Örneklik ve temsil ihtiyacımız -1

Abone Ol

Toplumu yönetenlerin, rehberlerin, temsilci konumundakilerin ilim ve ahlâk sahibi olmalarının önemi tartışılır mı?

Nasıl ki bedendeki kalp doğru olduğunda, tüm organlar doğru olursa, bunun gibi halkın kalbi konumundaki ulûlemir/ulema, ümera doğru olduğunda da tüm ülkede iyilik ve adalet olur. Aksi halde zulüm mukadderdir.

“Ulema, enbiyanın mirasçılarıdır.” “İki zümre iyi olursa toplum da iyi olur. Yöneticiler, âlimler” (S.A.V.). Bu, her iki zümrenin de güzel ahlâklı olmalarının gereği ve önemi, ifadesidir.

“Siz ( halk) nasılsanız, yöneticileriniz de öyledir. İyi veya kötü...” buyurmuş, Peygamberimiz (S.A.V.). Ecdat da bu gerçeği: “Aş bozulursa tuz çare; tuz bozulursa ne çare?” cümlesiyle ifade etmiş.

Âlemlerin Rabbi dünyadaki hayatımızda sayısız nimetleri içinde en güzel “hayat tarzı”nı (din/yol/İslâm) biz insanlara teklif ve tavsiye buyurmuştur. Görevlendirdiği peygamberleriyle (elçileriyle) de bunu hem tebliğ ettirmiş hem de en güzel hayatın örnekliğini, elçilerinin şahsında göstermek lütfunda bulunmuştur.

İlk peygamberden itibaren son Peygambere (S.A.V.) kadarki süreçte, hem ahlâkı, hem de hukuku kemale erdirmiş, tamamlamıştır. Ve İslâm dininin tamamlandığını (Maide/3) Allah katında da tek hak/geçerli dinin İslâm olduğunu (Al-i İmran/19, 85) bildirmiştir. İslam’ın, “ekmel” buyurduğuna göre eksiği de fazlası da yoktur. Ekleme ve çıkartma olamaz. Olduğunda Allah’ın dini olmak özelliği bozulmuş olur. Dolayısıyla İslam hiçbir ideoloji, düzen, din ile ortaklık kabul etmez. Hiçbirine de benzemez. İlahi, eşsiz, benzersiz, özgün, evrensel ve mükemmeldir (tevhit).

Hayat kitabımızda ihtiyacımız olan her şeyin beyanı/açıklaması (Nahl/89, Hud/1, 2), misali/örneği (Kehf/54, İsra/89), bilgisi vardır. Çünkü “Kur’an tüm insanlara bildiri(mesaj)dir” (İbrahim/52).

“Tüm insanlara (âlemlere) bir zikir/öğüt, hatırlatmadır (Sad/87). Hz. Muhammed (S.A.V.) de sadece Araplara değil, tüm insanlara Allah Teâlâ’nın son elçisidir (Sebe/ 28, Cuma/3).

Tüm peygamberlerde insanlara rehberlik, örneklik de vardır. Kur’an-ı Kerim’de gerek Hz. İbrahim’in (A.S.), gerekse Hz. Muhammed’in (S.A.V.) örnekliğine dikkat çekilir.

En yüksek “ahlâki hamide”lerine vurgu yapılır. Biz mümin/Müslümanların da ilahi ahlâkla bezenen son peygamberin ahlâkıyla ahlâklanmamız tavsiye edilir. “O’nun (S.A.V.) ahlâkı, Kur’an ahlâkıydı.” Doğruluk, eminlik (güvenirlik) tebliğ, fetanet, ismet sıfatlarıyla muttasıftı. Görevlerini en güzel şekilde yaparken, bunun karşılığında diğer peygamber kardeşleri gibiydi. Karşılığında dünyalık bir “ücret” beklemiyordu (Sad/86). Rüşvet taleplerine, “Güneş’i sağ, Ay’ı da sol elime verseler, vazgeçmem...” diyordu. O’nun (S.A.V.) terbiyesini Rabbi yapmıştı. O’nu (S.A.V.) Rabbi övmüş, yüceltmişti (Ahmet, Mahmut, Muhammed, Mustafa’ydı). Tevhitte, namazda (tahiyyatta/teşehhüdde), ezanda... Miraçta, dualarımızda... O’nun şanı var...