Özgecan a kıyıldı. Kadınlar size Allah ın emanetidir
denilmişti oysa.
Allah korkusunu kalbinde taşıyan bir insan mümkün değil
böyle bir şeyi yapsın. Ama Allah korkusu ne yazık ki kolayca yerleşmiyor
kalplere. Namaz kılan oruç tutan nice insanın kalbinde Allah korkusundan eser
yok. İslam ın âlimlerinden Mahmud Sami Ramazanoğlu şöyle demiş: Bir insanın
muttaki olduğu, yaptığı nafile ibadetlerde değil, muamelatının temiz,
kazancının helal olup olmadığından anlaşılır. İnsanı insan yapan mahlûkata
muamelesidir. İnsan olmayı insanlara kim öğretecek
Allah korkusunu nasıl gördüğümüz ve algıladığımız da
önemli. Gecenin karanlığından korkmak gibi mi Çocukluğumuzda öcü, canavar gibi
korku imgelerinden korkmak gibi mi Cehennem ve ateşe dair bir korku mu
Aslında hiçbirisi. Kalbin Allah a duyduğu saygı, Ona duyulan mahcubiyet ve Onun
nezdinde değersiz bir kul hâline gelme korkusu. Yani eşimizin gözünden
düşmekten korkmak gibi, sevgimizin büyüklüğünden kaynaklanan bir itibarsızlaşma
korkusu aslında bu.
Kimi çevrelerin ilginç söylemleri oldu. Cinsellikten
korktuğumuz için geliyor başımıza bunlar, yeterince özgür değiliz dışarıda
diyenler. Vapurlar, sinemalar, parklar, bahçeler, sahiller, otobüs ve metrolar,
sokaklar, alışveriş merkezleri kısacası nefes aldığımız her ortam yatak
odalarına dönüşmüş zaten daha neyin kısıtlamasından bahsediyorsunuz Daha neyin
korkusu Keşke çocuklarımızın gençlerimizin zihnini cinsellikle bu denli
dolduracağınıza, onlara erken yaşta cinsellik eğitimi vermeye çalışacağınıza,
televizyonları gazeteleri cinselliğin apaçık işlendiği merkezler hâline
getireceğinize, asal idealleri, yarı grupları ve halkaları anlatsaydınız.
Matematikle meşgul zihinler yetiştirseydiniz. Erken yaşta bilimsel çalışmalara
olimpiyatlara katılmaları için teşvik etseydiniz. Öykü ve şiir kitapları
alsaydınız çocuklarınıza, merhameti şefkati öğretseydiniz. Ahlakı ve hoşgörüyü
öğretseydiniz. İş ile yoğunluk arasında ilgiden yoksun ve ruh sağlığı bozulmuş
artık çocuklarımızın. Onların işlediği her suçta her hatada bizim payımız
büyük.
Özgecan ın babasının sözleri aklıma ne getirdi biliyor musunuz
Necip Fazıl Kısakürek in Reis Bey adlı tiyatro oyununu O oyundan bir replik:
KUMARHANE GARSONU Sen onun gibi kumar oynamıyorsun! Eroin almıyorsun! Nasıl
mirasçısı olabilirsin Sabaha kadar, bu akrep yuvasında tıkılıp kalmaktan
muradın nedir Hâlâ anlayamadık! REİS BEY Muradım akreplerle halleşmek,
onları okşamak... KUMARHANE GARSONU Ne çıkacak bundan .. REİS BEY
Yumuşayacaklar. Ağlamayı öğrenecekler. Bir başka replik: REİS BEY Nasıl
öldürürsün Göz! Renk renk dünyaları, en yakın zerreyi, en uzak yıldızı gören
göz. Ona nasıl toprak doldurursun Kalp dediğimiz, bütün gücümüzü veren esrarlı
tulumbayı nasıl kırar, parçalarsın Bunları yapmayı bırak bir tarafa; bunları
yapmak imkânı var ya; işte yalnız imkânı var diye nasıl dövünmez, yırtınmaz,
tepinmezsin Gelin çocuklar, kumar masasına dizilip hep beraber ağlayalım!
Sebep mi istiyorsunuz Çok! Gündüzün bitişinde gece, düzlüğün berisinde
ayrılık, ekmeğin ucunda açlık var diye katıla katıla ağlayalım! Çocuklar; dünya
bir gözyaşı evinden başka ne olabilir Ağlayanlardan olmak dururken, üstelik
ağlatanlardan olmak reva mı Yaşayan bir Reis Bey: Özgecan Aslan ın babası.