Oyun üzerine oyunlar

Abone Ol

Demokrasinin tam işletildiği rejimlerde iktidar ve muhalefeti halkın oyu belirler.

Türkiye’de de böyle olduğu düşünülebilir. Ama oy üzerine öyle oyunlar tezgâhlanıyor ki, vatandaş yanıltılarak veya korkutularak netice, olması gerekenden daha değişik tecelli ettiriliyor.

Son 20 yılı baz alarak bir iki cümle kurmamız gerekirse deriz ki:

2002’deki genel seçimlerde AKP’nin oyunu, “Biz Erbakan Hoca’mızın emri ile kurulduk, oylar bize verilecek, kendisi ise bize karşı imiş gibi tavırlar takınacak, bu tamamen bir oyundur” şeklinde kurgulandı. Böyle olmasının mümkün olmadığını, Erbakan Hoca’mızın bu yalancılık üzerine kurulu senaryoya alet olmayacağını bilen bizler bu oyuna gelmedik, oylarımızı satmadık. Ama Milli Görüş’ün oy tabanı büyük ekseriyetle buna inandı ve oyuna geldi.

2007 genel seçimlerinde ise oyunu Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden oynadılar. “Türkiye’de cuntacıların belini kırıyoruz, üst düzey subay ve generaller içindeki cuntacıları hazırlattığımız dosyalar ile içeri tıktık, hesap soruyoruz, bize destek vermek zorundasınız” cümlesi ile özetlenebilecek bir oyun kurdular. Bunun doğru olmadığını biz anladık. Bu subaylarımızın ve generallerimizin içinde suçlu olanlar olabilir ama bu tutuklanan yüzlerce askeri personelin tutuklanmasının asıl sebebinin ABD’nin bir oyunu olduğunu ve kendi menfaatlerinin önünde engel gördüklerinin tutuklandığını hem gördük hem de haykırdık. Oyuna gelip oylarımızı satmadık. Ama birçok Milli Görüşçü bu oyuna gelip oylarını verdiler.

Daha sonraki seçimlerde ise hep değişik oyunlarla oyları aldılar. Bu oyunların içinde, “Bize oy vermezseniz CHP gelir, Büyük Osmanlı’yı kuruyoruz desteğinizi istiyoruz, Erbakan Hoca’mızın kemikleri sızlatılıyor, tek kişiye yetki veriyoruz ki arzuladığımız sistemi daha kolay getirelim, her şeyi kısa sürede düzeltelim” gibi yalan ve yanlış üzerine kurulu sloganlar kullanarak Milli Görüşçülerin oylarının bir kısmını daha almayı başardılar. Ama biz çok şükür bu oyunlara gelmedik, oyumuzu satmadık.

İşin maddi ve manevi boyutunu iki cümle ile ifade edersek deriz ki:

Bugünkü gelinen ekonomik iflasın baş sorumlusu yönetimlerdekiler ise de, asli sorumlusu menfaat ve yalan üzerine oylarını yani vekâletlerini verenlerdir.

Bugünkü gelinen manevi çöküşün, yüzbinlerce ailenin yıkılmasının, çocuklarının perişan olmasının, üretilen suçlular ile hapishanelerin dolup taşmasının, milyonlarca insanımızın işsizlik girdabında debelenmesinin, eğitimde gelinen açmazların baş sorumlusu iktidardakilerdir. Ama asli sorumlusu yalanlara ve kurulan oyunlara kanarak oylarını yani vekâletlerini veren insanlardır.

Aynı cümleleri İslam dünyasının mahvedilmesindeki ve dünyada yapayalnız bırakılmamızdaki veballerin AKP yöneticilerine ait olması konusunda da kurabiliriz.

Biz burada şükrolsun Milli Görüşçü olmanın avantajlarını yaşadık. Bu yalanlara kanmadık, oyunlara gelmedik. Şimdi felaketli sonuçlara bakıp; elim kırılaydı, kolum kırılaydı, kafamı taşlara vuraydım, hakkımı asla helal etmeyeceğim gibi cümlelerle kendini suçlayan bir durumda olmadık. Biz bugün ve yarın verilecek hesaplar konusunda müsterihiz. Biz sadece Milli Görüş iktidarının geciktirilmiş olmasının ızdırabı ile kavruluyoruz. Bu kötü gidişin ancak oy üzerine oyunlar oynamak veya süslü yalanlar atmakla değil, Milli Görüş’ün, toprak ayağımızın altından kaymadan iktidar olması ile müspete çevrileceğinin bilinci ve gayreti içindeyiz.

O kadar!

OYUNDA OYUN

Beş yılda bir oyun var,

Yılda beş bin oyun var!