Endonezya halkının Müslüman olmasında bu ülkeye gelen Müslüman tüccarların önemli bir rol oynadığı bilinir!
Müslüman tüccarlar “örnek ahlâkları” ile dikkat çekmiş ve Endonezya halkının büyük bir kısmının Müslüman olmasına vesile olmuşlar!
Dürüstlükleri ile!
Hiç kimseyi aldatmamaları ile!
Adaletten sapmamaları ile!
Üç kuruş fazla kazanmak için yalan söylememeleri ile!
İhtiyaç sahiplerine yardım elini uzatmaları ile!
Yani her halleri ile örnek olmuşlar ve Endonezyalılar da onlar gibi olmak için İslam’ı kabul etmişler!
İnsanların sergiledikleri ahlâk, çevrelerinde bulunanları kendine çekebileceği gibi onlardan uzaklaşmasına da neden olabilir.
Endonezya’ya ayak basan Müslüman tüccarlar örnek ahlâkları ile insanları İslam’a çekerken günümüzde bunun tam tersi örneklere de tanık oluyoruz.
İslam adına hareket ettiklerini iddia edenlerin yaptıkları vahim hatalar insanları İslam’dan uzaklaştırıyor.
Rüşvet bile hayırlı bir iş için alınmış gönüllü bağış olarak takdim edilince insanların tepkisini çekiyor.
Yıllar önce Müslüman tüccarlar örnek ahlâkları ile milyonlarca insanın İslam’ı seçmesine vesile olurken günümüzde kimi insanların kötü örnek olan davranışları gençlerin dine bakış açısını değiştiriyor.
Elbette bir kötü örnek bütün Müslümanlara teşmil edilemez.
Ama kötü örneklerin açtığı yaranın onarılması kolay olmuyor.
Bir kötü örnek İslam’a karşı olan çevrelerin elinde önemli bir koza dönüşüyor ve bu çevreler gençlerin aklını daha rahat çelebilecek hale geliyorlar.
Güzel örnekler milyonları dine kazandırırken, kötü örnekler de milyonları dinden uzaklaştırıyor.
Müslümanların bu hususta çok hassas ve söylemleriyle eylemlerinin mutlaka çok tutarlı olması gerekiyor.
İyi, güzel, doğru şeyler söylerken kötü, çirkin ve yalan denizde yüzen eylemler sergilenince bu tutarsızlık muhataplarını olumsuz bir şekilde etkiliyor.
Müslüman’ım diyen herkese bu konuda büyük bir sorumluluk düşüyor.
Onlar her hal ve hareketleri ile güzel örnek olmak zorundalar.
Hal ve hareketleri ile kötü örnek oluşturdukları zaman bu büyük vebalin altından kalkmaları mümkün değil.
Bu nedenle atılan her adımın, ağızdan çıkan her kelamın büyük önemi bulunuyor.