İki AKP’linin herhangi bir konu hakkında aynı şeyleri söylediğine tanık olmak artık mümkün değil gibi görünüyor.
Zira her AKP’linin farklı bir dünya görüşü var ve her biri kendi dediğini partisinin görüşü olarak sunmaya çalışıyor.
Mesela EYT meselesi ortaya çıkıyor ama iki AKP’li EYT konusunda aynı şeyi söyleyemiyor! Aralarında ortak bir dil yok!
Biri EYT olayını tam bir felaket olarak tanımlıyor!
Diğeri ise EYT çıkarılmasa ülkenin parçalanabileceğini iddia ediyor!
Biri EYT konusunda kandırıldıklarını dile getiriyor.
Diğeri muhalefetin konuyu istismar etmesinin önüne geçtiklerini iddia ediyor.
Yani iki AKP’li EYT konusunda görüş birliğine varıp aynı şeyleri ifade edemiyorlar. Ortak bir dil kullanamıyorlar.
Her biri ayrı telden çalıyor.
Anayasa’nın dördüncü maddesi ile ilgili bir tartışma yaşanıyor.
AKP’liler yine farklı görüşler beyan etme yarışına giriyorlar.
Kimi 4’üncü maddesinin değiştirilmesinden yana görüş belirtenlere arka çıkıyor.
Kimileri ise buna itiraz ediyor ve böyle bir dertlerinin olmadığını ilan ediyor.
Yani yine ortak bir dil kullanılmıyor!
Oysa bu parti kurulurken “ortak akıl” gibi iddialı bir söylem söz konusuydu!
Herhangi bir konuda karar verirken “ortak akılla” hareket edileceği ilan ediliyordu.
Ama şimdi görülüyor ki, bırakın ortak akılla hareket etmeyi, ortak bir dille bile konuşamıyorlar.
Her biri aklına eseni söylüyor.
Ve bunu söylerken de farklı şeyler söyleyenleri sert bir dille eleştirmeyi ihmal etmiyorlar.
AKP’lilerin sergilediği bu tabloya bakınca Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın işinin çok zor olduğunu görüyoruz.
Birbirine bu kadar zıt görüşler beyan edenleri bir çatı altında tutmak kolay olmasa gerek!
Birinin gönlünü etseniz öteki kırılacak, ötekinin hoşuna gidecek bir şey yapsanız beriki bozulacak!
Adeta “düşman kardeşler” haline gelmiş bir kadro ile siyaset ancak bu kadar yapılabilir.
Sürekli birbirlerini çelmeyenler, insanları aynı çatı altında tutarak nasıl başarılı siyaset yapılabilir?