Osmanlılar, Türkiye ve ibret

Abone Ol

Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan başta olmak üzere, bütün Millî Görüş Çalışanları ellerinden geldiğince tarihî, ilmî, sosyal ve siyasî gerçekleri dile getiriyor ve hatırlatıyor. Bendeniz de, seçim öncesi bu son yazımda işte böylesine derin tahliller yapmaya çalışacak ve meselenin ehemmiyetine dikkatlerinizi bir defa daha çekmeye çalışacağım. Aynen, Mehmed Şevket Eygi nin, 15 Temmuz 2007 Pazar günkü Kimler Galip Gelecek Müslümanlar mı, Haçlı-Siyonistler mi başlıklı yazısında yaptığı gibi. Siz sözkonusu yazının tamamını okumaya çalışın, ben sadece başını ve sonunu hatırlatıyorum:

2007 yi yarıladık...Bu yılın geri kalan aylarında Ortadoğu da çok büyük hadiseler olabilir. İslâm bilgeleri, zalim bir rejimin, çöküşünden önce zulmünü ve kötülüklerini çok artıracağını yazıyor. Pakistan daki Lal Camii katliamı ibret ve esef verici bir faciadır. Amerikan yanlısı diktatörün askerleri kutsal camide 100 den fazla Müslümanı şehid etmişlerdir

2007 de ve onu takip eden yıllarda Türkiye nin durumu ne olacaktır ABD ve İsrail taraftarı düzen ülkemizin bütünlüğünü, devletimizin selametini, halkımızın güvenini sağlayabilecek midir

*

Tarihin tekerrür etmemesi için, tarihin ibret sayfalarını kısaca hatırlayalım.

Osmanlı İmparatorluğu nu yıkan dört temel sorun vardı:

 Dış borçlar ödenemez hâle gelmişti.

 Ülkenin tüm sanayi ve ekonomisi düşmanların elindeydi.

 Her tarafta eşkıyalar türemiş, Osmanlı toprakları anarşi içindeydi.

 Din, mezhep ve ırk çatışmaları ile imparatorluk parçalanmış, ulus kavramı bile yok edilmişti.

*

Cumhuriyet kurulduktan yani Osmanlı yıkıldıktan sonra, yukarıda saydığım bu sorunlar teker teker çözüme kavuşturulmaya çalışılmış ve çözülmüştür.

 Dış borçlar tasfiye edilmiştir.

 Yabancı sermaye devletleştirilerek tasfiye edilmiştir.

 Zorunlu tehcir ve şiddetli baskı yolları ile ülkede güven sağlanmıştır.

 İnkılaplarla saltanat devletinin yerini ulus devleti almış, ülkede din ve millet birliği sağlanmıştır.

*

1950 den sonra gelen "işbirlikçi" iktidarlar, Cumhuriyet Halk Partisi nin din düşmanlığını istismar ederek halkı yanlarına almışlar ve zamanla Türkiye yi, geçen yüzyılın başında çökmekte olan ve kısa bir müddet sonra yıkılan Osmanlılar zamanına çevirmişlerdir.

Son 57 yılda Türkiye ne hâle getirilmiştir

 Ülke yeniden dış borçlara boğulmuştur.

 Özelleştirme yoluyla tüm millî değerler yabancılara peşkeş çekilmiştir.

 İnsan hakları yutturmacası ile ülkedeki güvenlik sistemi eski hâlini almıştır.

 Ulus devlet kavramı zedelenmiştir. Partilerin biri ulus devlet deyince ırkçı devlet anlamaktadır; bir diğeri ulus devlet deyince sadece kendi iktidarını anlamaktadır; bir başkası veya birkaçı ise ulus devlet deyince Avrupa Birliği anlamaktadır!

Bu partilerin ülkeyi Cumhuriyet öncesi Sevr şartlarına götürmekte olduklarını görmek için vasat akla bile gerek yoktur. O halde ne yapılmalıdır

Şimdilik güçlü ordumuz var. Yakın zamanda Türkiye yi yıkamazlar. Bu bakımdan oylarınızı verdikten sonra, oy verdiğiniz partilerin karşılarına geçin ve uzaktan seyredin. Ordumuz yerinde durduğu için Türkiye nin yıkılacağı kaygısı duymayın. Kur an ın tabiriyle söylüyorum; bırakın onlar havuzlarında oynasınlar.

Seçim öncesinde şunu çok iyi bilelim ve anlayalım ki;

Bu böyle gitmez

!..

*

Yarın Türkiye öyle bir duruma gelir ki, bakmışsınız bu gidişe dur diyecek kimse bulunamaz. Nitekim Osmanlılar zamanında da öyle oldu. Böyle bir durumda iş başa kaldı demektir, o zaman biz kendimizi kurtarmalı, halk olarak örgütlenmeli ve kendi kendimizi kurtarmalıyız.

Bunun için bulunduğumuz şehirde, İstanbul da ve Türkiye nin herhangi bir kentinde halk olarak yapabileceklerimiz vardır. Ekonomik birliktelikler oluşturmalıyız.

 İstanbullular ve herhangi bir şehirde yaşayanlar, kendi aralarında bir internet birliği kurmalıdır. Tüm mallar, adresler ve firmalar burada bulunmalı, İstanbul (ve o şehir) ticaret merkezi olmalıdır. Tüm İstanbul bu bilgisayar ağıyla adeta tek firma hâline gelmelidir.

 İstanbullular ve herhangi bir şehirde yaşayanlar, mala-mal yani takas marketler zincirini kurmalı ve ekonomik istikrara ulaşmalıdır.

 İstanbullular ve herhangi bir şehirde yaşayanlar, bir inşaat şirketleri birliği kurmalı, İstanbul u/ şehirlerini depremlerde ve savaş dahil her türlü âfetlerde koruma yollarını aramalıdır.

 İstanbullular ulaştırma vakıfları dahil her türlü vakıfları kurup dünyanın her yeri ile İstanbul u bağlamalıdırlar.

Hâsılı; halkımız örgütlenerek kendi sorunlarını bizzat kendisi çözmeli, Millî Görüş Hareketi bu oluşumlarda halkımıza öncülük etmelidir.