Ortak akıl firar ederse…

Abone Ol

Kuytu bir yerdeydi çayhane. Müdavimleri vardı. İçerdeki insanlar birbirlerini tanıyorlardı. Hitaplarından bu anlaşılıyordu hemen. Selam verdim… Oturdum köşeye.

Kahvehanelerde, çayhanelerde genelde siyaset, günlük politik kabarmalar tartışılırdı.

Vardığım yerde de yakın atışmalar, kaba ifadeler havada uçuşuyordu.

Ancak, varlığımdan ötürü mü, başka sebeplerden dolayı mı bilmiyorum, üslup biraz yumuşamıştı.

Bir kişinin yönetiminden söz açıp işi başka başka yerlere götürenler, karşılarında sıkı iktidar yanlılarını buluyorlardı.

Kimisi CHP ’ye diktatör diyordu, kimisi iktidar partisine. Birbirlerini suçluyorlardı.

Çay istedim… Sözlerine karışmadım. Dinleyici olmayı tercih ettim… Lakin sustular bir anda. Benden çekinmiş olmalıydılar. Dönüp dönüp bana bakıyorlardı.

Korkmuş muydular benden?

Kendimi tanıtma ihtiyacı duydum. Rahatladılar. İyi dediler, hem gazeteci hem siyasetçisin… Bizim dediklerimize ne diyorsun? Dedim ki, doğruyu halk bilir, halk söyler. Ben misafirim, dinleyici olmak niyetindeyim. Kaç senedir, milli piyango satarım, dedi adamın biri… Sivaslıyım. Yıllardır bu çay ocağına gider gelirim. Eskiden bağıra bağıra konuşurduk… İktidarları yerden yere vururduk. Vallahi şimdi, korkuyorum.

AK Partili olan ayağa kalktı.

Niye korkuyorsun, niye korkuyorsun? Demek ki açığın var, ayıbın var. Ben niye korkmuyorum, söyle, ben niye korkmuyorum? Çünkü bu ülkenin hamalıyım, vatanseverim, reisi de destekliyorum.

Başka biri söze karıştı.

Desteklersen, korkmazsın tabii… İnsanlar, her dönem aha şu Yüksel caddesinde, aha şu Kızılay ’da, meydana çıkar gürültü eder, miting yapar, rahatsızlıklarını dile getirirlerdi… Şimdi… Şimdi çık da göreyim hadi.

AK Partili olan, e canım, şimdi olağanüstü hal var, içerde dışarıda teröristler var… PKK var, DEAŞ var… Düşman çoğaldı, ne yapalım yani?

Milli piyango satan adam, sigarasını sarıldı… Hâlbuki kapalı alanda sigara içmek yasaktı… Tınmadılar bile. Ona başkaları eşlik etti.

Adamım, dedi, millet aklına mukayyet olamıyor. İki el bir elden üstündür… İki akıl bir akıldan hep evladır, demişler büyükler.

Suskunluk olunca araya girdim…

E...ne olmuş, öyle olunca, dedim.

Ortak akıl, dedi birisi… Uzun boyluydu, ipinceydi. Ortak akıl bu ülkeden firar edince, başımız daha çok belaya girer…

Başka biri tamamladı.

Tek adamla olmaz… İstişare sünnettir. AK Partili kızdı. Bize bildiklerimizi anlatmayın, dedi… O işi biz biliriz. CHP diktatörlüğü kendinde arasın, tek adamlığı tarihinde arasın.

Bu sözler üzerine tartışma alevlendi… Artık kimseyi duyamıyordum. Bağırtılar, cayırtılar anlamayı yok etti.

Onları kendi hallerine bırakmadan önce, bir lirayı masaya bıraktım ve ordan sıvıştım.

Her derdin devası ortak akıldır, istişaredir, dedim kendi kendime… Sonra da, her şart ve halde, adalet, merhamet, empati… Gücün hukuku değil, hukukun üstünlüğü iktidar olmalıdır… Problemler bazen çoğalır, bazan azalır… Ama hukukun azı çoğu… Adaletin yarımı tamamı olmaz, dedim.

Kızılay’ın bulvarına çıkarken, kendimi ne de çok mutlu hissettim… Kalabalıkların içindeydim.