Suriye ve Irak’ta ABD’nin terör örgütleri ile ilişiğini kesmek ve bölgenin teröristlerden temizlenmesi hususunda Türkiye’ye verdiği tüm sözlerin havada kaldığı biliniyor ve görülüyor. ABD bölgede terör örgütleri ile birlikte hareket ediyor. Çünkü onları bir maşa olarak kullanıyor. Ayrıca, öyle anlaşılıyor ki, ABD’nin bölgeye vermek istediği yeni şekilde terör örgütlerine Türkiye’den daha fazla ihtiyacı var. Kısacası, ABD bölgemizin terör örgütlerinden temizlenmesini istemiyor, onların kalıcı olmasını sağlamanın peşinde. Bunun için de bölgede bu terör örgütlerine alan açmanın, onları sabit kılmanın peşinde. Bunun dışında söylenen tüm sözler yalandan ibaret. Bir bakıma terör örgütlerinin varlığını koruyabilmek için özellikle Türkiye’ye karşı oyun için oyun sergiliyor. Bunu da kimse görmesin, bilmesin hassasiyeti ile değil, aleni olarak sergiliyor. Şimdilerde bir de terör örgütlerine verdiği silahların parasını Suudi Arabistan’dan tahsil etmek gibi bir usul geliştirdi. Bu bakımdan ABD’nin bölgemize yönelik planlarından vazgeçmesini beklemek gerçekle bağdaşmıyor.
Özellikle, Münbiç’in terör örgütlerinden temizlenmesi hususunda ABD ile varılan mutabakatın süresi çoktan dolmasına rağmen teröristler varlıklarını koruyor. Korumanın da ötesinde Türkiye’nin muhtemel bir temizlik harekâtına karşı tüneller kazıyor, adeta hazırlık yapıyorlar. Belli ki ABD, terör örgütüne karşı, “Siz bizim açıklamalarımıza bakmayın. Sonuna kadar sizin arkanızdayız” şeklinde konuşuyor olabilirler. Böyle bir yaklaşım ABD, özellikle de Trump’ın anlayışına ters düşmez. Çünkü Trump için tek hedef para ve İsrail’in güvenliğini sağlamak. Paranın Suudilerden temini ile bir de kendi askerlerini tehlikeye atmadan belli hedeflere ulaşabilmek için terör örgütlerine ihtiyacı olabilir. Bu örgütlerin adının PKK/YPG ya da DEAŞ olması fark etmiyor. Hatırlanacağı gibi ABD Suriye’deki DEAŞ militanlarını temizlemek bahanesi ile var olan üslerine yenileri ilave etti. Ve yine DEAŞ temizlenecek diye PKK/YPG’ye binlerce TIR dolusu silah gönderildi, hâlâ da gönderiliyor. Buna rağmen şu ana kadar Suriye DEAŞ’tan temizlenmiş değil. Bunun yanında PKK/YPG terör örgütünün de temizleneceğini beklemek olayları doğru değerlendirmemek anlamına geliyor.
Bu gerçekler iyice gün yüzüne çıkıp, ABD’nin ikiyüzlülüğü artık hiçbir şekilde gizlenemez hale gelince başta Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu isyan noktasına gelmiş görünüyor. Bunun içindir ki ABD Dışişleri Bakın Pompeo’nun Ankara ziyareti sırasında oyunu gördüğümüz, artık buna tahammülümüzün kalmadığının söylendiği haberleri medyada yer aldı. Hatta Pompeo’ya, “Münbiç’i siz temizlemeyecek/temizleyemeyecekseniz biz temizleriz” mesajının verildiği biliniyor. Kısacası net bir şekilde oyunu gördüğümüz hatırlatılmış. Ancak, bu hatırlatmanın da ABD tarafından fazlaca dikkate alınacağını beklemek ABD’yi tanımamak anlamına gelebilir. Bu bakımdan oyunu görmek yetmiyor, aynı zamanda bu doğrultuda harekete geçmek gerekiyor.
Bu noktada Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesi ya da kaçırılması olayından ABD’nin habersiz olduğunu düşünmemek gerekiyor. Çünkü medyaya daha olayın başından itibaren Kaşıkçı’nın ABD’den özellikle Türkiye’ye yönlendirildiği haberleri yansıdı. Bunları bir tesadüf olarak nitelendirmek yanlış olur. Onun ötesinde hemen her gün Türk emniyetinin yaptığı araştırma açıklanmadığı halde ABD medyasında pek çok bilgi doğru ya da yanlış yer alıyor. Tüm bunlar olurken Trump Türkiye’den olayla ilgili ses kayıtları istiyor. Ses kayıtları verilse ne yapacaksa… Galiba Suudi Arabistan’dan alacağı paranın miktarını artırmakta kullanacak. Bu bakımdan Kaşıkçı olayının da bölgemize yönelik ABD planının bir parçası olma ihtimali var.