Oruç fidyesi ve kadın halleri

Abone Ol

Her kadının âdet gördüğü gün sayısı eşit değildir. Hanefî mezhebine göre, âdet süresi en fazla on gün en azı da üç gündür. Âdet günlerinin süresi, daha önce yaşanmış tecrübelere göre belirlenir. Örnek verecek olursak deriz ki, daha önce âdet günleri altı gün devam etmiş ise, bu altı günlük süre içinde gelen lekeler âdet gününden sayılır.

Fidye nedir, nasıl verilir?

-Fakihlerin çoğunluğu: “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu kadar fidye öder” (Bakara Sûresi. Ayet: 184)

Fidye, bir fakirin bir günlük yeme-içme ihtiyacıdır. Bu bir günlük ihtiyacın o memleketin âdetine göre sabah-akşam veya sabah, öğle ve akşam öğünlerine göredir.

Bakara: 184’üncü ayetinden hareketle, mazeretli veya mazeretsiz oruç tutmamış ve kaza etmeden ölüm döşeğine düşmüş kimselerin oruç borçları için fidye vasiyetinde bulunmalarının müstehab olacağını söylemişlerdir. Mirasçıları bu vasiyeti yerine getirirler.

Eğer ölüm tahakkuk etmemiş ise o kimse kendi kefaretini öder. (Merginani. El-Hidaye: 1/127)

İbni Nuceymi Mısrî “En Nehru’l Faik” adlı eserinde şeyh-i fâni (ihtiyar) durumunda olanlar fidyeyi önceden hesaplayıp bir ayınkini toptan veya ayrı ayrı verebilirler, hükmünü zikrediyor.

Kefaret bir borçtur, fidye de bu borcun ödenmesidir. Daha açıkçası, oruçlunun ailesine yedirdiği yemekten, tam bir gün, fakire yedirmektir.

* Oruca niyetlenen bir hanım gün içinde âdet görmeye başlarsa ne yapar?

-Kadınlar ay hâli (hayız) ve lohusalık (nifas) denilen özel hallerinde namaz kılmazlar, oruç tutmazlar. Tutamadıkları oruçlarını daha sonra kaza ederler. Oruca niyetlenen bir kadın, gün için âdet görmeye başlarsa orucunu bozar. Temizlenince Ramazan ayından sonra bu günün orucunu da kaza eder. (Merginani. El-Hidaye:1/129)

*  Oruçlu olan bir kadın gün içinde hayız veya nifas olur, akşama kadar sanki oruçluymuş gibi davranıp yeme içmeyi terk etmez. Böyle yapması doğru değildir. Ancak yeme-içmeyi alenî yapması uygun değildir. Çocukların yanında yiyip içmemelidir. Ramazan ayına hürmeten yiyip içmeyi kimsenin görmediği yerde yapmalıdır.

*  Kadınlar âdet döneminde oruç tutabilirler mi? Bu esnada tutulmayan oruçların durumu nedir?

- Bu soruda iki şık var. Bunları ayrı ayrı cevaplayalım:

a) Kadınlar âdet dönemlerinde temizleninceye kadar:

1- Cinsi ilişkide bulunamazlar,

2- Namaz kılamazlar,

3- Oruç tutamazlar,

4- Kâbe’yi tavaf edemezler. Bunlar onlara yasaklanmıştır.

b) Bu esnada:

1- Kılmadıkları namazlarını kaza etmezler.

2- Tutamadıkları oruçlarını temizlendikten sonra Ramazan ayından sonra kaza ederler. (*Şafii.El-Num: 1/130-131, *Sahnûn. El-Müdevvene:1/49, *Merginane. El-Hidaye:1/30-31, *İbni Kudâme. El-Muğni: 1/198, *İbni Abidin. Reddü’l-Muhtar: 2/371)

*  Düzensiz âdet kanaması olan bir kadın oruçlarını nasıl tutar?

- Âdet günlerinde kadınlar namaz kılmazlar, oruç tutmazlar. Ancak oruçlarını temiz olduğu günlerde Ramazan ayından sonra kaza ederler. (Müslim. Hayız 76)

Her kadının âdet gördüğü gün sayısı eşit değildir. Hanefî mezhebine göre, âdet süresi en fazla on gün en azı da üç gündür. Âdet günlerinin süresi, daha önce yaşanmış tecrübelere göre belirlenir. Örnek verecek olursak deriz ki, daha önce âdet günleri altı gün devam etmiş ise, bu altı günlük süre içinde gelen lekeler âdet gününden sayılır.

Düzensiz kanamalarda, önceki âdet günlerine rastlayan kanama âdet sayılır, o günlerdeki oruçlar terk edilir. Önceki âdet günleri değişmişse, üç ile on gün arasındaki kanama âdet sayılıp, o günlerdeki oruç terk edilir. Daha sonra kaza edilir.

On gün dolduktan sonra gusül alınıp, namaz ve oruca başlanır.

İki âdet arasındaki temizlik günü sayısı 15 (onbeş) günden az olmaz.

* Oruç kefareti tutan bir kadın âdet dönemi esnasında tutamadığı günler için ne yapmalıdır?

- Kefaret orucu ara vermeden tutulur. Ancak, kadınların kefaret orucu tutarken araya giren âdet günleri bunların dışındadır. Çünkü onlar bu günlerinde oruç tutamazlar. Âdet halleri bitince ara vermeden, kefarete kaldıkları yerden devam ederler. İki ayı tamamlarlar. Şayet âdetin dışındaki bir sebepten ara verirlerse kefaret orucuna baştan başlamaları gerekir. (Merginâni. El-Hidaye: 1/122)