Ortak akıl ve yeni anayasa

Abone Ol

Dün yayınlanan yazımı pazartesi günü yazarken 300 civarında sivil toplum örgütü bir araya gelerek "Yeni Anayasa için Ortak Akıl Hareketi" adı altında basın toplantısı düzenlemiş, yeni anayasaya duyulan ihtiyacı dile getirmişler. 299 sivil toplum örgütünün yeni anayasa konusunda fikir birliği oluşturmalarına bir itirazım yok ama bu birlikteliği "Ortak Akıl Hareketi" olarak sunmalarını pek anlayabilmiş değilim. Çünkü, AKP kurucuları da toplumun karşısına ilk çıktıklarında ortak akıldan söz etmişler, partide kararların tek kişinin kafasına göre değil, ortak aklın gereği ne  ise ona göre alınacağını açıklamışlardı.

Ne oldu şimdi

AKPde kararların ortak akıl ile alındığını söylemek mümkün mü

AKPde ortak akıldan eser kalmadı ama birlikte hareketin devam ettiğini söylemek mümkün. Bu bakımdan  ortak akıldan çok ortak harekete ihtiyaç var. Çünkü, ortak akıl ne olduğu tam belli olmayan, toplumsal ilgiyi uyandırmak ve dikkat çekmek için kullanılan bir kavram olmaktan öte geçemedi. Ortak Akıl ile yola çıkan AKPnin gerçekleştiremediğini bu 299 sivil toplum örgütünün  gerçekleştirmesini beklemek ne kadar gerçekçi olur bilemiyorum ama kısa zamanda ne olacağını görürüz.

Ortak Hareket ve Ortak Tepki için ortak akla gerek var mıdır

Bu soruya vereceğimiz cevap çok önemlidir... Çünkü, Ortak Hareket ve Ortak Tepki için bir araya gelen kişi ya da tüzel kişilerin her konuda aynı şeyi düşünmesi gerekmez... Yani bir Ortak Akıl ile harekete ihtiyaç yoktur... Söz gelimi konu yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaç ve bunun sonucu yeni bir anayasa yapılmasını istemekse sadece bu konuda aynı şeyleri düşünmek ortak hareket için yeterlidir. Ortak Akıl ise çok daha ileri bir beraberliği ifade eder.

Bir araya gelerek yeni bir sivil anayasaya duyulan ihtiyacı dile getiren 299 sivil toplum örgütünün tavrını elbette çok önemsiyorum. Dik durulabilirse kamuoyu oluşturulmasında ve siyasi kadroları zorlamada etkili olacaklarına da inanıyorum. Ancak, olayı Ortak Akıl  Hareketi adı altında sunmaya hiç gerek yoktu diye düşünüyorum. Çünkü, AKP Ortak Akıl iddiasındaki başarısızlığı ile bu kavramın içini maalesef boşaltmış bulunuyor... İçi boşaltılmış kavramların içini doldurmakta sanıldığı kadar kolay olmuyor.

Ortak Akıl Hareketinin AKPnin boşalttığı kavramın içini doldurması samimi temennimdir. Ortak Hareket Grubu demek yapılan işin önemini sanıyorum azaltmaz. Önemli olan yapılan bir işe ne ad verildiği değil, alınan neticedir. İddiasız bir şekilde yola çıkıp düşünülen sonucu elde elmek, çok iddialı olarak yola çıkıp hedefe ulaşamamaktan çok daha önemlidir.

Ortak Akılın oluşturulması önemli olmakla birlikte toplum olarak ortak aklın ortaya koyduğu karara göre hareket etmekten çok kişisel tercihlerimizin yönlendirmesine göre hareket ediyoruz. Hareketimizi sonuna kadar götüremiyoruz. Niçin böyle oluyor sorusunun cevabı ise önce ortak aklın önemine inanarak bir araya geliyoruz ama bir süre sonra harekete katılan herkes kendi aklını diğerlerinden üstün görmeye başlıyor ve harekete katılanların kendi düşüncesine göre davranmasını istemeye başlıyor. Kendi aklının topluma yön vermesini isteyenin gücü ve otoritesi belirleyiciliğinin ömrünü belirliyor. Söz gelimi bir parti içinde bulunanların lidere tabi oluşları liderin gücüne bağlı oluyor. Lider güçlü ve hareket içinde bulunanların çıkarı liderin etrafında kalmalarını gerekli kılıyorsa,tek kişinin aklı hakimiyetini sürdürür. Ama lider daha doğrusu partisi güç kaybetmeye başlamışsa bu defa "Ortak Akıl diyerek yola çıktık ama tek kişinin aklına mahkum olduk" itirazları yükselmeye başlıyor.

Her şeye rağmen bu ülkenin yeni bir sivil anayasaya ihtiyacı var ve bu konda herkesin ve her kuruluşun buna destek vermesi gerekiyor. Bu destek sağlanabildiği takdirde buna ister Ortak Akıl Hareketi deyin isten Ortak Hareket Grubu deyin çok önemli değil.