Oruç, Müslüman'ın Üslubudur

Abone Ol

"Bu bağın bağbanı naleden çok mürg uçurmuşdur

Nîce benim gibi avareyi kondurmuş göçürmüşdür"

İsmail Hakkı [Haksal] Efendi nin cönkünden

Oruç ayının girişindeyiz. Geliş heyecanı, sevinci Müslümanları kendiliğinden sarıp sarmalıyor. Farklı bir telâşları oluyor müminlerin. Bu, ister istemez hayatı birden devindiriyor.

Müslüman ın özgünlüğü ibadetlerindedir. İbadetler ise Müslümanları şekillendiriyor onlara farklı bir kişilik kazandırıyor. İbadetler insanın hayat disiplinidir. Müslümanlar ise ibadetleriyle yoğunlaştıklarında daha bir dirim kazanıyorlar.

Oruç, bir yaşama üslubudur.

Oruç, bir hayat tarzıdır.

Oruç, bir erdemdir.

Oruç edeptir.

Oruç sevgidir, aşktır, sevinçtir, hüzündür.

Oruç dili tutmadır, beli tutmadır, kulağı tutmadır, gözü tutmadır, eli tutmadır.

Şeytan ve şeytanlar oruç ayında bağlanır. Tanrı nın bir hikmetidir. Çünkü oruçla şeytana fırsat verilmez. İnsanın kendi kendisini, şeytana karşı korumaya almanın bir denemesi, bir uygulamasıdır.

İnsan oruç tutunca oruç da insanı tutar. Birlikte alır götürür. Her şeyin birbiriyle uyumlu olduğu bir zamanı sağlar oruç. Mekânın zamanla, zamanın ve mekânın insanla uyumu. Orucun insanı tutması onu kabulüdür, benimsemesidir, içselleşmesidir.

Oruç tutanlar erdemli insanlardır. Erdemli insanlar ise özgündür. Özgün insanlar, he bu çağda nadirdir.

Yeryüzüne yayılmış olan oruçlu müminler oruç kokusunu yaydıklarında insanlığa bir hal olur. Bu, onları birbirine daha çok bağlar. Oruçlu ağza işaretin anlamı ve değeri iyi kavranmalı. Yoksa, her aç insan, insanlığa sevgi ve şefkat yayardı. Açlıktan ağızları kokanlara ancak acınır ve onlara yardım eli uzatılır. Oruçlu ağızlar sevgi ve merhametlerini bu halle yayarlar, bu Allah ın bir lütfû. İnsanı insana çeken oruç, insanı insana bağlar ve sevgi hâlesini genişletir.

Orucun ruhuna uyan müminler olduğu gibi uymayanlar da vardır. Oruç üslubu hayatın bütününü oluşturur. Sözün sese uyumu, sesin bedene uyumunu sağlar. İnsanı insan olarak görmeyi de. Karşımızdaki en şedit, en azgın, en kaba, en saldırgan insana bile farklı bir bakış getirir. İnsanı insan olarak gördüğünde, enleri benliğinde taşıyanların bir iyi yanını yakalamaya bakar. Çünkü her insan insandır ve onda bir değer, bir cevher vardır. Önemli olan ona ulaşmadır. Bir insanı kendinden uzaklaştırmanın yolları olduğu gibi, bir insanı yakınlaştırmanın çok daha fazla, ama çileli yolları vardır. Oruç bunların başında gelir.

İnsanı insandan dışlamanın en kolay yolu nefrettir. Nefret öfke tohumları saçar. Bu tohumlar hayata olan yolları kapatır.

Oruçlu insanın dilinden tatlı sözler çıkar. "Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır" meseli unutulmamalı. Oruç hayatın bütün anını denetime aldığından, insanı incitecek her davranıştan kaçar.

Müminin gücü sözündedir, yani etkisi sözünde belli olur. Söz bir ruhun dışavurumudur. İyi söz, uyarıcıdır. Uyarıcı olmak insana güzelliklerin, iyiliklerin, hoşlukların, nahifliklerin, zarafetin, kapılarını aralamaktır. Güzel şeyler güzellerle buluşur. Bir kötülüğü deşmek, bir öfke ve nefreti arttırmak insana en büyük kötülük. Müminin çöplüklerde işi yok, gül bahçelerinde, gül tarhlarının başında bir bülbül olmaktır işi.

Oruç ibadeti diğerlerinden farklı olarak hem bireyseldir, hem de toplumsal. Benin kendisini ilgilendirdiği gibi, toplumu da kuşatır.