"Ve onlar, yeryüzünde bir gezmediler mi de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı, nasıl olmuş kendilerinden öncekilerin sonu Ki onlar, kuvvetçe kendilerinden daha güçlü idiler; ekin ekmek veya su, maden çıkarmak için yeryüzünü kazıp toprağın altını üstüne çevirmişler. Ve onu kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller, açık bürhanlar, mucizeler getirmişlerdi. Fakat onlara inanmadılar da helâk olup yıkıldılar. Zaten ALLAH onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler."
Âyet-i kerimede, su ve maden çıkarmak ya da ekip dikmek için toprağı işleyen ve bayındır beldeler meydana getiren, sonra da, inkârcılıkları yüzünden ALLAH ın gazabına uğrayan Âd ve Semûd gibi, eski kavimlere işaret edilmekte ve onların kalıntılarına bakılıp ibret alınması öğütlenmektedir. ALLAH onlara zulmetmiyordu. Suçsuz helâk etmiyordu. Ve fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı.
"Senden önce de, şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber göndermedik. Kâfirler yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler! Sakınanlar için ahiret yurdu elbette daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz "
"Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde ALLAH ı âciz bırakacak bir güç vardır. O, bilendir, güçlüdür."
"Onlar, yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin âkıbetinin nasıl olduğunu görsünler! Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da üstündüler. Böyleyken ALLAH onları günahları yüzünden yakaladı. Onları ALLAH ın gazabından koruyan da olmadı."
"Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler onlara asla fayda vermemiştir."
"Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi ALLAH onları yere batırmıştır. Kâfirlere de onların benzeri vardır."
"Seni yalanlayanlar! Hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur." 15
Bu âyet-i kerimeler Müslümanlara gezip dolaşmayı, geçmiş milletlerden kalmış harabeleri tetkik edip, kötülükleri yüzünden yok olup gitmiş milletlerin halinden ibret almayı tavsiye etmektedir. Ancak, ibret almak bir basiret ve olgunluk işidir. Âyet-i kerimede de belirtildiği gibi asıl körler, kalp gözlerini kaybedenler; yani, tarihi basîretle inceleyip, tarihî olaylar üzerinde düşünemeyen, bu yüzden de geçmiştekilerin işlediği hataları tekrar edenlerdir.