Oruç Oruç Okunacak Şiirler

Abone Ol

Ali Ural usta bir şair ve aynı zamanda usta bir öykücü. Onun bu iki yanı birinin diğerini tercih etmesi şeklinde değil iki yakanın bir araya gelmesi gibi çatışmasız. ‘Gizli Buzlanma’ şiir kitabının üzerinden yaklaşık dört yıl geçti. Bu kez ‘Mara ve Öteki Şiirler’ şiir kitabıyla okuyucusunu selamladı Ali Ural. Kitap adından da anlaşılacağı gibi iki bölümden oluşuyor: Mara ve Öteki Şiirler. Mara şiiri bir konser esinlenmesi. Şairin, “mağaralardan taştı gölgen bu dünyanın çalgısı değilsin” dediği bir çello konseri. Bilenler bilir, çello keman kadar küçük, kontrbas kadar büyük olmayan taşıması kolay olmayan bir çalgı aletidir. Mara ismini bu çelloların sahiplerinden alıyor. Chiristan Poltera’nın çaldığı enstrümanın adıdır Mara. Ali Ural şiirin duyarlık noktası çelloyu seçiyor. Mara bir deniz kazasında yere düşüyor, parçaları dağılıyor. Mara’yı Baldavino diye birine getiriyorlar. O ‘bu bitmiş’, ‘bu enstrüman değil kadavra!’ dese de yine tamir etmeyi başarıyor. Mara şiirinde yedi bölüm mevcut ve her bölüm otuz üç mısradan oluşuyor. Okuyucuyu bir konsere ya da bir ayine çağırır gibi zorlamasız ve akıcı. Hem kulağın hem de gözün bir enstrümana biçtiği değeri bir arada görüyoruz bu şiirlerde. Dünyanın geçiciliği içerisinde bu fanilik duygusunu kırılgan bir duruş ve bu kırılganlıkla uyumlu bir sesle en iyi Mara anlatabilirdi. Aradığı dizeyi yakalamak gibidir böylesi durumlar, mülkiyet duygusunu değil, geçicilik hissini besler: “bu benim çellom dediysem inanma geçicidir sahipliğim her sahiplik gibi.” Kulağa konu olan bir enstrümanı aynı anda göze ve de kalbe konu yapabilmek ancak şairlerin harcıdır. Bakın bunu Mara’nın şairi nasıl ifade ediyor: “Mara’yı anlatmak yalancılıktır görmediği şeyi anlatmak şairlik yani”. Sevgili okur, sana ‘Öteki Şiirler’den de bahsetmek isterdim. ‘Gece Merdiveni’nden, ‘Yıldız Madeni’nden, ‘Baba Dili’nden mesela. Sonra, şairin “bir bedduaydı şiir dönüp sahibini bulan” dediği şiirden bahsetmek isterdim. ‘Bahar Kokusu’nu içime çekip oradan ‘tuz perdesinin ardından’ bakıp ‘tatlı sulara’ ‘Terbiyeci Kurbağa’ Şiirinden dizeler dermek isterdim. Lakin şiir dönüp dolaşsın sana gelsin istiyorum. İyisi mi sahurla iftar arası hem Mara’yı oku hem de ‘Öteki Şiirler’i. Bitirmeden şu dizeleri de iftariyelik kabul edin lütfen: “ben bu şehri / tekmelenen bir konserve kutusuna benzetiyorum / benzeme yönünden kaçırdığım bakışlarımla benzetiyorum / ne konservesi olduğunu ayakkabımın ucundaki / kırmızılığın ele verdiği / ben bu şehri.’

GÖKÇEN GÖKSAL YAZSIN BİZ OKUYALIM!

Elimde yıllar öncesine ait Gökçen Göksal’in bir kitabı var:’ İdeolojiler ve Arka Bahçeleri’. Tam on bir yıl evvel imzalamış. Kitabın ismi ve kapağı beni yanıltmış olmalı ki biraz karıştırmış sonra bir kenara koymuşum. Yanlış anlaşılmasın, okunmaya değer bulmadığım için değil. ‘ideoloji’ ve ‘arka bahçe’ kelimelerine uzun süredir mesafeli yaklaştığım için bir eşref saatini gözetlemiştim. Geçen hafta kitabı saklandığı yerden çıkarıp okumaya başladım. Ne yalan söyleyeyim, takdir duygusu ile tekdir hissini bir arada yaşadım. Takdir ettim, çünkü kitap başlığının ve kapağının çok üstünde bir seviyeye işaret ediyordu. ‘ Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bir İzlek Çalışması’, ‘Mandela ve Afrika Edebiyatı’, ‘İspanyol Şair Clara Janes’ten Sırp Yazar Andriç’e, İzleri Sürmek…’, ‘Rus Edebiyatı’nda Kafkas İzleri’, ‘Nurullah Ataç ve Jakobenizm’, ‘Nabi’den Gazali’ye’ … daha pek çok konu edebi düzlemde kaleme alınmış. Geçiştirme değil, sıkı dokunmuş yazılar bunlar. Hem okudum hem de takdir ettim. Kitabın tekdir kısmına gelince, böyle sıkı yazılar yazan bir adam bu yazıların peşini ne diye bırakır! Kızdım, öfkelendim ve kitabın sayfalarını çekiştirmeye başladım. Bak buraya yazıyorum, Gökçen Göksal hâlâ geç kalmış değildir, mutlaka bu yazılarına devam etmeli, edebiyatla ilgisini asla kesmemelidir. Bunun semeresini kısa sürede alacaktır. Milli Gazete okuyucularına Gökçen Göksal’ı tanıtacak değilim. Göksal’ın kitapları yeniden basılmalı ve de okuyucuyla buluşmalıdır. Kültür-Sanat sayfamızda çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum ayrıca. Benden söylemesi.