Organik insan bulundu

Abone Ol

Medya sonunda organik insanı keyfetti. Meğerse ne kadar da

fellik fellik arıyormuş! Oysaki aradığımız şeyi her gün biraz daha öldürmekle

meşgulüz. Modernizm hayatımıza gireli beri insanlığımızı kaybettik. Ona

yabancılaştık. Hükümsüz bıraktık. Özlem içinde aramasına arıyoruz ama

bulduğumuzda ona teşehhüt miktarı dayanabiliyoruz. Sonrasında nostaljiden

gerçeğe daha doğrusu tekrar sanala koşuyoruz. Oksijen çadırında bir gençlik

yetiştirdik. Veya serada hormonla bir gençlik ve nesil yetiştirdik. Organiğine

ise pazarda rastladık. Şimdi mevcut hükümet ve anlayış ise pazarları kaldırıp

yerine AVM’leri dikmek istiyor. Pazarda keşfettiğimiz organik insan Ümmiye

Gürbüz. Hasan Basri Çantay’ın hemşerisi Ümmiye Gürbüz Hanım Balıkesir’in

Edremit ilçesine bağlı bir köyde yaşıyor. Dağlardan topladığı ve kendi

yetiştirdiği sebze ve meyveleri pazarda satarak geçimini temin ediyor. Kendi

ifadesine göre Pazartesi günleri pazara çıkan Ümmiye Hanım pazar günleri 30 ile

100 lira arasında bir meblağ kazanabiliyor. Liseyi bitirmesine bitirmiş ama

ailevi nedenlerden dolayı üniversiteye devam edememiş. Belki böylesi daha

hayırlı olmuş. Zira kampusa girdikten sonra insanlığını kaybedenlerden

olabilirdi. Tahsil edipte insanlığını kaybedenlerden olmak yerine insan olarak

kalmış. Organikliği bu yüzden. Bir hayat tarzı haline getirdiği okumayı hiç

bırakmamış. O kariyer için değil hayat için okumuş. Okumayla ilişkisini samimi

düzeyde sürdürmüş.  Üniversiteye

kapaklananlar ise diplomayı aldıktan sonra kitabı defteri kapatıyorlar. Onların

okumayla ve hayatla ilişkileri profesyonelce ve kariyeri elde ettikten sonra

geride kalan bir süreç. Bundan dolayı da Takvim gibi gazeteler bu kaybettiğimiz

değerin geri dönmüş halini şu şekilde tasvir ettiler: “Ne Mülkiye Ne Tıbbiye

Helal Sana Ümmiye!” Üniversiteler kibir ve saygısızlık öğreten ve telkin eden

yuvalar ve daha doğrusu gerçek ifadesiyle kurum haline geldi. Talim ile terbiye

birbirinden ayrıldı. Talim eden terbiyeden koptu, mahrum kaldı.

*

Öteki organik değil pragmatik bir insan. Bu özelliğinden

dolayı Ümmiye Hanımı sevdik ve bağrımıza taç ettik. İçtenliğiyle birlikte

bizleri büyüledi ve başka ve unuttuğumuz âlemlere geri götürdü. Organik insanı

ekranlarda kaybettik ve ekranlarda keşfettik. Ekranlara bir selam verip geçti.

Kim Milyoner Olmak İster programında baraj sorusuna kadar soruları bir çırpıda

cevapladı. Bilmediği sorular karşısında da kompleks göstermedi. İhtiras ve aç güzlülük

göstermeden çekildi. Bu masumiyetini artıran karinelerden birisiydi. Talih kuşu

konmasına rağmen talih kuşuyla kumar oynamadı ve tereddütte kaldığı soru

karşısında şunları söyledi: “Ben seyirciye güveniyorum ama bu para benim için

çok büyük. Başkaları için azdır ama benim için çok, o yüzden çekileyim…” Ümmiye

Gürbüz o an sanal âlemde olsa da, sanal âlemde yaşamadığını gösterdi.

*

Hayatımızdan utanma ve çekinme çekilmişti. Ümmiye Hanım

ekrandaki içtenliğiyle bize bunu yeniden hatırlattı. Bizi ayakta tutan ve

birbirimize kaynaştıran tevazuyu yeniden yaşattı.  Gazeteler onunla ilgili şu bilgiyi

veriyorlar: Bilgisayarı olmadı, internet kullanmadı! Sonra bir gün cesaretini

toplayarak atv’nin reyting rekortmeni Kim Milyoner Olmak İster yarışmasına

katıldı. Şalvarı, lastik ayakkabısı ve yemenisiyle ekranda göründü ve herkesi

şaşırttı.

Bilgisiyle şaşırttı ve kitap kurdu olmasıyla şaşırttı ve

ahlâkıyla şaşırttı. Kaybettiğimiz değerlerle mücessem olarak karşımıza çıktı.

Modernizm kılcal damarlarımıza kadar işledi. Dolayısıyla ondan ne şehir ne de köy masun kaldı. İlişkiler samimiyet

çizgisini kaybetti. Güven azaldı ve stres tavan yaptı. Yüzümüzden hayat sevinci

çekildi. Yaz aylarında gittiğimde Ankara’da böyle bir organik amca veya dede

görmüş ve arkasından gıptayla bakmıştım. Sırtında asasına asılı dağarcığını ve

heybesini taşıyordu. Organik insanı keşfettik ama bu sadece bir enstantaneden

ibaret kalmasın Organik insanı da bir avuntu karesi olarak tüketmeyelim!