Hz. Ali, Malik bin Ejder i Mısır a vali olarak
gönderdiğinde ona bir tek nasihatte bulunur ve şöyle der: Ey Malik! Mısır a
gittiğinde insanlara muamelen şu şekilde olsun. Dinde kardeşlerinle de
yaratılışta kardeş olduklarınla da aranı iyi tut.
İnanç birliği ettiğimiz kardeşlerimizin yeri ayrıdır
diğerleri ise beşeriyette ortak özellikler taşıdığımız kimselerdir. Haklıya
hakkını verme noktasında aralarında bir fark yoktur. Bizim gibi inanmayan ve
yaşamayanların da haklarını korur ve zulmetmeyiz. Elbette bizler bunu Hazreti
Peygamberden öğrenmiş ve asırlardır da riayet etmişizdir
Beşeri ideolojilerin kölesi haline gelenler ise insanları
biz ve öteki diye ayrıştırır ve ötekine yaşama hakkı tanımazlar. ODTÜ de
başörtülü öğrencilere uygulanan baskı da kuşkusuz aşina olduğumuz bildik bir
fotoğraf ve ötekileştirmenin, yok saymanın bariz bir örneği. Çünkü onlara göre
ötekileştirilen kimselerin hiçbir hakkı yoktur. Hepimizin bildiği üzere uzun
yıllar bu topraklarda dindarlar ağır baskılara, damgalama eylemlerine ve
haksızlığa maruz kaldılar. Sol marjinal örgütler ve resmi vesayetin
korumacılığını yapan bürokrat, eğitim çevreleri, medya mensupları, sermayeyi
ellerinde tutanlar bu tavırlarını hâlâ sürdürme hevesi içindeler. Çünkü
zihinlerinin arka planında toplumu oluşturan asli unsurların dininden,
kültüründen duydukları rahatsızlık ve buna gösterdikleri tepkiler var. Bunlar
halkın mazlumiyetinden ve yalnızlığa terk edilmişliğinden faydalanarak
istismara kalkar ve kargaşaya, kaosa ve düşmanlığa sebebiyet verecek eylemler
yaparlar. Ne gözlerinde merhamet ne yüreklerinde sevgi kalmış sadece dikta
etmeye ve sömürmeye kurgulanmışlardır. Diğer taraftan ise inançlı kesime
yapılan haksızlıklara karşı yoğun bir öfke birikimi var. Benzer bir baskıya
şahit olduğunuzda zihninizdeki bütün fotoğraflar aynı anda canlanıyor ve
tepkiler bir noktada birleşiyor. Ama tepkilerin yeterli olup olmadığı ya da ne
şekilde gösterilmesi gerektiği tartışma konusu
Bizler bizim gibi
inanmayan ve düşünmeyenlerle aynı çatı altında nasıl yaşamamız gerektiğini
Hazreti Peygamberden öğrenmişizdir. Allah ın Resulü Müslümanlara zarar
vermedikçe onlarla insani ilişkiler kurmuş haklarına riayet etmiş ve kendi
inançlarını yaşamalarına imkân tanımıştır. Hz Peygamber, aynı coğrafya üzerinde
yaşadığı insanların farklılıklarını değil insan olma özelliklerini dikkate
almıştır. Sahabesiyle birlikteyken önlerinden geçen cenazeye hürmeten ayağa
kalktığında yanındakiler, Ey Allah ın Resulü, bu cenaze bir Müslüman a ait
değildi denildiğinde; O da bir can taşımıyor muydu demiştir. Allahın Resulü
gayri Müslimlerle bir arada yaşarken onların can, mal, ırz ve din
özgürlüklerini garanti altına almış ve buna büyük önem vermiştir. O yüzden
O nun yolunda giden müminler, asırlardır insanlık öğretmenliği yapmışlar ve yapmaya
devam ediyorlar.