Ortaya karışık

Abone Ol

Bu lafı çok beğenirim. Halkımın hemen hemen her kesiminde

kullanılır. Anlamı da yakışıklıdır hani. Bendeniz de bugün böyle bir yazıya

giriştim.

Efendim; dün sabah, yani yazıya hazırlanmadan kısa bir

süre önce ekrana dikkat kesildim. Basketbol Federasyonu nun basın toplantısı

yapılacaktı. Başkan Turgay Demirel, teknik adam Tanyeviç ve tercümanı, takımın

kaptanı Hidayet ve menajer Harun... Yani tam kadro. Yani tüm sorumlu ve

yetkililer. Harika... Ve toplantı da meslek hayatımda hiç tanık olmadığım

biçimde net, açık ve kapalı sorusu ve cevabı olmayan biçimde geçti. Tam

anlamıyla Delikanlı gibi... Bu nedenle düzenleyici olarak katılanlara ve

harika sorular yönelten medya mensuplarına teşekkür ederim. Keşke futbolda da

benzeri kaliteyi ve çağdaşlığı görebilsek.

Şimdi çok ama çok hassas bir yere geleceğim. Basketbol

Milli Takımı nın yayıncı kuruluşu hangi televizyondur Cevap; tabii ki NTV...

Yani hem NTV, hem de NTV Spor... Peki, yukarıda değindiğim bu harika basın

toplantısını bu yayıncı kuruluş canlı olarak yayınladı mı Ne gezer! Bir

tanesinde Sayın Bülent Arınç ın söylemleri, diğerinde de ise büyük futbol üstatlarının tıraşı vardı.

İşte Üstü kaval, altı şişhane diye buna derler. Ben bu yayıncı kuruluş yerine

o harika toplantıyı yapan federasyondan ve katılanlardan özür dileyeyim. Eh, ne

de olsa duayenlik var ya... Tanyeviç gitti. Demirel duruyor. Bu başka mesele.

Onu da yakında yazarız. Ama siz o televizyon olarak yine basketbol milli

takımının yayın hakkına talip olacak mısınız Olur ve alırsanız da bir yazı

yazarız. O zaman da deriz ki, Ayna ile aranız yok mu

11 Eylül Kadıköy de!

Spordan çıkayım. 11 Eylül ü 12 Eylül e bağlayan gece bir

arkadaşımda idim. Bayan voleybol maçını izledik ve sohbete daldık. O da ne

Etraf cehennem. Eve gitmek mümkün değil. Pencereden seyrediyorum. Burnumun

dibinde provokatörler. Ve de yüzde on nispetinde gerçek eylemciler. Yani

hükümetten hoşnut olmayanlar. Provokatörleri bir görseniz, ağlar mısınız, güler

misiniz Bir ara düşündüm, bu kadar yakından tanık olunca, Acaba bunlar yeni

bir 12 Eylül ve 28 Şubat mı istiyor diye... Olur ya... Şayet öyleyse ki, ben

bu mesajı aldım, o zaman anneler Galatasaray Lisesi nin önünde toplanıp,

Oğlumdan, kızımdan on senedir haber yok diye ağlamayacak. Kendinize

acımıyorsanız, annenize acıyın! Ve şunu bilin ki, yarın polis çekilip,

karşısına  asker çıkarsa molotofları,

maytapları falan kaybedecek yer de bulamazsınız.

Olimpiyat Ve Başörtüsü

Ülkenin en büyük gazetesi diye geçinenin, galiba,

başyazarı, tanıtımda başörtülü kimse yoktu veryansın etti ya... Bendeniz de

kendilerine mesaj olarak, oylama sırasında banttan değil, canlı canlı en önde

oturan başörtülü üç Türk kadınını göstermiş ve utandın mı acaba diye sormuştum.

Malum kesimden tepki almışım. Bunu da bana dostlarım iletti. Hatta kendileri de

beni eleştirdiler. Eleştiriye sabaha kadar açığız. Ama yanardöner olmaya

asla... Birini görüp, diğeri görmemeye asla... Çifte standart yok bizde. Öyle

yetiştik, öyle büyüdük. Siz o yazara sorsanıza, oylama sırasındaki başörtülü üç

Türk kadınını neden yazmadı, ya da yazamadı diye...