7 Haziran sonrası Meclis’te temsil edilen 4 siyasi parti, “Nasıl koalisyon kurulmaz ” tezinin ideal örneğini oluşturdu. Halk, hiçbir partiye tek başına hükümet kurma yetkisi vermeyince, onlar taktik oyunlarına giriştiler. Hep tribünlere oynadılar.
AKP baştan beri erken seçime kilitlendi. Oyun kurdu. Tek başına iktidarın şartlarını oluşturmaya çalıştı. 45 gün boyunca koalisyon tiyatrosu oynadı. Diğer partiler de buna alet oldular.
Cumhurbaşkanı, seçim sonrası milletvekilleri içinden teamüllere aykırı olarak CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ı makamında kabul etti.
Yılların kurt politikacısı Baykal, kokuyu almış olmalı ki, koalisyon çalışmalarının başladığı ilk günlerde sonucu ilan etti: “Kasım’da seçim var, gördükleriniz tiyatro!” Halk, 45 gün figüran olarak bu tiyatroyu izledi.
Çoğumuz, geçmişteki koalisyon çalışmalarına şahit olduk. Görev verilen lider bazen günde 3 - 4 ayrı liderle görüşür, müzakerelerde bulunulur, aynı gün partiler açıklamalar yapardı. Bunlar süreci hızlandırıcı unsurlardı.
Bu sefer farklı bir uygulama gördük. Patlama ve çatışmaların sürdüğü, Türkiye’nin güvenlik sıkıntısı yaşadığı bir zamanda siyasiler, hükümet kurmakta o kadar isteksizdiler ki!... Günde 3 - 5 kişinin hayatını kaybettiği bir süreçte, beyefendiler 3’er, 5’er gün sonraya verilen randevularla sözde hükümet kurma (!) çalışması yapıyorlardı.
OYALAMA SÜRECİ
Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma sürecini bir ay gecikmeli başlattı. Bu süreçte basın ve kamuoyunda nice hükümet senaryoları dolaştı. Bakanlıkları paylaştıranlar bile çıktı.
AKP - CHP koalisyonu kurma çalışması Türkiye’nin 35 gününü meşgul etti. 3 - 5 gün aralıklarla komisyonlar toplanıyor, sözde birbirini tanımak gerekçesiyle oyalama taktiği uygulanıyordu.
Dikkat ettiniz mi Bu süreçte AKP ve CHP en uyumlu günlerini yaşadılar. Nezaket ve itidali korudular. Görüştükleri 14 maddeden 13’ünde anlaştıklarını ilan ettiler. 5 oturum sonra sında herkes “Bu iş tamam” beklentisi içindeyken açıklanan karar tam bir hayal kırıklığı oluşturdu. Seçmenin nabzını tutamayanlar, seçmenlerinin bu koalisyonu istemediğini söylediler.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gerekçeyi açıklarken ne dese beğenirsiniz “AKP’den bize koalisyon teklifi gelmedi, seçim hükümeti teklif edildi.” Peki, sormazlar mı adama: “Siz 35 gün, 35 saatlik görüşmenizde hangi konu üzerinde çalışma yaptınız ” Pes doğrusu! Sayın Kılıçdaroğlu, sabahı şerifleriniz hayrola!
Bu olayı duyduktan sonra, AGD Genel Başkanı Salih Turhan Bey’in şu sözü aklıma geldi: “Türkiye’de ısmarlama bir hükümet, ısmarlama bir muhalefet var.”
Eskiden ciddi koalisyon çalışmalarının beylik sözü “asgari müştereklerde birleşmek” olurdu. Ne siyasi parti yöneticilerinden, ne de 550 kişilik Meclis’in üyelerinden böyle bir söz duyamadık. Halk, bu hassas süreçte, seçtiği vekillerden, “Biz, her şeyi bir tarafa bırakıp Türkiye’mizin güvenliği problemini çözmeyi vazgeçilmez görev olarak biliyor, bunu asgari müştereklerimiz olarak görüyoruz” demelerini dört gözle bekledi.
SİYASET SORUMLULUK İSTER
Yaşanan süreçte, Meclis’teki partilerin iletişim ve uzlaşma kültürüne ne kadar yabancı olduklarını gördük. Ortak noktalar arayacaklarına, “olmaz”lar üzerinden koalisyon görüşmeleri yaptılar. Dahası, görüşmeler öncesi birbiriyle vuruşarak işe başladılar. Buna acemlik mi dersiniz, devlet adamı olamamakla mı açıklarsınız, bilemiyorum.
MHP, bu 45 günlük sürede öncü rolü oynamaya, diğer partilere akıl vermeye çalıştı. Başbakan’a randevu verdiği günlerde bile AKP’yi, “PKK’ya yüz vermekle” suçluyordu. AKP de, MHP’yle ağız dalaşına girişti. Birbirlerine kılıçlarını çekmiş partiler elbette koalisyon kuramayacaktı.
HDP mağdur rolü oynamaya çalıştı. Bahçeli’nin “şerefsiz” yakıştırması üzerinden MHP’yle söz düellosuna girişti. Yeni bir seçimde daha iyi bir sonuç almak adına içi boş “barış” sözünü dilinden düşürmedi. Gelişmelere seyirci kaldı.
4 partinin “Narin narin, bugün olmazsa yarın” üslubundaki tiyatro gösterisine Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak tepki gösterdi: “7 Haziran’da dolar 2.66 lira idi. Şimdi 3.00 lirayı buldu. Bundan halkın zararı 96 katrilyon. Belirsizliği sona erdirin, bu ateşi söndürün.”
Cumhurbaşkanı, 45 günlük sürenin dolmasına 3 gün kala seçim tarihini ilan etti: 1 Kasım.
AKP’nin seçimin yenilenmesine kilitlenmesi çözümsüzlüğün baş sebebiydi. Devlet imkânlarını başkasıyla paylaşmak istemiyordu. İçte her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Abdullah Gül’ün yeni parti kurma çalışması basına yansıdı. Twitter’den meydan okuyordu: “AKP’yi yakından takip ediyorum.”
Yangından mal kaçırırcasına seçim istemeleri bundan mıdır, dersiniz