Muhterem İl Başkanım Osman Yumakoğulları da şu fani
dünyadan göçtü, gitti. Allah gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
O, Milli Görüş davasında önemli bir isimdi. Almanya,
Avrupa derken dünyanın birçok ülkesinde bu dava onun öncülüğünde yayılmış,
gelişmiş ve teşkilatlanmıştı. Kendisine, çok önemli bir dönemin hafızasıydı
denilebilir. Zihni berraktı; yaşadığı dönemi, şahit olduklarını ve icraatlarını
her anlatışında aynı kelimelerle ifade edebilme kabiliyetine sahipti.
Hocamıza sadakati en önde sayılması gereken vasfıydı.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı çok kritik bir dönemde kendisine tevdi
edilmişti. Şöyle ki; Saadet in kurucu il başkanı Numan Kurtulmuş ilk seçimlerde
partinin yüzde iki buçuk gibi düşük bir netice elde etmesinin hemen akabinde
görevinden istifa etmişti. Milli Görüş hareketi ilk defa rakiple karşılaşmış ve
oylarını büyük ölçüde rakip partiye kaptırmıştı. Zihinler allak bullak olmuş,
geleneksel Milli Görüşçü ailelerin oyları bölünmüştü.
İşte, tam da bu zamanda; İstanbul il başkanı olarak
Merhum Osman Yumakoğulları görevlendirildi. Tahribatı önleme ve atılım yapma
öncelikli hedefiydi. Çok çalıştı, çok gayret etti, elinden gelen ne varsa
ortaya koydu; takatinin sonuna kadar mücadele etti; bizler bunun en yakın
şahitleriyiz.
Konuyla alakalı bir tek örnekle iktifa edelim: Bir
Cumartesi akşamıydı. Dört ilçenin aylık divan toplantısına katılması
gerekiyordu. Ancak, il başkanımız hasta idi. Biz, kendisine bu şekilde
divanlara katılmanız doğru olmaz dediysek te hele bir gidelim dedi. Çıktık
birlikte gittik. Yer Küçükçekmece. Salon tıklım tıklımdı. Osman Abi anons edildi.
O kürsüye doğru yürürken biz de merakla seyrettik. Mikrofonu eline aldı,
heyecanla konuşmaya başladı, tempoyu artırdıkça artırdı. Onda hastalık namına
bir şey kalmamıştı. O hızla, dört ilçenin divanına katıldık ve kendisini geç
saatte evine bıraktık. Onun hayatı bu ve benzeri güzel örneklerle doludur.
Bu Hak davanın kilit isimleri birer birer aramızdan
ayrılıp dar-ı beka ya Hicret ediyorlar. Allah ın kanunu böyle yapacak bir şey
yok. Hamdolsun, geride kalan ve nasibi olanlar bu onurlu yürüyüşü devam
ettirmekteler. Fakat farkındayız veya değiliz; bir şeyler noksan kalıyor; bari
hayatta olanlar bu meseleye dikkat etseler, diye düşünmekte ve kendilerinden
ümitle beklemekteyiz.
Hepimiz biliyor ve inanıyoruz ki; dünya fani... Hayatımız
sınırlı... Ömrümüzün garantisi ancak ecelimizdir. O halde hepimize; Milli Görüş
davasında görev yapmış ve yapmakta olan herkese bir vazife düşüyor. Nedir bu
vazife, diye sorulacak olursa, hemen söyleyelim: Hatıralarımızı yazmak... Yazma
işi zor gelirse şayet onun da alternatifi var; kamera karşısına geçip
anlatalım; gelecek nesillere örnek olacak ne varsa... Biz anlatalım cihaz
kaydetsin. Bu çok ciddi çok anlamlı bir vazifedir. Sakın ha! Hafife almayalım,
ihmal de etmeyelim.
Milli Görüş hareketini vücuda getirmek kelimelerle
anlatılamayacak kadar önemli ve anlamlı bir iştir. Nasıl ki geçmişte Büyük
Selçuklu devleti meydana getirildi ise; Haçlı sürülerinin ve Moğol
istilacılarının canından bezdirdiği bu coğrafyanın insanları Osmanlı yı kurdu,
sahiplendi ve cihana adaletle hükmettiyse... Son yüz yılda da gene bu coğrafya
ve aynı insanların torunları Milli Görüş etrafında kenetlendi ve tarihi
yürüyüşünü bu yöntemle başlattı.
Milli Görüş Hareketi; Türkiye ye, İslam alemine ve bütün
dünya milletlerine çok önemli çok anlamlı katkılar sunmuştur. Milli Görüş; hiç
şüphesiz ki, gelecekte de bu vazifeyi ifa etmeye devam edecektir. Onun için bu
dava, gelecek nesillere yazılı olarak emanet edilmelidir.
Son söz: Bu, merhum il başkanımızın bir vasiyetidir.
Vefatından yaklaşık bir yıl önce, gene hastanedeydi. Kendisini ziyaret
ettiğimizde, ellerimizi birleştirdi kendi elini en üste koydu ve şöyle söyledi:
Muhakkak bir yardım sandığı kuralım, ihtiyacı olanlar istifade etsin... Bizden
söylemesi...
Merhum Osman Yumakoğulları başkanımız, hep dava uğruna
çalıştı. Canını hiçe saydı. O, sadece hastanelerde yatarken istirahat imkânı
bulabildi. Allah taksiratını affetsin, mekânı cennet olsun.