Oruçtan beklenen güzel neticelere nail olabilmek-2

Abone Ol

İSLAM IN beş temel esasından biri olan orucun nefis

terbiyesinde ve ıslahındaki rolü asla inkar edilemez. Oruçlu insan, kötü söz ve

davranışlarını terk ettiği gibi, yenilmesi ve içilmesi meşru olan her şeyi de

ALLAH istediği için terk eder. Bu durum, insanın tamamen ruhi terbiyesi ve

eğitimi ile ilgili bir husustur. Gerektiğinde mahrum kalma ve istediğini

yapamamanın getireceği sıkıntıyı aşmanın yollarını öğrenir. Orucun sadece

yeme-içmeyi terk etmekten ibaret olmadığını, bunun ötesinde büyük manevi

kazanımlar elde edildiğini,  oruçlu

olduğumuz şu zaman diliminde bizzat yaşayarak idrak etmekteyiz. Aksi takdirde

oruç, insanı kötü söz, eylem ve davranışlardan uzaklaştırmıyor, edep ve

ahlakını güzelleştirmiyorsa amaçlanan hedefe ulaşılamamış demektir. Bu durumda

iç dünyamıza bir zenginlik kazandıramadığımız gibi, oruçtan beklenen sevaba da

ulaşamayız.

Bu nedenle oruçlu insan; yalan, gıybet, iftira, hile,

aldatma, her türlü kötü söz ve davranışlardan uzak, bütün sosyal ilişkilerinde,

söz ve sözleşmelerinde, iş ve işlemlerinde dürüst ve dosdoğru olmalıdır. Bu

durum bütün oruç tutanlar için göz önüne getirildiğinde, halk arasında Onbir

Ayın Sultanı diye tanımlanan Ramazan Ayı nın Müslüman bir toplum için ne

kadar büyük bir huzur kaynağı olduğu fark edilecektir. Evveli rahmet, ortası

mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan ayı, ilahi rahmetin

müminlerin gönüllerini doldurduğu müstesna bir aydır. Bu ayda Müslümanların

yerine getirdikleri fıtır sadakası, zekat ve diğer mali yardımlar, toplumsal

yardımlaşma ve dayanışmayı ve kardeşlik duygularını en üst seviyeye çıkarır.

Ayrıca iftar sofralarına davet edilen muhtaç insanların yüzlerindeki mutluluğu

görmek kadar güzel bir şey olamaz. Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre

Resûlullah (S.A.V.)Efendimizin: Kim, iman ederek ve mükâfatını sadece ALLAH

Teâlâ dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları mağfiret olunur.   müjdesine erebilmek için, rahmet iklimi bu

ayda nefsimizi kötü duygulardan arındırdığımız gibi etrafımıza da her türlü

maddi-manevi desteği vermeye çalışalım.

Oruç ALLAH Teâlâ ya itaat ve ibadettir. Kişiye sınırsız

sevab kazandırır. Çünkü oruç yalnız ALLAH Teâlâ içindir. ALLAH Teâlâ nın keremi

ise sınırsızdır. Oruç bir yıldan öbür yıla kadar işlenen küçük günah-lara

keffarettir. Oruç ALLAH Teâlâ nın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmaktan

ibaret bulunan takvaya sebep olur.

Oruçtan beklenen bu güzel neticelere nail olabilmek için

onu kemaliyle tutmak ve yalan konuşmak, gıybet etmek gibi oruca zarar verecek

şeylerden kaçınmak gerekir. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber

(S.A.V.) Efendimiz:

Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi

bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına ALLAH Teâlâ için hiçbir

ihtiyaç yoktur.   buyurmuşlardır.

Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber

(S.A.V.) Efendimiz:

İnsanların etlerini yemeğe devam edenler, yani gıybet

edenler oruç tutmamıştır. buyurdu.

Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber

(S.A.V.) Efendimiz:

Oruç, yemekten, içmekten kesilmek değildir. Oruç ancak

fuzuli ve şehevâni sözlerden oruç tutmaktır. Eğer bir kişi sana söver veya sana

karşı bilgisizce hareket ederse sen muhakkak ben oruçluyum, dolayısıyla sana

uyamam de!

Bu sebeble tutulan orucun tam kâmil olabilmesi için:

1- Göz dinen kötü, haram ve mekruh olan şeylere

bakmayacaktır.

2- Dil yalan söylemeyecek, dedikodudan, aleyhte konuşmak

ve gıybet yapmaktan, özellikle yalan yere yemin etmekten sakınacaktır.

3- Kulak dinen kötülenmiş, haram ve mekrûh olan şeyleri

dinlemeyecektir. Müslümanlıkta söylenmesi haram olan her şeyin dinlenmesi de

haramdır. Bir kimsenin aleyhinde konuşanı ve gıybet yapanı dinleyen de,

söyleyenin günahına ortak olmuş olur.

4- Eller harama ve hileye, dinen kötü ve mekruh olan

şeylere uzanmayacaktır.

5- Ayaklar gidilmesi dinen kötü, haram ve mekruh olan

yerlere basmayacaktır.