Göreniniz var mıdır, bilmem; halen İstanbul’daki Deniz Müzesi’nde ve Washington Müzesi’nde son derece çarpıcı bir belge sergilenmektedir: Osmanlı Devleti ile ABD arasında yapılan ilk anlaşma.
Peki, neyin anlaşması bu? Anlatalım;
* 1790’lı yıllar… Osmanlı gemileri Akdeniz’de fırtınalar estirmektedir.
* Bu yıllarda 15’e yakın ABD gemisi Akdeniz’de Osmanlı gemileri tarafından ele geçirildi. Amerikan Kongresi, bunun üzerine 27 Mart 1794 yılında, Osmanlı denizcilerine karşı koyacak güçte savaş gemileri inşa edilmesi veya satın alınması için, Başkan George Washington’a 700.000 altına yakın harcama yetkisi verdi.
* Amerika Birleşik Devletleri, Akdeniz’de gemilerini üst üste kaybetmeye başlayınca, Osmanlı Devleti ile 22 maddeden oluşan bir anlaşma yapmak zorunda kaldı.
* Anlaşmaya, Amerika Birleşik Devletleri adına Joseph Donaldson ve Osmanlı İmparatorluğu adına Cezayir Beylerbeyi Cezayirli Hasan Paşa nam-ı diğer Hasan Dayı imza koydular.
* Bu, yabancı bir devlete vergi ödenmesini kabul eden tek ABD belgesi olarak kayıtlara geçti.
* Amerika, Akdeniz’deki faaliyetleri için Osmanlı’ya vergi ödemeye başladı.
* Amerika, Cezayir’de bulunan esirlerin bırakılması için de ayrıca 642.500 dolar “Haraç” ödedi.
* 5 Eylül 1795 yılında imzalanan ve dili Türkçe olan Dostluk ve Barış Anlaşması’na göre Amerika Birleşik Devletleri, tarihinde ilk kez bir başka devlete vergi ödemeye başladı.
* Anlaşma aynı zamanda ABD tarihinde imzalanmış bir kaç yabancı dilli anlaşmadan biri olma özelliği taşıyor.
* ABD, 1820’li yıllara kadar Osmanlı Devleti’ne vergi ödemeye devam etti.
* Fransa, Akdeniz’deki ticaret gemilerinin güvenliğini sağlamak için Osmanlı’ya yıllık 200.000 İspanyol doları vergi veriyordu.
* İngiltere de yıllık 280.000 İspanyol doları Osmanlı’ya vergi olarak ödüyordu.
* Bir çarpıcı ayrıntı daha; “Amerika ve Trablusgarp Beylerbeyliği 7 Mart 1796 yılında Osmanlı ile Amerika arasında imzalanan Dostluk ve Barış Anlaşması’na rağmen yer yer karşılıklı çatışmaya ve birbirlerinden gemi ve esir ele geçirmeye devam ettiler. Gözü kara bir Paşa olan Trablusgarp Beylerbeyi Yusuf Paşa, ülkedeki Amerikan temsilcisini yanına çağırtarak elini öptürüp, yıllık haraç miktarını 225 bin dolara çıkardığını ilan etti. Ayrıca çeşitli mallardan oluşan 25 bin dolarlık bir miktarın da buna eklenmesini istedi. Yusuf Paşa ne kadar kararlı olduğunu göstermek için de Amerikan konsolosunun gözü önünde gemisinin bayrak direğini kestirdi...”
***
ABD Başkanı Trump’ın aldığı son “Kudüs” kararına bir de bu gözle bakmakta yarar var! Trump son dönemde tarihe mi merak sardı, acaba!
Bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi?
KUDÜS PARTİLER ÜSTÜ BİR MESELE
Adı, Elif İnci Utlu…
CHP Erzincan İl Gençlik Kolları Başkanı…
Aynı zamanda Erzincan Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü Öğrencisi…
Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkent olarak tanımasını protesto etmek amacıyla düzenlenen programda Elif Hanım da konuştu. Bakın neler söyledi;
“Gün birlik günüdür. Daha çok birbirimize bağlanma ve tutunma günüdür. Senelerdir işgal altında olan kadim kent Kudüs hakkında Amerika’nın işbirlikçisi lehine verdiği kararı tanımıyoruz. Bu karar ABD ile siyasi ve ekonomik ortağı İsrail’in Ortadoğu’da yıllardır sürdürdüğü politikanın gerçek yüzüdür. Bizler bu işbirliği resmi karşısında o topraklar üzerinde hakkı olan ve barışı tesis edecek özneyi oluşturan Filistin halkının yanındayız…”
Merak ediyorum, bu cümleleri nasıl karşıladınız?
***
Erzincan Üniversitesi’nde yapılan bu basın açıklamasına Erzincan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlyas Çapoğlu, dekanlar, öğretim görevlileri ve 3000’ e yakın öğrenci katıldı.
KUDÜS-Ü ŞERİF’İN TAPUSU TÜRKİYE’DEDİR
“Bugün İslam düşmanı Siyonistler ve Amerika, bir İslam şehri olan Kudüs-ü Şerif’i İsrail’in başkenti olarak ilan etme küstahlığına kalkışmıştır. Bunu Müslümanlar olarak asla kabul etmemiz mümkün değildir. Kudüs-ü Şerif’in tapusu Türkiye’dedir. Bu İslam şehrinin korunması ve kurtarılması bugün dünyada yaşayan her Müslüman’ın üzerine farz-ı ayndır. Bu, siyasi bir mesele olduğu kadar Müslümanların da inanç meselesidir. Bu amaçla Kudüs için yapılacak her çalışma ve faaliyete Din Görevlileri Birliği olarak destek vereceğimizi, imkânlarımız ölçüsünde yardım edip katılacağımızı buradan beyan ederiz.” (Muhittin Hamdi Yıldırım, Din-Bir-Der Genel Başkanı)
EY KUDÜS!..
Daha önce “Ahdimiz Var” isimli albümüyle, Filistin’de, Suriye’de, Arakan’da, Irak’ta yaşanan zulümlerin durması, “Hakk’ın hâkim olduğu bir dünyanın kurulmasını isteyen gençlik ile birlikte İslam Birliği’ni kurmaya Ahdimiz Var” diyen Osman Gündüz, yine güzel bir çalışmaya imza attı; “Ey Kudüs!”
Söz ve müzik kendisine ait. Çalışmaya, https://www.youtube.com/watch?v=Gifp2b6CmsA&t=15s linkinden ulaşabilirsiniz. İşte o çalışmanın sözleri;
Niye ma’bedine küskün mihrâbın
Küskün bana kokulu duvarların
Kudüs atan kalbimin damarları
Sana hasret ile yanar ey Kudüs
*
Tevhidin barışın simgesi Kudüs
Göklere miracı taç eden Kudüs
Gözün yaşlıdır bağrın taşlıdır ey Kudüs
Kutlu davanın bekçisi ey Kudüs
Hakkın sancağısın ey özgür Kudüs
*
Müjdemiz Kudüs’ün kurtuluşunda
Hakkın sesi senin sancağında
Peygamber kokusu kundağında
Mahzun olma ümmet senle ayakta
SAADET’TEN ÖNEMLİ ADIM…
Saadet Partisi dün İstanbul Yenikapı’da muhteşem bir organizasyona imza attı. “İman varsa imkân vardır” düsturundan hareket ederek, “Kudüs İslam’ındır” mitingini tertip etti. Miting hazırlıkları sırasında Saadet kadroları meydanda sabahladı; bir minibüs içine kurulan soba herkesin ilgisini çekti. Türkiye, hatta dünya Yenikapı’ya akın etti. Zalimlere güçlü bir cevap verildi… “Kudüs sahipsiz değil!” mesajı tüm dünyaya haykırıldı…