Bir okul neden yakılır
Nasıl güç ayakta durur Güneydoğu’da okullar.
Sanki bölgenin makûs talihinin en önemli ölçütüdür.
Kerpiçten, duvarları özensiz örülmüş, yoksulluğun, ezikliğin, yıkımların kara tahtasıdır okullar.
Yüksekova’daki Cumhuriyet ilk ve Ortaokulu’nu 15 gün içinde 5. kez yakıyorlar.
Okul ve mabed bir bölgenin en masum sakinleri iken paratoner gibi en nefretî eylemleri onlar çekerler.
Alevler içinde bırakılan binalarla, halkın canını yakmak murad edilir.
Güneydoğu’nun yaralı kentleri olan Diyarbakır 12 can yitirdi, Mardin 6 evladını kaybetti, Siirt’ten 5 can yitti, Antep 4 çocuğunu kaybetti, Batman, Muş, Van, Adana ve İstanbul’da bir vatandaşımızı kaybettik.
Ortadoğulu olmak demek, korkacaksın demek.
Batılılar, bölgeyi aşağılamak için adını “Middle East” taktılar.
Ürettikleri silahlarını Ortadoğulu halkları birbirine kırdırmakta kullandılar.
Saddam’a, Esed’e, Zeynelabidin’e sattıkları silahlar ve kimyasal gazlarla bölge halkına acıyı, ölümü, sakatlığı bıraktılar.
Daha kapsamlı projelerle Ortadoğu halklarına korkmayı, sinmeyi, ürkmeyi, dinlerinden utanmayı öğrettiler.
Bu bölgenin halkı isen korkacaksın, sineceksin, her an başına isabet edebilecek bir kurşunla öleceksin.
Başka çıkış kapın yok.
Irak 1991’de vurulduğunda, ardçı sarsıntıları en çok ülkemizde duyuldu, bölgeye yerleşen Çekiç Güç, elindeki silahları, bölgenin ayrılıkçı güçleri ile gönül rahatlığı ile paylaştı.
2003’de işgal edildiğinde Irak, yeni nesillerin tanımadığı eziklik bir kez daha deklare edildi.
Saddam’ı asarken kullanılan ipin sert çıkması sonucu kopan kafası, Işid gibi gruplara rol model oldu.
Onlarda intikam alırken kafa koparıp atacak, sadece batılıları İslam’dan nefret ettirmekle kalmayacaklar, bölge halkının dinlerinden utanmalarını da sağlayacaklardı.
Patriot ve Scudların modası çoktan geçmişti, elbet daha dehşet senaryolar sahnelenecekti.
Soğuk savaşın aktörleri değişmiş, komünizmin başı ezilmiş, İslam’ın şeref tabelalarının sökülmesine sıra gelmişti.
11 Eylül ile sınanan zihinler, gerekli tepkiyi vermiş, “barbar Müslümanlar” tezi sonuna kadar işlenebilme sınavını kazanmıştı.
Arap baharı ile Kaddafi’nin parça pinçik edilmesinden bir on yıl sonra orada da onun bağlıları ve karşıtları arasında kanlı hesaplaşmalar olacaktır.
Suriye’de halk birbirine düşmüş.
Son günlerde Kobani bahanesi ile dindar Kürt – seküler Marksist Kürt kavgasını izlemekteyiz.
Güneydoğu’nun dereleri, nasıl olsa Zilan katliamından beri cesetlere alışık.
Şeyh Said, Seyit Rıza’nın başı ezilirken; bağlıları idamla, kurşuna dizilmelerle, sürgünlerle cezalandırıldı.
Halepçe katliamları ile yeni nesillere Kürt kıyımı nasıl yapılırmış gösterildi.
Işid’in rövanşını dindar Kürt derneklerini, vakıflarını yakıp yıkarak almaya çalışan Marksist Kürtler.
Zaten büyük güçler için çözüm süreci; Türkiye için fazlası ile şık bir birlikte uyum içinde yaşama projesidir ve bunu hak etmemektedir.
Şiddet çağrıları anında karşılığını bulmuş yakılmadık can kalmamıştır.
Avrupalı olduğu iddiasında ama bal gibi Ortadoğulu gördükleri Türkiye’nin savaş görüntülerini CNN zevkle nakletmeye başlamıştır.
Asıl acısı da, “Ortadoğulu isen, acı çekeceksin”denklemi, belleklere yerleşmiştir.