Oy vebaldir…

Abone Ol

Millî Gazete ile birlikte verilen ve beğeni ile karşılanan aylık kadın ve aile dergisi Maaile’nin Haziran 2018 sayısı, “Seçim, Siyaset, Sadakat: Oy Vebaldir” kapak konusuyla çıktı.

Dergi, bugün, yarın okurun elinde olur.

Kapak konusundan da anlaşılacağı üzere Maaile’nin bu sayısı “seçim ağırlıklı”.

Çok önemli dosyalar var; bu dosyalara mutlaka bir göz atın derim.

***

Bu vesile ile Maaile’nin bu sayısında, Merve Aydın Küçük’ün “Oy vebaldir” başlıklı yazısından bir bölümü buraya almak istiyorum;

“İnsan hayatı boyunca hep bir tercih yapmak zorundadır. Arkadaş seçerken, inancını seçerken, günahı veya sevabı seçerken, hayrı ya da şerri takip ederken, iyi ya da kötü olurken hep bir tercih içerisindedir. Her nefes aslında bir karar anıdır. Her defasında insan düşünmek ve hataya düşmemek zorundadır.

İnsanların yanlış tercihleri olabilir.

İnsanlar, yanılabilir.

İnsanlar, umduğunu bulamayabilir.

İnsanlar, kalabalıkları tercih edebilir.

İnsanlar, az olanı tercih edebilir.

İnsanlar, sayılara bakmadan inandığı idealinin peşinden gidebilir.

İnsanlar, milyonlarcadır. İnsanlar, çeşit çeşittir. Evet, ‘Hak’ olan bir tanedir ama insanlar göremeyebilir.

‘24 Haziran seçimleri varlık yokluk seçimidir’ diye bir cümle kursam sizi çok etkilemez çünkü artık bu cümle sıradanlaştı.

Bu seçim Temel Karamollaoğlu için de, Recep Tayyip Erdoğan için de, Muharrem İnce için de, Ayşe için de Fatma için de Merve için de çok önemlidir. Çünkü bu seçim milletin gidişatla alakalı iradesidir. ‘Ben ümmetin ve ülkemin bu halinden memnun muyum, değil miyim?’ sorusunun cevabını bulmak için sandığa gideceğiz…”

***

Dergiden bir küçük tüyo daha vermek istiyorum; Maaile, Müslüman kadınların geçmişte yaptıkları önemli çalışmaları, “Öncü Kadınlar” şablonu ile okura sunmaya başladı. İlk isim, ilk kadın astronomi bilimcilerinden Meryem el-İcliyye. Bu dizinin kadın yazarı ise Rümeysa Kocamaz Akgün. Maalie editörü Elif Örs, “Diğer dosyalar sırada…” müjdesini de peşin peşin verdi. Haydi hayırlısı…

 

CUMHURBAŞKANI UÇAĞI…

Muharrem İnce Ahmet Hakan’ı aradı. Dedi ki:

“Sen şu ana kadar hiçbir Cumhurbaşkanı’nın uçağına binmedin. Gel, ilk defa bir Cumhurbaşkanı adayının uçağına bin. Ama bizim uçak, öyle kocaman uçaklardan değil ha! Çok küçük ve sallanan bir uçak.”

Ahmet Hakan da bu daveti kabul etti…

İşte buradan itiraf ediyorum;

-Ben de bugüne kadar hiçbir Cumhurbaşkanı’nın uçağına binmedim. Cumhurbaşkanı adayının da uçağına binmedim. Hatta biraz daha ileri götüreyim; bugüne kadar hiçbir Başbakan’ın da uçağına binmedim…

İlgililere duyurulur!

İFTAR VE ALKIŞ!

 

İstanbul’un en merkezi mekânlarından biri…

Her gün on binlerce kişinin gelip geçtiği bir yer…

Çok sayıda yerel derneğin ortaklaşa düzenlediği ancak sponsorluğunu iktidar partisine ait bir belediyenin üstlendiği iftara davetliydim. Gittim.

Açık alan iftar için gelenlerle tıklım tıklım dolu…

Belediye başkanı, avenesiyle birlikte bazı masaları dolaşarak “merhaba” dedi. Ardından da mazereti dolayısıyla “ayrılacağını” belirterek kısa bir konuşma yaptı.

Ardından, belediye tarafından hazırlanan kumanyalar masalara dağıtıldı.

Oruçlarımızı açtık…

Benim en çok dikkatimi çeken bölümü de bu vesileyle aktarmak isterim;

İftarımızı açtıktan hemen sonra davete iştirak eden iktidar partisine mensup iki milletvekili selamlama konuşması yapmak üzere platforma davet edildi.

İsim vermeyeceğim, zaten başından bu yana da isim, yer, mekân belirtmedim.

Neyse, iki milletvekili ve bir ilçe başkanı sırayla konuştular. Haliyle, 24 Haziran seçimleri için “oy” ve “destek” istediler.

Ama hiç beklenmeyen bir şey oldu;

Sürekli “kuvvetli bir alkış” anonslarına rağmen her üç ismin konuşmasından sonra, onca kalabalıktan üçü beşi geçmeyen, çok cılız kalan bir alkış geldi. 

Hemen sonrasında da halaylar çekildi, oyunlar oynandı.

Katıldığım bir iftar programından izlenimlerim böyleydi…

 

VAKIF ÖĞRENCİ YURTLARI NİÇİN HÂLÂ KAPALI?

Bu köşenin müdavimleri hatırlayacaktır; yakın zamana kadar yazılarımın sonunda şöyle bir not yer alırdı;

“1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!”

***

Yukarıdaki notların 4. ve son sırasında yer alan notu bir kez daha hatırlatmak gerekirse; “28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli!” Malum, merhum Osman Nuri Çataklı, 1974-1978 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü yaptı.

Çataklı’nın gözü gibi sakındığı, evladı gibi baktığı kurumlardan biri de genel müdürlüğüne bağlı olan, Türkiye’ye yayılmış 50’yi aşkın “Vakıf Öğrenci Yurtları” idi. Bu yurtlarda maddi durumu iyi olmayan, fakir, yoksul ama zeki Anadolu çocukları barınırdı. Farklı okullardan öğrenciler yer alırdı, bu yurtlarda.

28 Şubat darbesi, işte bu yurtların üzerinden silindir gibi geçti. Tüm yurtlar kapatıldı.

Benim anlamakta hala zorluk çektiğim konu şudur; AK Parti’nin 16 yıllık iktidarı döneminde de ne yazık ki bu yurtlar açıl(a)madı. Anadolu’nun zeki ama fakir çocukları sahipsiz kaldı, devlet bu alandan çekildi, bu çocuklar ne yazık ki “başka mecralara” yönlendirildi. Bu vebal bu alanda sorumluluğu olanların omzundadır.

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem’e bir kez daha sormak istiyorum; Adnan bey, Genel Müdürlüğünüze bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları 20 yıldır neden açıl(a)mıyor? Bu yurtların açılmasını engelleyen irade ne?

***

Son söz; zararın neresinden dönülürse kârdır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde “Başbakanlık” diye bir kurum kalmıyor ama Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hemen ve behemehal açılmalıdır…