Özgecan Aslan ve İnsanlık

Abone Ol

Özgecan a kıyıldı. Kadınlar size Allah ın emanetidir

denilmişti oysa.

Allah korkusunu kalbinde taşıyan bir insan mümkün değil

böyle bir şeyi yapsın. Ama Allah korkusu ne yazık ki kolayca yerleşmiyor

kalplere. Namaz kılan oruç tutan nice insanın kalbinde Allah korkusundan eser

yok. İslam ın âlimlerinden Mahmud Sami Ramazanoğlu şöyle demiş: Bir insanın

muttaki olduğu, yaptığı nafile ibadetlerde değil, muamelatının temiz,

kazancının helal olup olmadığından anlaşılır. İnsanı insan yapan mahlûkata

muamelesidir. İnsan olmayı insanlara kim öğretecek

Allah korkusunu nasıl gördüğümüz ve algıladığımız da

önemli. Gecenin karanlığından korkmak gibi mi Çocukluğumuzda öcü, canavar gibi

korku imgelerinden korkmak gibi mi Cehennem ve ateşe dair bir korku mu

Aslında hiçbirisi. Kalbin Allah a duyduğu saygı, Ona duyulan mahcubiyet ve Onun

nezdinde değersiz bir kul hâline gelme korkusu. Yani eşimizin gözünden

düşmekten korkmak gibi, sevgimizin büyüklüğünden kaynaklanan bir itibarsızlaşma

korkusu aslında bu.

Kimi çevrelerin ilginç söylemleri oldu. Cinsellikten

korktuğumuz için geliyor başımıza bunlar, yeterince özgür değiliz dışarıda

diyenler. Vapurlar, sinemalar, parklar, bahçeler, sahiller, otobüs ve metrolar,

sokaklar, alışveriş merkezleri kısacası nefes aldığımız her ortam yatak

odalarına dönüşmüş zaten daha neyin kısıtlamasından bahsediyorsunuz Daha neyin

korkusu Keşke çocuklarımızın gençlerimizin zihnini cinsellikle bu denli

dolduracağınıza, onlara erken yaşta cinsellik eğitimi vermeye çalışacağınıza,

televizyonları gazeteleri cinselliğin apaçık işlendiği merkezler hâline

getireceğinize, asal idealleri, yarı grupları ve halkaları anlatsaydınız.

Matematikle meşgul zihinler yetiştirseydiniz. Erken yaşta bilimsel çalışmalara

olimpiyatlara katılmaları için teşvik etseydiniz. Öykü ve şiir kitapları

alsaydınız çocuklarınıza, merhameti şefkati öğretseydiniz. Ahlakı ve hoşgörüyü

öğretseydiniz. İş ile yoğunluk arasında ilgiden yoksun ve ruh sağlığı bozulmuş

artık çocuklarımızın. Onların işlediği her suçta her hatada bizim payımız

büyük.

Özgecan ın babasının sözleri aklıma ne getirdi biliyor musunuz

Necip Fazıl Kısakürek in Reis Bey adlı tiyatro oyununu O oyundan bir replik:

KUMARHANE GARSONU Sen onun gibi kumar oynamıyorsun! Eroin almıyorsun! Nasıl

mirasçısı olabilirsin Sabaha kadar, bu akrep yuvasında tıkılıp kalmaktan

muradın nedir Hâlâ anlayamadık! REİS BEY Muradım akreplerle halleşmek,

onları okşamak... KUMARHANE GARSONU Ne çıkacak bundan .. REİS BEY

Yumuşayacaklar. Ağlamayı öğrenecekler. Bir başka replik: REİS BEY Nasıl

öldürürsün Göz! Renk renk dünyaları, en yakın zerreyi, en uzak yıldızı gören

göz. Ona nasıl toprak doldurursun Kalp dediğimiz, bütün gücümüzü veren esrarlı

tulumbayı nasıl kırar, parçalarsın Bunları yapmayı bırak bir tarafa; bunları

yapmak imkânı var ya; işte yalnız imkânı var diye nasıl dövünmez, yırtınmaz,

tepinmezsin Gelin çocuklar, kumar masasına dizilip hep beraber ağlayalım!

Sebep mi istiyorsunuz Çok! Gündüzün bitişinde gece, düzlüğün berisinde

ayrılık, ekmeğin ucunda açlık var diye katıla katıla ağlayalım! Çocuklar; dünya

bir gözyaşı evinden başka ne olabilir Ağlayanlardan olmak dururken, üstelik

ağlatanlardan olmak reva mı Yaşayan bir Reis Bey: Özgecan Aslan ın babası.