Yeni bir felâketin eşiğindeyiz. Medya üzerinde sürdürülen
kampanyada tehlike çanları çalıyor fakat bunun sonuçlarının nasıl olacağını
düşünülmüyor. İzleyici ve okuyucuların bu kaotik durumdan kurtulması oldukça
zor görünüyor. Medya, emperyalizmin iştah kabartan mağmasını insanların üzerine
öylesine abanıyor ki gözlerini açmalarına zaman bırakmıyor ve fırsat vermiyor.
Kahramanlık şarkıları söyleniyor, insanların duyguları kabartılıyor, cepheye
koşmaya can atılıyor. Zaten on yıllardır süren çatışmalardan ötürü gençler
öldükçe, nefret ve kin oluşturuldukça ölümlere koşuş hızlanıyor.
On yıllardır bölgemizde oynanan oyunun yeni bir
versiyonunu yaşayarak görüyoruz. Suriye bataklığına girdiğimizde oluşturulan
hava ile Suriye ye iki saatte girecek, Beşar Esat ı indirecek, oradaki Müslüman
kardeşlerimize özgürlüklerini kazandıracak, onlar demokrasiye geçecek ve
kurtulacaklardı. Ama asıl önemlisi, demokrasi aracı kullanılıyor genellikle.
Farkında olunmadan demokrasi kutsallığı oluşturuluyor. Kimileri de bir şeriat
devleti kurulacak zehabına kapılıyor. Tabii gerilimi tırmandırmanın birçok
neden ve gerekçesi vardı. Zalim Esat ailesinin on yıllardır sürdürdüğü zulüm,
bunun yanında Nusayrilik ve Şia. Bunlar o kadar çok tehlikelidir ki bunlara
müdahale kaçınılmaz idi.
Suriye bataklığına girdiğimizden beri başımıza sardığımız
tehlikeler provokatif oyunlar ile giderek arttı. Reyhanlı patlaması, Uludere
katliamı, Gezi Parkı olayları ve Suruç patlaması. Bunların ardından Türkiye bir
büyük oyunun içine çekilmeye çalışıldı.
Abede emperyalizmi yedeğinde tuttuğu NATO ile bölgede
ciddî ve yoğun bir değişim sürecinde. Türkiye nin kendisinin de başına sardığı
kimi belâlardan kurtulmanın zorluklarını yaşıyor. Emperyalizm ustaca Türkiye yi
bu oyunların içine çekmiş bulunuyor. Türkiye de kimi medya çevreleri de bunu
kışkırtıyorlar.
Bir ara bir tampon bölgeden söz edildi. Şimdilerde ise
ilginç bir süreç başlatıldı. Suriye ile Irak ın kimi bölgelerinin Türkiye
sınırlarına dâhil edilmesi dile getiriliyor. Emperyalizm merkezli bölgenin
Türkiye yi ilgilendiren ve iştah kabartan kimi haritaları servis ediliyor. Bu
oyunun bir parçası konumunda olan medya uzantıları bunu yayımlamaktan geri
kalmıyorlar. Kitleler de buna inandırılıyor. Bu tuzak oyuna hiç de yabancı
değiliz. Kendi topraklarımız olan Kıbrıs tan bizler çıkarılırken, bize hayal
bile edilmeyecek öneriler getiriliyor gibi. Saddam Hüseyin in gerek İran a
gerekse Kuveyt e saldırtılırken toprak iştahını kabarttılar. O da bu oyan
geldi. Sonuç ortada. Benzer durum şimdi Türkiye üzerinde yürütülüyor. Türkiye
bir savaşın içine çekiliyor.
Epey bir zamandır Abede, Türkiye nin karadan Suriye ye
girmesini istiyordu. Sonunda bunu başardı.
Gerek bölgede konuşlandırılan silahlı terör örgütleri,
gerek ülke yöneticileri aynı tuzağın ve aynı oyunun içindedirler. Toplumları
yönlendirmek için psikolojilerine uygun gerekçeler üretiliyor. Suruç
patlamasının ardından Türkiye yeni ve kanlı bir sürece girdi. Birbirlerini
öldürmenin gerekçeleri oluşturuldu. Bir insan kıyımı yaşanıyor. Bununla
kalmayacağı ortada. Giderek dalga dalga yayılacağa benziyor. Bu Türkiye yi tam
bir ateşin içine çekmeye dönük. Nedense gerek yöneticiler gerekse ardılları bu
oyuna ister istekli isterse isteksiz olsun giriyorlar.
Bu oyunlar yeni değil. Neden geçmişte yaşanan benzer
olaylardan hiç ders alınmıyor