Osmanlı'dan Cumhuriyete meal serüvenimiz - 1

Abone Ol

Meallerin tarih serüveni yazmamdan dolayı meal veya

Türkçeye çeviriye karşı olduğum düşünülmektedir. Bence sağlıklı ve iyi bir

çeviri faydalı olacaktır.

Ama yetkin olmayan kişilerin elinde yapılacak olan

çeviriler zarar verir. Bu nedenle nasıl ki Kur an ın takibini yapan bir birim

oluşmuşsa, meallerin de takibini yapan bir birimin oluşması daha iyi olur.

Ayrıca, meal hiç bir zaman Kur an ın kendisi değildir ve

o çeviri ayetten anlaşılması gereken tek yön değildir. Burada yazarın anlam

kabiliyeti devreye girer. Arapça anlam bakımından zengin bir dildir. Meali

okuyanın o ayetin tek anlamının bu olduğunu düşünmemesi gerekir. Çünkü

çevrilerde anlam daralması yaşanmaktadır.

Buna rağmen güzel ve sağlıklı mealler bizim düşünce

dünyamızı zenginleştirirken meallerin tefsirlerle birlikte okunması Kur an ı

anlamamızı sağlayacaktır.

İLK TÜRKÇE MEALİ BİR HRİSTİYAN YAZDI!

1914 yılında ilk Türkçe Kur an meali İbrahim Hilmi

tarafından yayınlanır.

Yalnız çeviriyi yapanın isminin daha sonra açıklanacağı

duyurulur.

İşin ilginç yanı bu ilk Türkçe Kur an çevirisini Suriyeli

bir Katolik olan Zeki Megamiz yapmıştır. Bu nedenle ismi gizlenir.

Yani bu kadar Türk aydının olduğu bir dönemde hiç birisi

tercüme edemez ve bir gayri Müslim çeviriyi yapar.

Fakat durumun anlaşılması üzerine ancak beş forması

basılabilen bu tercüme devlet tarafından toplatılır.

CUMHURİYETİN AMACI: MİLLİ BİR DİN İNŞASI

Cumhuriyet kadrolarının temel amacı milli bir devlet,

yani bir ulus devleti inşa etmekti. Ama onlar da biliyorlardı ki önlerindeki en

büyük engel dindi. Çünkü dini hissiyat birleştiriciydi. Mehmed İzzet (öl.1930)

Milliyet Nazariyeleri ve Milli Hayat isimli eserinde bu konuda şunları

söyleyecektir:

Birçok mütefekkirler, sonra vekayi bize gösteriyor ki

dini hissiyat zayıflamadıkça milliyet hissi kuvvetlenmemiştir. Ne İslam, ne de

Hristiyan Katoliği haddi zatında milliyetperverlik hamisi değildir.

Ulusçuluk ise ayrılıkçıydı. Ulusçuluğu yani milli bir

devleti inşa etmek için dini hissiyatın zayıflatılması gerekiyordu. Hatta daha

da ileri gidilerek bu zayıflatılmış dini hissiyat ile bir milli din inşa

edilmeliydi.

ATATÜRK ÜN MEAL ÇALIŞMASINDAKİ ASIL AMACI

14 Ağustos 1923 yılında Maarif Programı nı tespit edecek

Heyet-i İlmiye şerefine Ankara Türk Ocağı nda verilen çay ziyafetinde Mustafa

Kemal Atatürk, Kur an-ı Kerim i Türkçeye aynen tercüme ettirmek meselesini

ortaya atar. Bu projenin namazların Türkçe kılınmasına kadar götüreceğini gören

Kazım Karabekir, Atatürk e itiraz edince, tartışma başlar.

Karabekir, Bir devlet reisinin din işlerini

kurcalamasını doğru bulmadığını, ilim ehlinden mürekkeb bir heyetin toplanarak

bu Kur an ın tercüme mi, tefsir mi edilmesi lazım geldiğine karar

verebileceğini söyler.

Buna karşılık Din adamlarına lüzum olmayıp doğrudan

doğruya tercüme ettirmenin daha muvafık olacağı şeklinde bir fikir ortaya

atılarak kendisine itiraz edilir.

Karabekir Devlet otoritesinin yıpranacağı böyle bir

projeden hayır çıkmayacağını belirtince Atatürk hiddetle şöyle der:

Evet Karabekir! Arapoğlunun yavelerini Türkoğullarına

öğretmek için Kur an ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutacağım.

Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler.

AKİF VE KUR AN MEALİ

Atatürk ün isteği üzerine Mehmet Akif ten Türkçe Kur an

meali yapması istenir.

Aslında onların istediği meal, ibadetlerde kullanılacak

formatta olmasıdır. Yani şiir diline uyarlanmış bir meal olmasıdır.

Mehmet Akif, meal çalışmasına başlar. Fakat yapacağı bu

meal çalışmasının asıl amacının Arapça ibadetin yerine Türkçe ibadet için

kullanılacak olması olduğunu anladığından çalışmasını bitirmez ve var olanı da

yok eder.

Gerçi son yıllarda Mehmet Akif in Türkçe mealinin bir

kısmı bulunup basıldı. Ama bu Mehmet Akif in çalışmasını ilgili ekibe

vermediğini gösterir.

Akif bir anlamda yapılacak olan dinde reform olayına alet

olmak istememiştir.

Peki, Akif, böyle bir çalışmadan imtina etmesi üzerine

neden başka bir kimseye meal siparişi verilmedi

Bunun temel nedeni de Akif in güçlü bir şair olmasının

yanında iyi bir Arapça ve Kur an bilgisine de sahip olmasıdır. Çünkü yapılmak

istenen sadece bir meal değildir. İbadetlerde de kullanılacak şekilde şiirsel

bir mealdir. Bunu da Akif ten başkası yapamazdı.

CUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ İLK TÜRKÇE MEALLER DE FETVA İLE

SAKINCALI BULUNDU!

Cumhuriyet döneminde 1924 yılında ilk Türkçe Meal

çalışması gerçekleşecekti.

İlk mealler şunlardır:

1. Seyyid Süleyman el-Hüseyni tarafından Kur an-ı Kerim

Tercemesi adıyla İstanbul da basıldı.

2. Şeyh Muhsin-i Fani tarafından yine İstanbul da

yayınlanan Nur ul Beyan isimli tercümesi

3. Cemil Said tarafından İstanbul da basılan Türkçe

Kur an-ı Kerim tercümesi

Fakat bu mealler, sahip oldukları tercüme hataları

nedeniyle şiddetli eleştiriye maruz kalır.

Bunun üzerine Diyanet İşleri Reisliği (Rıfat Börekçi)

tarafından Şeyh Muhsin in ve Cemil Said in tercümeleri aleyhine fetva

yayınlanır.

Bu fetvada Müslüman halkın bu çevirilere aldanmamaları

tavsiye edilir.