Özgürlük beklerken!

Abone Ol

Mahalle baskısı Prof. Şerif Mardin in uydurup sosyoloji literatürümüze kattığı,

Türkiye ye has kavramlardan birisiydi. Mardin, bu kavramla, laik kesimin yaşam

tarzına müdahale edilme ihtimalini gündeme getiriyor, rejimin otoriterliğinin

bazı dayatmalar getirdiğini iddia ediyordu. Aslında bu kavram çok önceleri

gündeme getirilmiş olsaydı, belki haklılık payı olabilirdi. Çünkü, yıllardır

rejimin ve bürokrasinin otoriter baskısı altında kalan ve dini yaşama

gayretlerinden dolayı yaşam tarzlarına müdahale edilen yüzbinlerce insan, okullardan

atılmış, devlet dairelerinde horlanmış, hastanelerde itilip kakılmış ve tam bir

laik dayatmasıyla ötekileştirilmeye çalışılmıştı. Dini hassasiyetlerinden ve

kılık kıyafetlerinden dolayı, insanlarımızın nasıl horlanmaya çalışıldığını,

nasıl aşağılandığını geçtiğimiz hafta ODTÜ nün bahçesinde vuku bulan olayla çok

daha iyi kavrama imkanını bulduk. Bir grup öğrenci, başörtülü öğrencilerin

yanına yaklaşıyor ve onların okulu terk etmesini istiyor. Üstelik, bunu

aşağılayan, istihza eden ve karşısındaki insanı ötekileştirmeye çalışan itici

bir üslupla yapıyorlardı.

Üniversiteler özgürlüğün, özgür düşüncenin, hürriyetin

sembolü olmuş kurumlardır. Üniversiteler, dogmacı anlayışın, tek tipçiliğin,

insanların kılık kıyafetiyle yargılandığı müesseseler değildir. Başörtüsüne

özgürlük talep edilen gösterilerin yoğun şekilde yapıldığı geçmiş dönemlerde,

Türkiye nin bir çok üniversitesinden öğrenciler elele, kolkola girerek

sokaklarda yürüyüşler gerçekleştirmişler, özgürlük çağında üniversitelere

dayatılmaya çalışılan bu yasağın kaldırılması için haklı şekilde seslerini

yükseltmişlerdi.

Şimdi ne oldu da işler tersine döndü Kendisi gibi

öğrenci olan birisine böyle hakaret edebilme cüretini bu insanlar nerden

alıyorlar ODTÜ, kendi yaşam tarzlarını başkalarına dayatmayı hüner bilen

öğrencilerin çiftliği mi Kim kimi nerden kovuyor

Türkiye, artık eski Türkiye değil! Birilerinin kafasına

estiğinde darbe yaptığı, birilerinin kafasına estiğinde muhtıra verdiği

dönemler kapandı. Hiç kimse hiç kimsenin yaşam tarzına kafasına estiği gibi

müdahale edemez. Hiç kimse hiç kimsenin kılık kıyafetine bakarak kendi yaşam

tarzının uygulanmasını isteyemez!

Böylesine faşizan bir anlayış üniversite gibi

özgürlüklerin beşiği bir kurum içinde kendisine yer bulamamalı. Bu ibretlik tabloyu

Mahalle Baskısı kavramının mucidi Prof Şerif Mardin e sormak ve yorumlatmak

lazım. Bizler, daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, din ve vicdan hürriyeti

noktasında Anayasal güvenceler ortaya çıkmasını beklerken, Anayasa yazım

sürecinde insanlarımıza tanınan özgürlük ortamının çoğaltılmasını beklerken,

birileri kalkıyor faşist eylemleriyle toplumun temeline dinamit koymaya

çalışıyor.

Elbette bu öğrencilerin fikir babası birileri vardır Bu

rezil görüntülerin müsebbibi, figüran rolündeki öğrenciler ve onların

ağababaları, kışkırtıcıları ve provakasyon zeminini fikirsel olarak kurgulayan

birileri olmalı.

Türkiye, çok zor şartlardan geçerek, tırnaklarını

kazıyarak belirli aşamalara geldi. Demokratik kazanımlar noktasında hala

sıkıntılarımız var. Bu sıkıntıları aşabilmek için sürekli yazıyoruz, çiziyoruz,

eksiklikleri gündeme getiriyoruz. Fakat, özgürlüklerin beşiği

üniversitelerimizde toplumu provoke etmeye yönelik böyle bir eylemin vuku

bulması, Neler oluyor sorusunu sormamıza neden oluyor.