Özgür Fakat Köleyiz

Abone Ol

İnsan, yaradılışı itibariyle sosyal bir varlıktır. Dolayısı ile toplumsallaşmaya ihtiyaç duymaktadır. Fakat modern dünya insandan bireyselleşmesini talep etmektedir. İnsan bir tarafta modern dünyanın talepleri, bir tarafta yaradılışı itibariyle toplumsallaşma ihtiyacı arasında sıkışıp kalmaktadır. Bu da toplumun sağlığını bozmaktadır.

Bireyselleşme, kulaklara hoş gelen bir kavram. Fakat pratikte veya modern dünyanın iletişim aygıtları ve pazarlama teknikleri ile bize dayattığı bireyselleşme olgusu kişiyi özgürleştirmiyor aksine köleleştiriyor. Birey olma tutkusuna kapılan insan, çevresinin fikirlerine ve tavsiyelerine karşı “hayır ben kendi kararlarımı alabilirim” diyerek çatışsa da modern dünya tarafından ona dayatılanlar arasında bir seçim yapmak mecburiyetinde.

Öte yandan aileler, çocuklarının öz benliklerini koruyabilmek, modern insanlar olabilmelerini teşvik edebilmek için bireyselleşmelerine çok özen gösteriyorlar. Çocuklarının kararlarına karışmamayı, onları seçimleri konusunda özgür bırakmayı çocuklarının bireyselleşmesi adına büyük adımlar olduğunu sanıyorlar. Ancak bu ailelerde yetişen çocuklar büyüdükçe özgür bireyler değil, ailesine bağımlı ve modern dünyanın kölesi yetişkinlere dönüşüyorlar. Zira aileler çocuklarını karar mekanizması konusunda özgür bırakırken aslında modern dünya iletişim aygıtları üzerinden çocuğun kararlarına etki etmekte ve kendi istediğini çocuğa dayatmaktadır, böylelikle çocuk modern dünyanın kölesi haline gelmektedir. Tüm çocukların bir fabrikadan çıkmış gibi aynı şeylere ilgi duymaları, aynı fenomenleri takip etmeleri, aynı ürünleri satın alma istekleri bunun tezahürüdür.

Aileler karar mekanizmasına karışmamakta, kendi tecrübeleri üzerinden yol göstericilik vazifesini yapamamakta özgür bırakırken çocuğun her istediğini yaparak, sorumluluk yüklemeyerek de çocuğu kendine bağımlı hale getirmektedirler. Sonuç olarak kararlarını modern dünyanın verdiği, bir yerden bir yere tek başına gidemeyen, özel ihtiyaçlarını kendi gideremeyen, kısacası kendi ayakları üzerinde duramayan bağımlı yetişkinler yetiştiriyorlar.

Birey kavramı yerine kul kavramını koyabilseydik, kul olmamız dolayısı ile her birimizin haklarına riayet edecek, kişinin kendini gerçekleştirmesine, kendi ayakları üzerine durmasına izin verecektik. Kul kavramını esas alınca birey kavramının getirdiği yalnızlaşma duygusu yerine her birimizin birbirimize olan kardeşlik hakları dolayısı ile de ümmet olma duygusunu tadabilirdik.

Dolayısı ile insan hem kendini
gerçekleştirmiş, özgür bir birey olacak, hem de yaradılışı itibariyle sosyalleşme ihtiyacını ümmet olma duygusu ile tatmin etmiş olacaktı.

Ne yazık ki modern olma, modern dünyaya eklemlenme arzusu ile ne özgürleşebiliyoruz ne de birlik olabiliyoruz. Özgür fakat