Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Çanakkale’de yaşanan orman yangınlarında 700 bin ağacın yok olduğunu söylemiş. Bir günde ülkemizin pek çok yerinde birden fazla orman yangınları meydana geldiğini görevli-görevsiz insanlarımız bir an evvel yangınlara yetişip söndürebilmek için bazen günlerce gece gündüz demeden canla başla uğraşıyorlar. Ancak ülkemizde yaşanan orman yangınlarının özellikle de aynı günde birkaç yerde birden çıkıyor olması aklıma ister istemez bu işin altında sabotaj mı var sorusunu getiriyor. Elbette elde kesin bir delil olmadan ya da resmi makamlarca yangınların sebepleri açıklanmamış ise ezbere hüküm vermek hem doğru olmaz hem de bir faydası söz konusu değildir. Ancak Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Çanakkale yangını ile ilgili açıklamasında her orman yangınından 9’unun insan kaynaklı olduğunu belirtiyor. Yani ormanları ağaçlandıranlar da yakanlar da insanlar sonucu çıkıyor.
Elbette her 10 orman yangınından 9’unun insan kaynaklı olması insanı endişeye sevk edici bir sonuç. Ancak, hemen belirtelim ki, her 10 yangından 9’nun insan kaynaklı olması mutlaka bir sabotaj olduğu anlamına gelmiyor, ama ormanlarımızın korunması hususunda yeterli tedbirlerin alınmadığını söylememize engel değildir. Çünkü sabotaj olmasa da insan kaynaklı yangınların hesabının sorulması gerekir. Aksi halde söz konusu yangınların insan kaynaklı olduğunu söylemek yangınların önlenmesine bir katkıda bulunmaz. Ne zaman insanların sebep olduğu yangınların sorumlularının yangının ardından yakalanması gerekiyor. Hem insanlar tarafından yakıldığı söyleniyor hem de bu sorumlular yakalanamıyor ya da yakalanıp mahkemelere sevk edildikler halde kamuoyuna bir açıklama yapılmıyorsa söylenen sözün uygulanması mümkün olmuyor demektir.
Bu arada Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı “yangınların çıkış nedeninin insanların önemsemeden doğaya attığı küçücük çöp, cam şişe veya sigara izmariti yüz binlerce ağacı yok ediyor. Piknik ateşi veya hâlâ vazgeçilemeyen anız yakılması da orman yangınlarında önemli olduğuna” vurgu yapıyor. Hâlbuki bu hususlara yıllardan beri vurgu yapılır, insanımız uyarılır ama buna rağmen insanımız üzerinde bu uyarılar hiç etki etmemiş ise o zaman yeni tedbirlerin bir an evvel alınması mecburiyeti var demektir. Bu arada alınabilecek tedbirlerin vakit geçirilmeden hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunun içinde ormanlarımızın her noktasının gözetleniyor olması gerekiyor. Çünkü yangın başlar başlamaz harekete geçilebiliyor ama yeterli kontrol olmayınca yangının sorumlusu net olarak tespit edilemiyor. Elbette yangına en kısa sürede müdahale etmek mücadelede önemli bir unsur ama sorumluların takipsiz kalıyor olması ister istemez insanımızdaki vurdumduymazlığı önlemeye yetmiyor.
Elbette ilgililer yangını önleme konusunda bir takım çalışmalar yapıyorlar. Ancak, orman yangınlarının çok basit önemsemezliklerden çıktığını, hatta yüzde 90 yangınların insan kaynaklı olduğunu biliyoruz o zaman ormanların içlerinde piknik yapmak kesinlikle yasaklanmalı, ya da ormanların belli yerlerinde yapılmasına izin verilmeli. Böyle olunca belki insanlar biraz daha dikkatli olabilirler. Yoksa her sene meydana gelen onman yangınlarının yerinin temizlenmesi ve yeniden ağaçlandırılması uzun yıllar alıyor. Bu arada her yangın sonu binlerce hayvan da hayatını kaybediyor. Onların geri getirilmesi de sanıldığı kadar kolay olmuyor.
Kısaca ormanlarda çıkan yangınların yüzde 90’ını insanlar çıkartıyor ise o zaman insanların yangın çıkarmasının önlenmesi, bir adım daha atarsak ormanların her an herkese açık kontrolsüz alanlar olmaması gerekiyor.