Faşizm insanın merhamet duygusunu öldüren bir
hastalıktır. Bu hastalığa yakalanan kimselerin kardeşlik, sevgi ve adalet gibi
değerlerden nasipleri yoktur. Kendi ırklarına mensup olmayan birey yada
toplumları öteki mahallenin sakinleri olarak görür ve hemen damgalama yoluna
giderler.
Faşizmin belli bir çizgisi yoktur, her katmanda her ırkta
her ideolojide faşizan düşünceler taşıyan insanlar vardır. Bu kimseler kendi
ırklarının diğerlerinden daha üstün ve daha ayrıcalıklı olduğunu savunur ve bu
marazi düşüncelerini haklı çıkarmaya çalışırlar. Hedeflerinde öteki mahallenin
insanı vardır ve onların alt edilmesi gerektiğine inanırlar.
Rabbimiz üstünlüğün ırk ile değil takva ile olabileceğini
şöyle ifade eder:
Ey insanlar! Muhakkak ki sizi bir erkek ve bir kadından
yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki birbirinizi (soyunuzu
babalarınızı ) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah ın indinde en çok kerim olanınız
(ikram olunanınız en şerefli olanınız) (ırk ya da soy olarak değil) en çok
takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah en iyi bilen ve haberdar olandır
(Hucurat13)
İnsanda, kendini beğenme ve zayıflar üzerinde tahakküm kurma
eğilimi vardır. İslam ise hak ve adalete dayanan ilkeleri ile bu hastalıkların
iyileştirilmesini sağlamış ve bu konuda bizlere sorumluluklar yüklemiştir.
Fakat ne yazık ki, faşistlerin ilk katlettiği kavram adalet kavramı olduğu
halde, Müslümanlar bu katliamı seyretmekle yetinmektedirler.
Doğuştan imtiyazlı olduklarına inanan faşistler, kaba
kuvvet, dışlama, öldürme, yoksullaştırma ve yok sayma gibi eylemlerini öteki
mahallenin insanları için meşru görürken kendilerine en ufak bir zararın dahi
gelmesine tahammül edemezler. Nitekim neredeyse bir asırdır mazlum Filistin
halkının üzerine bombalar yağdıran, çoluk çocuk demeden öldüren bu insanları
açlığa yoksulluğa terk eden Siyonist zihniyet de karanlık eylemlerini
gerekçelendirirken, doğuştan diğer ırklardan daha üstün olduklarını,
kendilerinin efendi diğer insanların ise köle olarak yaratıldıklarını ileri
sürüyor ve katliamlara devam ediyorlar.
Faşizan düşünce ve eylemlerin İslam topraklarında da
ortaya çıkması ve Müslümanların bu duruma kayıtsız kalmaları büyük bir
talihsizliktir. Zira İslam ilk günden itibaren ırkçılığa karşı çıkmış ve
insanları renklerine ırklarına göre değil inanç ve ahlaklarına göre
değerlendirmiştir. O yüzden Müslümanlar, İslamın temel ilkelerinden olan hak ve
adaleti yaymalı, dünyaya barış ve huzuru getirmelidirler.