Özelleştirme

Abone Ol

Evin balkonunda otururken sokaklarda süratle yürüyen birini görünce "Bu kim " diye sordum.

Ev sahibi "Bu adam elektrik şirketinin görevlisidir. Evlerdeki saatleri okuyor" diye cevap verdikten sonra "Özelleştirmeden önce gelen memur, bizimle ayak üstü sohbet eder, çoluk çocuğunun durumunu anlatır, bizimkileri bilir. Karşı komşunun lafını duyar, öbür evdekine laf yetiştirirdi. Özelleştirme yapıldıktan sonra gelen bu adamlara günde ne kadar saat okuyabilecekleri bildirilmiş. Eğer tamamlamazsa, tembellik yaparsa işine son verileceğinden çabuk gidiyor. Adını bile öğrenemedik daha" demişti.

Sevgili peygamberimiz zamanında ve ondan sonraki iki yüz yıllık zamanda devlet, sağlığın, eğitimin, hukukun, ticaretin, kurallarını koymuş ve işletimini ise serbest bırakmış.

"Kadın erkek herkese ilim farzdır" kuralı koyulmuş ardından bu ilimi dilediğinizden alabilirsiniz denilmiş.

Çağımız eğitim sistemi henüz sahabe dönemi özgürlüğüne ulaşmış değildir. Ama özellikle batıda ona doğru bir gidiş var.

Kişinin diplomasına değil bilgisine bakılma dönemi başlıyor.

Türkiye de bile büyük iş adamlarımız kaliteli insanların diplomasına değil bilgisine bakarak işe alıyorlar. 

İmam-ı A zam Ebu Hanife (h. 80-150) bugün gelse ve Türkiye nin en uzak bir köyüne imam olmak istese önce diploması sorulur. İmam-hatip diploması olmadığı gibi ilkokul diploması bile olmadığından, "Maalesef imtihana alamıyoruz ama saygı ve sevgilerimizi sunarız, imam-hatip diploması veya ilahiyat fakültesi diplomasıyla imam olarak tayin ettiğimiz görevlileri senin mezhebinden imtihan ederek tayin edeceğiz" deriz.

Hatta bunu biraz daha ileri götürelim ve "Sevgili peygamberimizi .." demeyeyim.

Türkiye Diyanet Vakfı nın yayınladığı İslâm Ansiklopedisinin "İcazet" maddesinde İbn-ül Ekfani nin (ö. 749/1348) İrşad-ül Kasıd ila esne l makasıd isimli eserine dayanılarak icazetnameleri/diplomaları devlet vermeye kalkınca Maveraünnehir alimleri ilmin ölmesi nedeniyle matem tuttuklarını haber verir.

Bu gün İbn-i Sina (980-1037) çıkıp gelse, İbni Sina Tıp Fakültesi ne hademe olmak istese, diploması olmadığından tayini yapılamaz.

Devlet kuralları koyar ve denetler. İşin ehli olanlar işlerini yaparlar.

Bir tıp fakültesinde beş günde beş çocuk ölür. Hastahane görevlileri diplomalı oldukları için fazla ses çıkarılmaz.

Bir kırık çıkıkçı, veya otlarla tedavi eden biri olduğunda basın onun üzerine çullanıyor.

Devlet her şeyi özelleştirir, kurallarını koyar, emaneti ehil olanlara verir. Ehil olmayanlara fırsat ve ruhsat vermez. Ehliyetli veya ehliyetsiz, kim olursa olsun yanlış yapınca cezasını da çeker.

Fıkıh/hukuk kitaplarımızın hemen hepsinde "Kerahiye" bölümünde harp zamanında düşmana demir satmanın mekruh olduğunu yazar. Çünkü demir düşmanın elinde silaha dönüşecek de ondan.

Her sahada gayri müslim in bilgisinden yararlanılır ama hiçbir zaman gayri müslim birinin İslâm diyarında dilediği gibi hareket edip Müslümanlar üzerinde boza pişirmesine Müslüman insanları aşağılamasına izin verilmez.

"Kafirin, Müslüman üzerinde velayeti yoktur" kuralı daima geçerli olmalıdır.