yoktur,
çıkıp parayla almak zorundasınız.
Somali de Cibuti de tecrübeyle sabittir- wifi internet bağlantısı kullanıp dünyanın
öbür ucuyla viberden ücretsiz görüşme yapabilirsiniz. Ama Washington daki beş
yıldızlı otelde paralıdır. Şarj cihazı kullanacaksınız ücret ödemek
zorundasınız.
Robot insanlar ya da insan makinaları desek abartmış
olmayız. Onlara göre hayat:
Çalış, koş, alış veriş yap, cola iç, cips-pizza ye,
eğlen.