Geçtiğimiz gün arkadaşlarla bir araya gelme imkânı
bulduk. Havadan sudan konuşurken, bir ablamızın şu ifadeleri dikkatimi çekti:
Büyüklerimiz ne dediyse bizler hiç sorgulamadan almak zorundayız. Onların
bildiğini bizler bilemeyiz, onların gördüğünü bizler göremeyiz. Onlar bizim
görmediğimiz, bizim ulaşamayacağımız bilgilere vakıftırlar. O yüzden bir şey
söylediklerinde inandığımız değerlere ters gibi görünse dahi batınında
bilmediğimiz bir şey olabilir deyip kabul etmek zorundayız. Çok okumaya çok
fazla araştırma yapıp kafa yormaya gerek yok onlar bizim yerimize düşünür ve
bizi bilgilendirirler Bu ifadeleri işittiğimde Rabbimizin ayetlerinde sık sık
vurguladığı; Düşünmüyor musunuz Akletmiyor musunuz İfadelerini düşündüm.
İnsanın yeryüzündeki görev ve sorumluluklarını hatırlatan HZ. Peygamber i ve
onun samimi takipçilerini düşündüm. Elbette İslam a hizmetleri dokunmuş belki
de bütün yaşamlarını Kur an ın tebliğini yapmakla geçirmiş, talebeler
yetiştirmiş, İslam ın doğru anlaşılması için çaba göstermiş büyüklerimize
hürmetimiz sonsuzdur. Onların tavsiyelerine her zaman ihtiyacımız vardır bunu
hepimiz kabul etmek zorundayız. Ancak bir kişinin ya da bir grubun insanları
etrafında toplayarak İslam ın ruhuyla örtüşmeyecek tavsiyelerde bulunması,
insanların öğrenme, anlama ve muhakeme etme niyetlerini köreltip,
köleleştirmesi kabul edilir bir durum değildir. Neyin iyi neyin kötü olduğunu
ayırt edebilmemiz için bilgiye ve aklımızı kullanmaya ihtiyacımız vardır.
Atalarımız bilir, büyüklerimiz hata yapmaz ifadeleri oldukça tehlikeli bir
ifadedir. Nitekim Hz Peygamber vefatına kadar bu çarpık düşünce kırıntıları ile
mücadele etmiştir. Müşrikler atalarımız hangi hal üzere yaşadılarsa biz de o
hal üzere yaşarız, sen onlardan daha mı iyi bileceksin diye çıkışmış ve tabi oldukları
karanlık düşünceyi sorgulama ihtiyacı hissetmemişlerdir. Oysa İslam insana
aklını kullanmayı ve şartlar ne olursa olsun, tavrını hakikatten yana çevirmeyi
tavsiye eder.
Ferdi ve toplumsal kimliklerimiz vardır fakat Müslüman
kimliğimiz hepsini içermekte ve hepsinin üstünde yer almaktadır. O nedenle
zihnimizi karıştıracak bir ifade ile karşılaştığımızda bu ifadenin Kuran ve
sünnetle uyumlu olup olmadığını dikkate almak zorundayız. Nitekim yüz kişilik
bir toplulukta sadece bir kişi haktan yana olabilir, aralarından sadece bir
kişi çarpık düşünce ve inançların savunuculuğunu yapabilir. Çoğunluğun tabi
olduğu yol her zaman doğru yol değildir. Gücü elinde tutanların tabi olduğu yol
her zaman doğru yol değildir. Toplumun büyük bir kesimini arkasında sürükleyen
bir kişinin tabi olduğu yol da doğru yol olmayabilir. Peki, bunu nasıl ayırt
edeceğiz Çok basit, referansımız daima Kur an ve sünnet olacak