O?nun Yolunda

Abone Ol

HZ. Peygamber öksüz ve yetimdir. Ne kisralarda,

saraylarda, Atina, Konstantin, Reha, Çin gibi zamanın bilginlerinin yetiştiği

şehirlerin üniversitelerinde okumuş, ne de, Mekke nin zengin şair ve ileri

gelenleri arasında yer almıştır. Aksine yoksul ve yetim gönlüne aşk ve

muhabbeti, koyup vicdani değerleri kuşanmış biridir. Bazen bir çobandır

Materyalist çıkarcı kesimlerin gözünde çobanlık bir alt sınıf mesleği gibi

görülse de, aslında en güç, en eğitici ve seçkin iştir çobanlık. Sabrı ve

metaneti, karşılıksız fedakârlığı, adil bir lider olmayı öğretir insanlara.

Çobanlık O na sonraki yaşamında dayanma gücü vermiştir. O geleceğin

Peygamberiydi. Kimi zaman açlığı yaşadı. Yoksulun hakkını yemenin zulüm

olduğunu, adaletin gerekliliğini, açlığın çileli bir şey oluğunu öğrendi.Ve

yalnızdır çoğu kere. İçsel bir yolculuğun gerekliliğini, ibadetle hem hal

olmanın önemini öğrendi.Tacirdi. İnsanları tanıdı, dürüst ve güvenilir olmanın

manevi, kazanımlarını gördü.Resulullah, kırk yaşına geldiğinde, şehrin kirli,

karamsar ve vahşi atmosferinden uzaklaşarak Hira ya inzivaya çekilir. Orada

putları, insanların sorunlarını, şirkin acı sonuçlarını, ezilenleri,

haksızlıkları düşünür... Rabbine dua ve niyazda bulunur...Bu içsel yolculuğun

en yoğun noktasında vahiyle tanışır Artık Hira da bütün insanlığı kurtaracak

bir ışık doğmuştur Yetim ve yürekli bir çocuk büyümüş ve insanlığa kurtarıcı

olarak, Rabbimiz tarafından atanmıştır. O gün müminlerin bayramıdır,

kurtuluşudur...

Gözünüz aydın olsun, ey mustazaflar!

Gözünüz aydın olsun ey kurtarılmayı bekleyenler!

Artık kimse kanlarınızı dökmeyecek, kimse duygularınızı

zedelemeyecek!

Gün sizin gününüz olacak!

Gün hakka ve hakikate aşık olanların günü olacak!

Hira dan yayılan vahiy Mekke de duyulunca, zengin ve

soylular karşı çıktılar. Daha şimdiden imtiyazlarını zulüm kılıçlarını kaybetme

korkusuna kapılıyorlar ve Resululllah ı kabullenemiyorlardı.Biz varken neden

bir yetime geldi peygamberlik diyorlardıOysa ileri gelenlerin paralarına, soy

sop iddialarına, şair ve okur yazar olmalarına karşın, Resulullah ta onların

idrak edemediği, engin bir kalp ve derin bir vicdan vardı. Bilmiyorlardı ki bir

gönül adamı olmak bir yürek zengini olmak para kazanmaktan çok daha zor bir

şey. Allah işte o toplumda bir kulunu seçip aşk ve vicdanla donatarak

insanlığın kurtuluşu için görevlendirmişti.Dökülen tespih taneleri dağıldığımız

bir çağda, Resulullah ın sünnetine sımsıkı bağlanıp, karanlığın karşısında bir

meşale olmak zorundayız. Yoksa gaflet kokan yaşantılarımızla bu karanlığı

dağıtmak şöyle dursun daha da büyümesine fırsat vermiş oluruz.