Özgürleşmek Sizi Neden Korkutuyor?

Abone Ol

K işinin kendini olduğu gibi kabullenmesini ve canlılara karşı gösterdiği merhameti kendisine de gösterebilmesini ifade eden “öz merhamet” kibri ve bencilliği besleyen özseverlikten farklıdır. Zira özseverlikte kişi kendi bedenine ve benliğine karşı hayranlık beslemekte ve diğerlerinden daha üstün özellikler taşıdığına inanmaktadır. İnsanlarla ilişkilerinde ezici bir yaklaşım sergileyen özsever kişiler bulundukları ortamda bütün dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışır ve beğenilme içgüdüsüyle hareket ederler. Özsever bireyler sevgi ve ilgiyi sadece kendilerinin hak ettiğine inanır ve diğerlerini sadece bir araç olarak görürler. Öz merhamet ise kişinin bulunduğu konumun ve sahip olduğu ulvi değerlerin farkına varıp kendisine hak ettiği değeri vermesidir.

İlginçtir öz merhamet İslam toplumlarında kabul gören bir değer olmamış aksine dışlanmış, horlanmıştır. Hurafelerin kıskacına sıkışan ve özgürleşmekten kaçınan Müslümanlar Allah’ın bahşettiği değerlere sahip çıkmak yerine türlü türlü yamalarla aşındırarak kendilerini değersizleştirmişlerdir. Oysa Yüce Rabbimiz varlık alemi içinde insanı seçmiş, insana özel bir değer atfetmiş ve adaleti tesis etme sorumluluğunu ona yüklemiştir. Allah’ın atfettiği bu değeri kulların yok saymaya hakları olabilir mi?

Anlamak mümkün değil! Niçin kendinizi Allah’ın bahşettiği bu özel tahttan indirip de köhne mahzenlere hapsetmektesiniz? Farkında mısınız? Yaratıcınızın size lütfettiği değeri yok saymaktasınız! Kaldırın başınızı ve göğsünüzde taşıdığınız değerler ülkesine bir bakın! Peki, şimdi Yaratıcınızın size atfettiği değerin farkına varabildiniz mi? Eğer bu değeri kendinizden bilirseniz elbette sorun olur ancak fıtratınızda taşıdığınız özün ve üzerinize yağmur gibi yağan bereketin nereden, kimden geldiğini bilir ve teslimiyet gösterirseniz bu sizi küçültmez aksine yüceltir.

Özseverlik ve bundan beslenen kibir kötü bir haslettir kendinize hak ettiğiniz değeri vermeniz ise adalettendir. Fakat her nedense üzerinizde taşıdığınız harikuladelikleri yok sayıp kalıplaşmış yargılarınızla hareket ediyorsunuz.

Beklenmedik bir zamanda kulaklarınıza yankılanan çocuk sesleri ile irkilip yüreğinizin götürdüğü yöne doğru ilerlediğiniz olmuştur öyle değil mi? Merhametinizle çıkıp bir çocuğun başını okşamış, bir annenin yüreğini serinletmiş, bir yoksulun yüzünde tebessümler açtırmışsınızdır. Fakat aynı desteği, aynı katkıyı, aynı şefkati kibir olarak addedip kendinize göstermekten kaçınmışsınızdır. Kendinize karşı son derece acımasız davranmış ve duygularınızı yok sayıp incitmişsinizdir.

Pozitif psikoloji insanın zayıf yanlarının değil güçlü yanlarının ortaya çıkarılmasını ve bireyin farkındalığını geliştirerek kendisine karşı olumlu bir bakış açısının kazandırılmasını öngörür. Bu yaklaşım insanın genetik kodlarında mevcut olan hakkaniyet, güven duygusu, iyimserlik, ümit, sevgi, sabır ve merhamet gibi pek çok olumlu özelliklerin öne çıkarılmasını ve geliştirilmesini gerekli kılar. Ancak bunun için bu değerlerde her bireyin kendisinin da hakkının olduğunu bilmesi ve hayatını buna göre şekillendirmesi gerekir.