Onuncu cüzün hemen başında geçen Enfal suresinin 41.
ayetinde Yüce Mevla: Biliniz ki bir şeyden ganimet elde ettiğinizde onun beşte
biri Allah için olmak üzere Peygamber ve yakınları, yetimler, yoksullar ve yol
oğulları içindir emriyle savaş ve benzeri olaylarda kazanılan ganimetin beşte
biri Peygamber ve yakınlarına yetimlere, yoksullara, tarihi ve coğrafi bilgiler
edinmek için yollara düşenlere verilmesi ilke haline getirilmiştir. Peygamber
ve yakınlarına verilmesi geçiciydi. Çünkü Peygamber ve yakınları başka bir
meslek edinmiyor sırf devlet işleriyle meşgul oluyorlardı.
46. ayette: Allah a ve Peygambere itaat edin (aranızda)
çekişmeyin; yoksa zayıflarsınız ve gücünüz gider ve sabredin buyrularak
Müslümanların birbiriyle kavga yapmamaları ilke yapılırken Allah ve Peygambere
itaat ve sabır ilkeleri tekrar edilmiştir. 60. ayette ise düşmanlarınız için
elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın ki Allah ın ve sizin
düşmanlarınızı ve onların arkasında olanları korkutasınız buyruğu ile o günün
şartlarında at yetiştirmek, günümüz şartlarında ise tank, füze vesaire üretmek
ilke olarak önümüze konulmuştur. 61. ayette ise: Eğer onlar barışa
meylederlerse sen de barışa meyledip Allah a tevekkül et emriyle barış önemli
bir ilke olarak önümüz konulmuştur. Burada dikkati çeken bir husus hazırlanacak
ordunun bizi değil düşmanlarımızı korkutacak bir ordu olmasıdır.
66. ayette: Sizdeki zaafı bilen Allah şimdi sizin
(yükünüzü) hafifletti. Eğer sizden sabırlı (direnişli) yüz kişi olursa iki yüz
kişiye galip olur. Eğer bin kişi olursa iki bin kişiye gelip olur. Allah
sabredenlerle beraberdir beyanı ile Müslümanların çok güçlü olduğu dönemlerde
on kat bir orduya galip olacakları bildirilmişken zaafa düşmeleri halinde iki
kat orduya galip olma ilkesinde karar kılınmıştır. Yani müslümanlar kendilerinin
iki katı bir düşmana mutlaka direnmeli, geri çekilmemelidir.
69. ayette: Kazandığınız ganimetlerin helal ve tıbbi
olanlarından yiyin ve Allah tan korkun emriyle ganimetlerin arasında helal ve
tıbbi olmayan varsa onlardan sakınılması da bir ilke haline getirilmiştir. 73.
ayette: Kâfirler birbirinin dostudur. Eğer siz kendi aranızda dostluk ve
birlik oluşturmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük anarşi olur uyarısıyla
Müslümanların birlik oluşturması ilkesi önümüze konmuştur.
Tevbe suresi 6. ayette: Eğer müşriklerden bir kimse
senden korunma isterse Allah ın kelamını duyuruncaya kadar onu komşu eyle
(koru); sonra da onu güvende olacağı yere ulaştır. Bu ruhsat onların (İslam
gerçeğini) bilmeyen bir kavim olmalarındandır emir ve beyanlarıyla İslam ı duyuruncaya
kadar koruma altına almak bir ilke olarak ortaya konulmuştur.
11. ayette: Eğer (müşrikler) tevbe eder ve namaz kılıp
zekât verirlerse sizin din kardeşiniz olurlar beyanı ile imanlarını zekat ve
namazla ispatlayanları kardeş kabul etmek ilkesi ortaya konulurken 12. ayette:
Eğer kafirler yeminlerinden dönerler ve dininize dil uzatırlarsa onların
önderleri ile vuruşun ki sataşmalarına son versinler emir ve beyanlarıyla da
küfrün ayak takımı ile değil elebaşlarıyla savaşmak ilkesi önümüze seriliyor.
Sivrisineklerle değil onların yetiştiği bataklık ile mücadele ilkesidir bu.
23. ayette küfrü imana tercih eden baba ve kardeşle bile
dostluk yapmamak emredilirken 24. ayette Allah ve Peygamberini ve Allah yolundu
cihadı babamız, oğlumuz, eşimiz ve kabilemizden, kazandığımız mallarımızdan,
piyasasının durgunluğundan korktuğumuz karlı ticaretlerimizden ve hoşumuza
giden meskenlerimizden (villa, saray ve kâşanelerimizden) daha çok sevmemiz
ilke haline getirilmiştir. Yani bunlardan birinin hatırı için Allah ın
emirlerinden birini ihmal etmemek, yasaklarından birini çiğnememek her
müslümanın ilkesidir.