Oruç ve Bilinç

Abone Ol

İbadetler, ayin veya ritüeller, hemen her inanç (cult)ta farklı biçimler gösterse de, işlev olarak temel inanç ilkesinin özünü daha doğru ve genişliğine kavramaya yöneliktir, denebilir. Temel inanç ilkesi kendine özgü bir mahiyet ve nitelik taşıyan din olarak İslâm da da bir ibadetler manzumesi, bir uyumlu bütünlük vardır. Öyle ki ibadetler başat nitelikleri yönüyle tasnife temel oluşturacak bir özelliği de ortaya koyarlar. Mali, bedeni gibi. Zekat mali, namaz, oruç bedeni, hac hem malî, hem bedeni başat nitelik arzederler.

Bu anlamda ibadetler, işlev ya da amaçları bakımından temel inanç ilkesini, özetle Vahdaniyet, Birlik, Allah ın vahdaniyetini doğru, tam, mahiyetine uygunluk içinde bir kavrayışı, idrek ve bilinci oluşturmayı hedef alırlar. Bir başka ifadeyle, ibadetler kendi kendilerine bir amaç teşkil etmezler. Üstelik ibadetlerin doğruluğu, tamlığı, deyim yerindeyse, varlık şartı da bizzat temel inanç ilkesi ölçeğinde bir anlam kazanırlar. Bundan dolayı her mü minin, temel inanç ilkesini benimsemiş her inançlı insanın sözkonusu ibadetleri, ayinleri yapması öngörülür, öğütlenir, yüküm olarak bildirilir. İlk bakışta öngörülen, öğütlenen, yüküm olarak bildirilen ibadetler, ayinler insanın iradesini kısıtlayan, sınırlandıran, hatta yoksayan davranışlar, tavırlar ya da tutumlar şeklinde görülebilir. Bazan da görülmüştür.

Oysa iradenin özgür seçimi ortadan kaldırılmadığı sürece gerçekleşen iradi tercihler ya da kararların kısıtlayıcı, sınırlandırıcı ya da yoksayıcı olabileceğinden sözetmek pek tutarlı sayılamaz. Kaldı ki, böyle bir duruma yolaçabilecek durumlara yönelinilmesini önleyici kurallar, ilkeler İslâm ın iki temel kaynağı olan Kur ân ve Hadis te yer alırlar. Din de zorlama yoktur, olarak ifade edilen ilke, tam da insanın özgür seçimini dikkate alır. Dolayısıyla korur. İradenin gerçekleştirdiği özgür seçimin uygulama esnasında karşılaşacağı birtakım zorluklar, kısıtlılıklar, hatta mahrumiyetler sözkonusu olabilir. Bu seçimimizin içeriğiyle ilgili bir husustur, iradenin varlık şartı değildir. Sözgelimi gezi yapmaya karar verdiğimizde bu kararımızı uygulamada bir kısım aksaklıklar, aksilikler, güçlükler ve yoksulluklar yaşamayı da baştan benimsemişiz, demektir. Varmak istediğimiz yere seyreden vasıta, mesela uçak ın kalkış saati erdelenebilir veya kaza yapabilir. Bu gezi yapmaya karar verişteki özgür seçimimizi sakatlamaz, butlan haline getirmez.

Demek oluyor ki, ibadetler, ayinler, ritüeller temel inanç ilkesini kavratıcı, genişletici, aydınlatıcı bir bilincin oluşmasında, yerine göre korunmasında, yerine göre de uyandırılmasında önemli ve etkili işlevler görürler. Mesela inananların böyle bir bilinç edinmesi için şart ve gerek olan özgün bir kültürel ortamın oluşmasında ibadetler adeta kaynak olurlar. Ramazan ayı orucu bir ibadet olarak uygulanmasıyla birlikte Müslüman toplumlarda, elbette Türk toplumunda da özgün bir kültürün (sözlü veya yazılı) ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tartışmalara, bazan da yanlış anlama ve değerlendirmelere konu olan "Ramazan dolayısıyla kapalıyız" ibaresi böyledir. Genel olarak bu bir yasaklayıcı, hatta zorlayıcı tutumun işareti şeklinde anlaşılmakta, öyle anlaşılması istenmektedir. Aşevleri, lokantalar veya restaurantlarda bu ibare yazılırken mücbir nedenlerden dolayı hizmet verememekten kaynaklanan bir mearuzatı bir özür dileğini ifade etmedir. İşte orucun oluşturduğu kültürden kaynaklanan bilinçin somut bir göstergesidir bu. Bu bilinci kazanıcı, kapsayıcı, koruyucu ve taşıyıcı bir ruh ve zihin daralması, kısıtlanması, çoraklanması, kötürümlüğü sözkonusuysa oruç ibadeti temel inanç ilkesini işaret etme şöyle dursun, kendi anlamını bile açımlayıcı niteliğini gösteremez bir davranışa dönüşme bahtsızlığı yaşamaya başlayabilir. Bütün gün aç kalsak bile oruç tutan bir zihin ve ruha sahip olduğumuzdan sözedemeyiz. Orucun hayırlı, bereketli ve mübarek olmasını dilerken kastedilen bir yönüyle de bilinçtir. Muhtaç olunulan bilinç!