...Beyler! Bankaların Birleşik Devletler deki
faaliyetlerini yakından biliyorum. İçeride adamlarım var ve sizi gözlüyorum
uzun zamandır. Bankanın parasıyla spekülasyon yaptığınızdan, halkın ekmeği ile
oynadığınızdan eminim. Kâr edince aranızda paylaştınız, zarar edince yükü
bankaya yıktınız. Bana diyorsunuz ki bankayı kapatırsam on bin aile perişan
olur. Doğru olabilir ama günah sizin. Eğer sizi kendi halinize bırakırsam elli
bin aile perişan olur ve günahı da benim boynuma. Sizler birer hırsız, birer
zehirli yılan gibisiniz. Sizi kovmaya kararlıyım ve (yumruğunu masaya vurur)
Tanrı nın yardımıyla yapacağım bunu. (Andrew Jackson, ABD nin 7 ci başkanı
1834, Philadelphia Vatandaş Komitesi tutanakları-)
Andrew Jackson, ABD nin 7 ci başkanı batmış bankalar
hakkında böyle haykırıyordu. 1834 yılından bu güne kadar değişen bir şey
olduğunu düşünmüyorum. Bankalar bugün ekonomiye hâkim olmuş durumdadır. Kontrol
edilemezlerse, yeni dünya bankaların kontrolü altında olacaktır. Bankaların
kârları özelleştiriyor, zararları ise kamulaştırıyorlar. Bir banka battığında
hükümet el koyarak zararı üslenmektedir. Oysa bu banka çalışırken, elde ettiği
kâr kendisinin değil miydi O zaman zarar neden kamunun oluyor Bunda bir
terslik yok mu
Nasıl bir çirkin tezgâh bu
1834 yılındaki temel sorun ile 2015 yılındaki temel sorun
değişikliğe uğramışsa da; temelde problem devam ediyor. Özel bankalar işlerine
gelince özel, gelmeyince kamu kuruluşu gibi davranıyorlar. Çünkü özel de olsa
bir bankanın iflası bakkal dükkânı gibi ya da beyaz eşya fabrikasının iflası
gibi olmuyor. Hükümet mecburiyet karşısında devreye giriyor, halkın ödemiş
olduğu vergilerle bankalar kurtarılıyor, parayı banka kurtarmada kullanan
hükümet, sağlık, eğitim, güvenlik gibi hizmetlere para kalmıyor. Geçmişte
yaşanan bu soru, bir takım önlemlerle önü alınmış olsa da, Bankasya ya el
konulması hâlâ değişen bir şeylerin olmadığını göstermez mi
İşler yolundayken yapmış oldukları kârları kimseye
koklatmıyorlar, ekonomi iyiyken özel ve uluslararası oluyorlar. Kriz
esnasında ne hikmetse birden bire ulusal olan bankalara el koymamalı,
kendilerini kurtarmak konusunda yol gösterici olmak, kamuya ait paranın
cebinizde kalması demek değil midir
Bankalar; Bizi kurtaramazsanız kriz büyür, sizi de
yutar diyerek Hem havadan olmayan parayı üretip, halkı sömürüyorlar hem de
iflas ettiklerinde şantaj yapıyorlar. Her seferinde devlet bu oyuna
geliyor. Bu da bize gösteriyor ki,
devletin bankalar üzerinde daha fazla söz sahibi olması gerekmektedir. Bu şarttır. Devlet bunu yapmadığı sürece,
bankaların oluşturduğu mağdurların sayısında artış olacağı gibi, zararları da
hep devlete kalacaktır.
Zaman zaman bankaların yapmış oldukları kanunsuz uygulamalarla
karşılaşıyoruz. Emeklilere haber vermeden maaşlarına kredi kullandırıyorlar.
Emeklinin aylığıyla birlikte yatan kredili mevduat, bankaya ve maaşa göre
200-600 lira arasında değişiyor. Çekilen bu krediler daha sonra yüzde 1-3
faizle emekli aylığından kesiliyor. Geçen yıl müşterinin onayı ve imzasıyla
açabilme şartı konulmasına rağmen hâlâ kredili mevduat hesabıyla maaş alan
milyonlarca emekli bulunuyor. Zar zor geçinen bu emekli kesimine oyun oynayan
bankaların, iflas ettiğinde, devletin kurtarmaya kalkması kamuoyu vicdanını
yaralamaktadır.