Organik aydın aranıyor

Abone Ol

İstisnalar dışında organik insanın hayatımızdan ve

dünyamızdan çekildiği bir gerçek. İmalat ve sanal karakterler sonucu insandan

şüphe ettiğimiz gibi dünyadan da şüpheli hale geldik. Bu nedenle ontolojik bir

soru ile karşı karşıyayız: Ne olacak bu ülkenin hali sorusu, aslında ne olacak

geleceğimizin hali veya ne olacak küremizin sonu şeklinde açılabilir. Gelecek

ürkütüyor. 

 On sene öncesiyle

aramızda bir uçurum oluştu.  Bu açıdan

gelecek 10 yıl sonrası nasıl olacak Neye dönüşeceğiz Mankurt mu olacağız

yoksa hortlak, zombi mi Yani kültürel olarak dönüştüğümüz gibi fiziki olarak

da dönüşecek miyiz  

  Hasf, husuf ve mesh

ahir zamanın en önemli özellikleri arasındadır. Mesh organik yani fıtri insanın

ortadan kalkmasıdır. Fıtratın bozulmasıdır. Bu toprağın ve insanın bir biçimde

altüst olması halidir. Organik insanın hayatımızdan çekilmesi gibi organik

aydın da giderek azalmakta hatta yok olmaktadır. Organik aydın nedir ve bunu

kimler temsil eder Kendi değerleriyle barışık ve onu temsil eden aydınlara biz

‘organik aydın’ diyoruz.

  İnorganik aydın ise

kendi değerlerini temsil etmeyen ve dönüşmüş (memsuh) aydın tipidir.

Türkçemizde buna mankurt da denmektedir. Mankurt - Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde

bahsedilen bilinçsiz köle modelidir. Mankurt haline getirilmek istenen kişinin

başı kazınır, ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak

güneş altında bırakılır. Deve derisi kurudukça gerilir. Gerilen deri başı

mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olur.

Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye

dönüşür. Cengiz Aytmatov’un 1980 yılında yazdığı Gün Olur Asra Bedel adlı

eserinde, Orkun Uçar’ın ise Metal Fırtına 2 / Kayıp Naaş adlı eserinde Kırgız

destanlarından yararlanarak güncelleştirdikleri bir kişiliktir. Mankurt bazı

işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren, düşmanının

kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.

*

 Organik aydın deyimi

ve kavramı cins kafa olarak nitelendirilen İtalyan düşünür Antonio Gramsci’nin

ürettiği kavramlardan birisidir. Gramsci’ye göre, her aydın kendi sınıfı

içinden çıkar ve o sınıfı veya zümreyi temsil eder. Arada bir kayma varsa o

aydın bu kayma hali ile ‘manevi mesh’ hali yaşamaktadır.  

 Organik tabiatlarını

kaybedenler ise organik aydın olmaktan çıkmaktadırlar. Sözgelimi Marksist bir

aydın, içinden çıktığı sınıfı, işçi sınıfını temsil eder. Dolayısıyla burjuva

aydınının Marksizm’i temsil etmesi ve savunması organik tabiatına veya

karakterine bir yabancılaşmadır. Aydınlar üzerine zaman zaman böyle bir

yabancılaşma hali siner ve kendi tabiatlarına ve varlıklarına yabancılaşırlar.

Marksist bir aydın olarak tanınan Antonio Gramsci’nin organik aydın kavramını

İslami kesimlere uyarlayan Erol Göka da iktidar payandası haline gelen İslamcı

aydınların kimliklerine yabancılaştıklarını ve dönüştüklerini ve bozulduklarını

söylemektedir. Organik aydınların iktidar ve güç ve para tarafından yoldan çıkarıldığını

ifade etmektedir. Değerleriyle çıkarları çeliştiğinde çıkarlarını

yeğlemişlerdir.

*

Erol Göka İslamcı aydınların AKP’ye eklemlenerek kendi

misyonlarına yabancılaştıklarını ifade etmektedir ( ‘Organic Intellectuals’

corrupted by power, Gülizar Baki, Today’s Zaman, 6 Ocak 2013).

Esasen mesele çok daha derindir. 28 Şubat sürecinde fikir

zemininde tutum ve mevziimizi muhafaza edemedik. Hazır kıta gibi komut bekleyen

bazı aydınlarımız, talep çıtalarını aşağıya indirdiler ve varlık nedenlerine

yabancılaşmaya başladılar. Bu süreç daha henüz iktidarla veya iktidar

nimetleriyle tanışmadan korku zemininde gelişti. Kimi yerlerde sakallar gitti

kimi yerlerde bıyıklar gitti ve kimlik erozyonu başladı. 

 İslamcılık

pazarlaması yapan bazı İslamcılar, İslamcılığın bittiğini söylemeye başladılar.

Erol Göka İslamcı aydınların militarizm ile hizaya sokulduklarını ifade ediyor.

Burada sorgulanması gereken husus şu: İslami aydınlar mı bu kadar tabansız

çıktı yoksa militarist güçler mi bu kadar heybetli idi     

 Afganistan işgali

sonrasında Taliban birden yok olmuş ve araziye karışmış ve izini

kaybettirmişti. 28 Şubat sürecinde de biraz böyle oldu. Bukalemun misali

araziye uyuldu. Bununla birlikte bir kısım İslamcılar dönüşüm için fırsat

bekliyormuş ve aradıkları bahaneyi ve fırsatı buldular. Bunlar krizi fırsata

dönüştürdüler ve bu bahane ile gizli kimliklerini ortaya serdiler. Organik

aydını bulduğumuzda kaybettiğimiz organik insan da geri dönecektir.