Osman Nuri Önügören (1934-2016)

Abone Ol

Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ikinci sınıftayım. Yıl 1993. Bayram Binici Hoca Efendinin iki haftada bir MGV'de mutat olarak yaptığı sohbet akabinde; size bir müjdem var diye devam etti; İnşallah bu yaz, Koyunlu kasabasında imanı çok güçlü izlenimi veren bir hacı abi Osman Nuri Önügören bir medrese çalışması için bizimle bir istişarede bulundu.

Dua edin, çok güzel bir ilmi çalışma başlayacak.

Osman Nuri Önügören ismini ilk kez bu şekilde duydum.

1993 yaz dönemine Koyunlu Fatih Camii Medresesi hummalı bir çalışmayla yetişmiş oldu.

Medresede ilk gün; kırk öğrenci Bayram Binici Hoca Efendi ve Osman Nuri Önügören'in karşısındayız.

Söze Bayram Hoca başlar ve bu ilmi çalışmanın ne kadar önemli olduğunu anlattıktan sonra, Nuri abi söze başlar, kısaca cami ve külliyenin inşasını anlatırken şu anekdot çok dikkatimizi çeker; ben, bu caminin projesini mimara çizdirince Erbakan Hoca'ya arz edip cami bitince açılışını yapmasını rica ettim. Hoca, şöyle projeyi aldı inceledi ve dedi ki; Osman Bey bu caminin müştemilatına İslami ilimler merkezi eklersen; hem temelini atmaya hem de açılışını yapmaya gelirim deyince biz projeye İslami ilimler merkezini de ekledik. Gerçekten bu caminin açılışını da temelini de Erbakan Hoca yaptı.

Önce Lütfü Doğan Hocanın İSİLAY Vakfı temsilciliği gibi bir müddet devam eden külliye, Osman Nuri abinin Adil Efendi Vakfı'nı (ADEV) kurmasıyla külliye ADEV şubesi olarak devam etti. Hacı Osman Nuri abi tesis etmiş olduğu bu İslami ilimler merkezine o kadar motive olmuştu ki; merhum hadis profesörü Muhammed Kutup'u davet edip medresemize getirdi. Tam bir hafta boyunca birlikte olma fırsatı bulduk. Sonra ilk Ramazan ayı Merhum Muhammed Kutup'un davetiyle Mekke/Aziziye'deki evinde iftarlara iştirak ettik.

Merhum Emin Saraç Hocamı Hacı Osman Nuri Abi bir hafta medresemizde ağırladı.

Sonra Cevat Akşit Hoca ve daha kimler..

Bu süreçte İslami ilimler eğitimi devam ederken; yaz döneminde yazlık villa alanı ortasında olan camimizde her gün sabah ve ikindi sohbeti yapardık. Sohbete iştirak edenlere çay ikramı ve çay yanına her gün bizzat kendisi farklı ikramlarda bulunmaya çalışır ve bu sohbetlerle camilerin ruh bulduğunu anlatırdı.

Erbakan Hoca'ya ilk günden itibaren yakın olduğu için hatıralarından anlatır, Hocayı meşhur sarı Mercedesi ile konferanslara götürürken yaşadığı hatıraları heyecanla anlatırdı.

Bir gün birlikte Kayseri'ye gidiyoruz, arabayı hızlı sürmeyi severdi. Hız iki yüze dayanınca bana döndü ve dedi ki; hoca efendi bu hızlara bizi Erbakan Hoca alıştırdı. Çünkü bir konferanstan diğer konferansa yetişmek için mecburen hız yapardım. Hatta Hoca bazen bana Osman Bey, kaç hızla gidiyorsun diye sorar ben de hızımı söyleyince; peki bu araç kaç basar der ve davaya ihanet etme hakkını ver hakkını ver derdi.

Ona yol arkadaşlığı yaptığı bu konferanstan konferansa yetişme süreçlerinde iki büyük kerametine şahit olduğunu da göz yaşlarıyla anlatmıştı.

Hocayla alakalı Hacı Osman Nuri Abiden dinleyince en çok etkilendiğim hatıralarından birisi şuydu:

Mekke'de Dünya Alimler Birliği Başkanı Yusuf Kardavi'nin davetiyle 300 alim toplanır.

Toplantı iki gün sürecektir.

Yusuf El-Kardavi'nin açılış konuşmasından sonra Erbakan Hoca konuşmaya başlar.

Sinevizyonla bir dolar ve bir dolardaki piramit dinleyici alimlerin net göreceği şekilde sahneye yansıtılır.

Erbakan Hoca, kısa bir giriş yaptıktan sonra o gün takriben beş saate yakın bir dolardaki piramitin ne manaya geldiğini alimlere anlatır ve en üstteki gözün kör edilmesi gerektiğini ve bunun için siz alimlere çok büyük vazife düşüyor diye bitirir. Tabi ki; bu çok etkili ve manalı sunum sonrası alimlerin göz yaşlarını tutamadığına şahit oldum.

Sonra her kürsüye çıkan Hocaya teşekkür ederek gereken dersleri aldığını ve bu motivasyonla ülkelerinde daha etkili bir çalışma yapacaklarını beyan etmişti.

Hocayı tanıdığı günden itibaren o kadar çok ona yakın olma fırsatı bulmuş ki; biraz sohbet etseniz mutlaka bir ucu Erbakan Hocaya dayanırdı.

Mehmet Zahit Kotku Hazretlerinden manen istifade ettiğini de biliyoruz.

Allah'a hamdolsun; iki yıl Ramazan ayında Mekke'de merhum Tahir Büyükkörükçü hocamın da hazır bulunduğu Ramazan sofralarında da Hacı Osman Nuri abiyle birlikte kendi açtığı sofrada olma imkanımız oldu. Ramazanda sofra açmayı severdi. Bir gün Tahir Hocam sofra duası yapar, bir sonraki gün ise Hoca Efendi sıra sende der ve biz sofra duası yapardık.

Din gayreti üst düzeyde olan hacı abi bazen bize şöyle çıkışırdı: ah şu sizdeki ilim bende olsa dumanını attırırım, sizlerin bu ilimle daha çok çalışmanız lazım derdi.

Tertibi ve düzeni çok severdi. İstanbul'dan Koyunlu'ya yaz dönemi geleceği zaman; külliyemizde sıra dışı bir düzen verme yoğunluğu başlardı. Biz her şeyi tam yaptık diye düşünürüz; camiye akşam girer, daha ilk başını kubbeye doğru çevirir ve orada yanmayan bir lambaya işaret ederek bu niçin yanmıyor derdi.

Hayatını davaya adamış,

Ömrü güzel insanlarla geçmiş,

Hak yolda pek çok sıkıntıya katlanmış,

Milli Görüş davasının temellerinde vazife yapmış,

Evladını da bu minvalde yetiştirmeye çalışmış bir mümin olarak tanıdık.

Rabbim taksiratını affeylesin. Makamını cennet, derecesini âli eylesin.

Geride bıraktığı bu vakıf (ADEV) hizmetleri mirasını sürdürmeye çalışan başta mahdumu Mahmut Bey ve Yahya-İbrahim beyleri hayırlı çalışmalarında Rabbim muvaffak kılsın.

Tabi ki Osman Nuri Önügören abinin Milli Görüş davasına hizmetleri, vakıflardaki ve STK'lardaki hayırlı hizmetlerini kısa bir makaleye sığdırmak mümkün değil. Ben burada sadece onu hayırla yad etme adına kendisiyle yaşadığım veya kendisinden dinlediğim bir kaç hatırasını arz etmekle yetindim.