Rand Corporation (Rand Düşünce Kuruluşu) ve Carnegie
Endowment kıdemli uzmanlarından Frederic Wehrey, Irak politikası konusunda
analiz yaparken, ABD nin Ortadoğu nun zengin enerji kaynaklarının başını çeken
Suudi Arabistan ve İran a karşı yaklaşımının enmity (düşmanlık) ve emity (dostluk) bağlamında ele alındığını
ifade etmesi düşündürücüdür.
Büyük değişim eğilimi gösteren Ortadoğu da, ABD nin
uygulamakta olduğu enmity ve emity politikaları, iki ucu daha da
keskinleştirilmeye çalışılan Sünni-Şii ayrışmasının tam karşılığı olsa gerek.
Bazıları bu gelişmeleri Sir Mark Sykes ile François Georges arasında çizilen
Asya Minör Anlaşması nın sona erdiğinin bir göstergesi olarak göstermeye
çalışsa da, aslında İŞID tarafından ortaya konulan yeni haritanın da,
Anglo-Saxon un Sykes-Picot Anlaşması ndan çok önceden yine İngiltere tarafından
tatbik edilmeye çalışılan aynı bölgeyi kapsadığını unutmamak gerekir kanaatini
taşıyoruz.
Ortadoğu nun yeni Sünni-Şii satrancında Türkiye nin
yeri şüphesiz daha da önem kazanmaktadır. ABD nin enerji kaynaklarındaki can
damarını oluşturan Suudi Arabistan ve bu ülkeye bağlı politikalar izlemeye
çalışan diğer petrol zengini körfez ülkeleri ve İsrail açısından en az Mısır
kadar önem arz eden Ürdün gibi ülkeler, ABD nin büyük önem ve hassasiyet gösterdiği
müttefikleridir. Bu nedenle, bu ülkelerin bu iç çatışmaların dışında
tutulmaları için gerekli her türlü önlemler sağlanmaya çalışılmaktadır.
Akla gelmeyen (elusive) senaryolarla ortaya konulmaya
çalışılan mezhep odaklı gelişmeler, İsrail in güvenliğini daha fazla korumaya
yönelik hamlelerdir. Nitekim IŞİD in Musul da hâkimiyet kurmasından sonra, Irak
Kürdistan Bölgesi nin Kerkük, Ninova ve Diyala nın bir bölümünde Irak
güçlerinin çekilmesinden sonra kuvvet yerleştirmesi ve bağımsızlığı daha yüksek
bir sesle seslendirmeye başlaması aslında Bağdat a bir mesaj niteliğindedir.
Irak ta artık taşların nasıl yerli yerine oturtulacağı
hesapları şimdiden yapıladursun, ama gerçek o ki, Irak şu anda fiili olarak üç
parçaya ayrılmış durumdadır. Yeni yapılanmanın da bu dengeye bağlı olacağı
kanaatini taşıyoruz. Basra daki zengin petrol yataklarının kontrolü Şii
Araplara, Musul petrollerinin kontrolü Sünni Araplara, Kerkük petrollerinin
kontrolü de Kuzey deki Kürtlere bırakılacak şekilde yeni bir yapılanmaya gidilmesi
amaçlanmaktadır.
Her ne kadar, Irak petrollerinin kontrolü üç sacayaklı
gibi gözüküyor olsa da, asıl kontrolünün
ve aslan payının Anglo-Saxon politikanın hâkimi ABD ve İngiltere nin uhdesinde
olduğu göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.
Kuzey Irak petrolleri ve olası Musul petrolleri
sevkıyatının Türkiye üzerinden yapılması konusundaki çalışmalar ve daha önce
Kürt Bölgesel Yönetimi ile yapılan anlaşmalar, ister istemez Türkiye nin Kuzey
Irak taki gelişmelere sessiz kalması ve İsrail gibi destekler nitelikte
açıklamalar yapmasını gerekli kılmaktadır. Türkiye nin Kuzey Irak a ABD ye
yaptığı ihracattan daha büyük ihracat yapması ve buna petrol gelirlerinin
getirisini de ekleyecek olursak, birçok gelişme kendiliğinden yol haritası
olarak karşımıza çıkmaktadır. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi de, Türkiye yi dış
dünyaya açılan bir nefes borusu olarak gördüğünden, Türkiye ile olan
ilişkilerini bıçak sırtında dengeli bir şekilde götürmeye çalışmaktadır.
Ortadoğu da yapılmaya çalışılan bütün kısır döngülü politikaların
ve ortaya çıkan mezhep kavgalarına dayalı şekillenmelerin hiçbir şekilde çözüm
odaklı olamayacağı bilinen bir gerçektir. Aslında yapılması gereken tek şey,
modusvivendi ile mezhep kaynaklı sorunların bir an önce ortadan kaldırılması
ve birlik ve beraberlik içerisinde yeni bir Ortadoğu nun sağlam bir omurga
üzerine oturtulmasıdır.
Avrupa Birliği, Fransa, Almanya ve İngiltere arasındaki
farklılıkları rafa kaldırarak her üç ülkenin de başını çektiği güçlü bir Avrupa
Birliği ni sağlamıştır. Peki, Müslüman ülkeler neden bir araya gelip de bu
sorunlarını çözüp, daha güçlü adımlar atamıyorlar
D 8, sorunların çözümünde ve güçlerin birleştirilmesinde
en yapıcı rol oynayabilecek önemli bir kuruluş olsa gerek. Bu konuda şimdiye
kadar gerekli adımların atılmamış olması düşündürücüdür.