Sosyal değerlerin ve sosyal yeniliklerin artmasıyla
insana yapılan yatırımlar fazlasıyla karşılığını vermekte olduğu günümüzde
STK ların değerleri daha da iyi algılanmaya başlanmıştır. Çünkü kalkınmanın,
reflekslerin değil şuurun bir eseri olduğu gerçeğinden hareketle ekonomik
değerden sosyal değere doğru hızlı bir geçiş yaşatmak için var oldukları
anlaşılmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında, yönetimi, klasik bir üst-ast
ilişkisinden ve hiyerarşi çerçevesinden ayrı ele alacak bir sıfata ihtiyaç
duyuyoruz. Bu sıfat sayesinde yönetimde sorumluluğun sınırlarını yeniden
müşahade etmek mümkün olacaktır.
Bu sıfat sivilist tir. Sivil toplum, devlet, piyasa ve
aile ilişkileri dışında konumlanan ve gerçek mutluluğu aramanın adresi olduğu
için bu sıfat, sivil toplumun en önemli kaynağı olan insana kazandırılmalıdır.
Çünkü insanların gönüllü olması potansiyel bir durumdur. Bu potansiyeli çalışma
süreçleriyle buluşturarak iyi yönetmek ise aksiyondur. Sivilist, bu aksiyonun
mimarıdır.
Sivilist, neyin yolunda gitmediğini bulmak ve sistemi
dönüştürerek çözümü yaygınlaştırmak, toplumu yeni sıçramalara ikna ederek
sorunun ortadan kalkmasını sağlamakla yükümlüdür. Yapılacak yeni uygulamalarla
sivil inisiyatifleri etkileyerek kendisine model teşkil edecek yeni süreçlere
imza atmak için donanımlı insan potansiyelinden hareket eder. Sivilist,
beklentilerini net olarak ortaya koyan, bulduğu kaynağı doğru belirleyen ve
gönüllülerin doğru değerlendirilmesini yöneten insandır. Amacı, gönüllü kazanma
sürecini sürdürülebilir kılmaktır.
Gönüllülerin farkındalık kazanmalarını, ortak bir dilde
buluşmalarını, empatilerinin arttırılmasını temin eden sivilistler,
insan-toplum-kurum ilişkilerinde dikkat edilmesi gereken kuralları, konuları ve
izlenecek yöntemleri sürekli geliştirmenin arayışındadır. Uygulama sırasında
yaşanan olumlu ve olumsuz unsurların değerlendirilmesi ve bu sayede
gönüllülerin, güçlü ve zayıf yanlarını öğrenerek kendilerini geliştirmeye
yönlendiren sivilistler, hizmetin sonucu ile çalışmanın değeri arasındaki
ilişkinin sürekli yükselmesinin de takipçisidir. Çünkü yeni işbirliklerine kapı
açmanın ancak buradan başlayacağına inanırlar.
Gönüllülerin değerlendirilmesinin yanı sıra kurum ve
ekibin değerlendirilmesini de içeren ve hedeflenen işin ne derece başarıyla
tamamlandığı kadar Gönüllü-STK ilişkisinin ne derece verimli yürütüldüğünü de
denetlerler. Yapılacak faaliyetlerin insana mı, devlete mi, sisteme mi fayda
sağladığını net olarak algıladıkları için kontrollerinde bir sapma yaşanmaz.
Sivil toplum anlayışının gönüllü kuruluşlarla, sivil
ötesi toplum algısının ise gönüllü insanlarla inşa edileceğini bilmek sivilist
olmak için yeterlidir. Bu bilgi, beşeri ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacak
bir ihtisaslaşmayla, amatör ruh ve profesyonel bir çalışmayla aksiyona dönüşür.
Ve bu yüzden hiçbir reaksiyondan etkilenmez. Çünkü bilir ki, derdi dünya
olanın, dünya kadar derdi olur.