Anne olsun baba olsun, çocuk, eş, akraba veya yakını
olsun hangi vicdan sahibi kişi sevdiğinin ölümüne karar verebilir, fişini çekme
kararı alabilir
Ötenazi kelimesini herkes bilir, ama bilmeyenler için bir
kez daha tanımlayayım: İyileşmesi mümkün olmayan ya da ölümcül bir hastalığın
verdiği acılardan kurtulması için kişinin veya yakınlarının isteği üzerine
yaşamına son vermeye yönelik yapılan işlemlerin tamamına ötenazi deniyor.
Türkiye de ötenazi yasak, hatta bir doktor böyle bir karar verirse Türkiye
sınırları içinde ömür boyu hapse mahkum ediliyor. Fakat bazı sitelerde
Türkiye de pasif ötenazi adı altında, üstü örtülü bir şekilde gizli ötenazi
yapıldığı ve bunun yaygın olarak uygulandığı iddia ediliyor.
Avrupa da bu uygulama ilk Hollanda da başlatıldı. Daha
sonra Belçika da yasallaştırıldı. Bu uygulamanın Fransa da ve Avusturalya da da
yasallaştırılmasını isteyen dernekler mevcut. Amerika nın Oregon eyaletinde de
ötenazi yasal. Burada ilginç ve ürkütücü olan gelişme ötenaziye ilginin yüksek
olduğunun belirtilmesi. Yurt dışında bazı insanlar komada olmamalarına hatta,
ölümcül bir rahatsızlıklarının bulunmamasına rağmen kendi talepleriyle ötenazi
isteyebiliyorlar. Şimdi vereceğim istatistiki bilgiler toplumsal çöküşün bu yönünün
anlaşılması açısından önemli.
Hastalara ötenazi imkanı sunan bir kliniğe 1 yıllık süre
zarfında toplam 714 kişinin başvurduğu, bunlardan 104 üne ötenazi uygulandığı
belirtiliyor. Klinik tarafından yapılan açıklamada, ayda ortalama 60 kişinin
başvuruda bulunduğu, sıra bekleyenlerin sayısının ise 187 olduğu kaydedildi.
Özellikle büyük şehirlerde yaşayanların ilgi gösterdiği kliniğe başvuranların
büyük kısmı bedensel engelli olanlar ve psikolojik rahatsızlıkları
bulunanlardan oluşuyor. 2002 yılında ötenazi yasasının kabul edildiği
Hollanda da yılda 10 binden fazla kişinin gönüllü bir şekilde hayatına son
vermek isteğiyle doktorlara başvuruda bulunduğu belirtiliyor.
Bu istatistikler benim aklıma 2008 yılında, İngiltere de
yasak olduğu için İsviçre de bir ötenazi kliniğinde doktor yardımıyla intihar
eden bir hastanın ölürken çekilen görüntülerini getirdi. Bildiğiniz gibi bu
görüntüler İngiliz televizyonunda belgesel olarak yayınlanmış ve büyük tepki
çekmişti. Hastanın 37 yıllık eşi, insanların ölüm hakkında düşünmesini
istedik. Kocam ölümün korkunç olmadığını göstermeyi arzuladı. Bir tabuyu
yıktık şeklinde konuşmuştu. İşte benim ifade etmek istediğim nokta da bu.
Buradaki mantık çok tehlikeli.
Bir insan sevdiğinin fişinin çekilmesine onay verebilir
mi İnsan sevdiğine kıyar mı Sevgi adına birinin ölümüne izin vermek gerçek
sevgi midir Bu ahlaken, vicdanen ve her
şeyden önemlisi dinen uygun değildir. İnanan her insanın bir konuda karar
vereceği zaman Kur an-ı Kerim i ve Peygamberimiz (sav) in sünnetini rehber
edinmesi gerekir. Rabbimiz Maide
Suresi nin 32. ayetinde şöyle bildiriyor:
Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir
fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları
öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün
insanları diriltmiş gibi olur...
Ayette de bildirdiği gibi Allah bir insanı öldürmeyi
haram kılmıştır. Canı veren Allah tır, yine ancak Allah alabilir. Ötenazi demek
cinayet demektir. Bir insanı öldürmek demektir. İnsan kendi bedenini de
sahiplenemez. Bedenimiz bize emanettir, bedenimizin gerçek sahibi Allah tır.
Ötenaziyi kim yaparsa yapsın ya da ne sebeple olursa olsun ötenazi cinayettir.
Hiç bir doktorun, hiç bir aile üyesinin ya da akrabanın, hatta o kişinin kendisinin bile ölüm kararı almaya yetkisi yoktur.
Bazı ülkelerde ötenazi uygulaması modernliğin son
sınırı gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ancak cinayetin moderni olmaz. Cana kast
etmek haramdır. Ciddi bir hastalık
geçirmek ya da engelli olmak da intihar için, kendi ölümüne karar vermek için
asla bir bahane olamaz. Hastalığı ve şifayı veren Allah tır. Dünyaya imtihan
olmaya geldik. Allah hastalığı da mutlaka bir hikmet doğrultusunda veriyor.
Sevgili Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de belirttiği gibi
hastalık dert değil bir nevi dermandır. Allah isterse insana, ölmek üzereyken
ömür verir, tekrar canlandırır ve insan hayat bulur. Hiçbir sebep insanı
cinayet işlemeye itemez. Kişi hastalığı ne olursa olsun Allah a tevekkül etmeli
ve sabırlı olmalıdır. Hasta yakınları da bir kişinin ölümüne karar veremezler.
Onlar, o kişinin canı alınana kadar sabırla iyileşmesi için hastaya bakmakla
yükümlüdürler. Allah ın adetullahı gereği, hastalığın iyileşmesi için bütün
sebeplere sarılıp, gereken her tedbiri alıp sonra da tevekkül etmelidirler.
Bu tür zalimane uygulamaların temelindeki neden
inançsızlık ve sevgisizliktir. İman zafiyeti içinde olan, dini konularda
bilgisi eksik ya da tamamen inançsız olan kişiler ölümle birlikte yok
olacaklarını düşünüyorlar. Genellikle böyle insanlar bir süre sonra bir cinnet
hali içine giriyor, bunalıyor ve ölmek istiyorlar.
Toplum genelinde bu gibi sorunlara karşı acilen önlem
alınması şarttır. Allah sevgisinin, Allah korkusunun anlatılması, dünyanın
amaçsız boş bir yer olmadığı, insanın dünyada imtihan edildiği, sonsuz ahiret
hayatına hazırlık yaptığı, Allah ın insan için güzellikler hazırladığı, her
türlü eksiklikte de hayırlar bulunduğu anlatılmalıdır. Her ne olursa olsun
toplumsal tüm sorunların tek çözümü insanların din ahlakını yaşamasıdır.