Ortadoğu neden bu kadar istikrarsız ve neden bölge kan gölüne döndü? ABD’li General Eisenhower, Ortadoğu’yla alakalı şunları söylüyor. “Yalnız coğrafya bakımından bile bütün dünyada, stratejik yönden Ortadoğu’dan daha önemli bir bölge yoktur. Bütün gücümüz ve araçlarımızla örgütlenme yeteneğimizden, sevk ve idaremizden faydalanarak, Ortadoğu’yu kazanmak zorundayız.” İşte sihirli sözcük “Ortadoğu’yu kazanmak zorundayız” cümlesinde yatmaktadır. Ortadoğu’da olanlar enerji savaşlarından başka bir şey değildir. Dünya üzerindeki en büyük sermaye egemeni hiç şüphesiz Amerika Birleşik Devleti’nin çok uluslu şirketleridir. Girdikleri ülkelerde hükümetlere kendi menfaatleri doğrultusunda yasalar çıkarttırmakta ve o ülkeyi yasal yönden sömürmektedirler. Türkiye’de kârlılıkta ilk on sırayı paylaşan bankalardır ve bu bankaların sahipleri çokuluslu şirketlerdir. Yerli Sigorta şirketleri çokuluslu şirketler tarafından satın alınmıştır.
Çokuluslu şirketleri vasıtasıyla dünya egemenliğini eline geçiren ABD bu konumunu sürdürmenin peşindedir ve bu konumunu 21. yüzyılda da sürdürmek için büyük bir enerji harcamaktadır. Zirvede kalmak zirveye ulaşmaktan daha zordur ve ABD de bunun farkındadır. Bu nedenle bu konumunu sürdürmek için dünyanın çeşitli bölgelerine doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmektedir ve Ortadoğu bu konuda başı çekmektedir. Bunun en geçerli nedeni şüphesiz ki bu bölgenin dünya petrol rezervinin 3’te 2’sine sahip olmasıdır. ABD; menfaati için gözü kapalı Ortadoğu’yu ateşe vermiştir. Büyük şeytan ABD’nin ebedi düşmanı, ebedi dostu yoktur. Ebedi çıkarı vardır.
ABD’nin egemenliğini kırmanın yolu İslam Birliğini kurmaktan geçmektedir. Bunun farkında olan ABD’li Siyonistler, gerek MOSSAD gerekse AB ülkeleri ile birlikte bunu engellemek için farklı projeler yürütmektedir. Terör örgütleri kurmak ve onları beslemek bu projelerden sadece biridir. Çıkar söz konusu olunca Rusya’nın da ABD’den farkı yoktur. Bugün Suriye’de mazlumları bombalayanlardan biri de Rusya’dır.
AB ülkelerinin de bu bölgede çıkarları söz konusudur. PKK’ya en fazla yardım eden ABD’nin dışında; AB ülkeleridir. PKK’dan başka ABD’nin güdümünde olan, Türkiye’de Fetö, Irak’ta Kesnizani tarikatları, ülkeyi ele geçirmek ve kendileri doğrultusunda işgal etmek istemesi en bariz örneklerden sadece bir kaçıdır. CIA, MOSSAD VE İngiltere’nin MI5’in ülkemizdeki cemaatlerin içinde sızmadığını düşünmek geleceğimizi ıskalamaktan başka bir şeye yaramaz. En tehlikelisi ve sinsi olan İngilizlerdir. Bir dönem Jandarma Komutanı olan Sedat Celesun’un İngiliz Büyükelçisiyle arasında su sızmazdı. 28 Şubat dönemindeki en etkili isimlerden biri olan ve istihbarata bakan PAŞA, İngiliz büyükelçisinin ısrarı üzerine yoğunluğuna rağmen randevu vermek zorunda kaldı!
İngiliz elçi gelir gelmez konuya girdi!
- Sizdeki bir yapı var, inanın çok tehlikeli!
Paşa konuyu çok iyi bilmediği için olsa gerek “Siz nereden biliyorsunuz ki?” diye soruya soruyla cevap verdi!
Bu çıkış karşısında ELÇİ “Biz kurduk, nasıl bilmeyiz ki!” diyerek gülümsedi! Görüşme biterken İngiliz elçi “Biz sizi uyarmak için buradayız! Artık ip Amerikalıların elinde!” dedi!
(http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2014/11/04/islam-ordusu)
Burada kurdukları yapı FETÖ’dan başka bir şey değildi. Petrol ve doğal gaz Ortadoğu’da çıktığı sürece bu enerji kaynaklarının yolu üzerine olan Türkiye’yi asla rahat bırakmayacaklardır. Ortadoğu’da kan ve gözyaşının dinmesi birlik ve beraberlikten geçmektedir. Farklı mezhepler bizleri düşman yapmamalı. Müslümanların düşmanı Siyonizm’dir.