Bugün yaşanan seçim kampanyasının sorumlusu Başbakan Erdoğanın Cumhurbaşkanı seçimindeki dayatmacı tavrı ve devlet adamı formasyonundan uzaklığıdır. Bugün seçimlerin ardından Cumhurbaşkanını seçerken uzlaşma arayacaklarını söyleyen Erdoğan bu noktaya gelmeden benzer bir tavır sergileyebilseydi, daha doğrusu bugünleri o günden görebilseydi sanıyorum şu anda Türkiyenin tablosu çok farklı olurdu. Kimseyi dinlememiş, uyarıları kendisine kurulan tuzak sanmış, ben bilirim saplantısından kurtulamamış olması bugün yaptığı itiraf ile düzelebilecek gibi değildir.
Bir defa Cumhurbaşkanı seçilmiş olur, erken seçim gündeme gelmez, bu kavurucu sıcaklarda insanlar seçim derdine düşmezlerdi. Ne var ki, 350nin üzerinde milletvekiline sahip olan bir partinin Cumhurbaşkanını seçememiş olmasının esas sorumlusu kendisidir.. Seçtirmeyenlerin de bu işte sorumluluğu olmakla birlikte önünü göremeyen bir genel başkan ve Başbakan attığı yanlış adımlarla kendisini bağlamış, Cumhurbaşkanı seçimini kilitleyerek çıkmaza sokmuş ve ister istemez seçim gündeme gelmiştir. Çünkü, Anayasa gereği Cumhurbaşkanını seçemeyen Meclis kendisini feshetmiş oluyor.
Denebilir ki, bu oyun bile bile oynandı.. CHP ile AKP arasında görünen gerçek kavga değil, kayıkçı kavgasıydı. Millete kavga ediyormuş gibi görünerek toplumu ikiye bölmek tarafların oylarını aralarında paylaşmak için bu suni kavgayı çıkardılar. Elbette böyle bir yaklaşım tamamen hayal ürünü sayılamaz.. Ancak, AKPson güne kadar ortaya bir aday çıkarmayarak, diğer partilerle adaylar üzerinde bir görüşme yapmayarak kendi kendisini mahkum etmişti. Kulislerde AKPnin kendisini böylesine kitlemesinin esas sebebini Başbakan Erdoğanın son ana kadar Cumhurbaşkanı olmak isteği ile izah edenler var. Son bir haftaya kadar Erdoğanın kendisinin Cumhurbaşkanı adayı olmakta kararlı olduğu, ancak gördüğü direniş karşısında bundan vazgeçerek Abdullah Gülü ileri sürdüğü konuşuluyor. Eğer gerçek böyle ise olay sadece Erdoğanın devlet tecrübesinin azlığından ibaret kalmıyor bir de hırs devreye giriyor. Denebilir ki, Erdoğanın hırsı Cumhurbaşkanı seçimini çıkmaza soktu. CHP ile Anayasa Mahkemesi ise bu işe hukuki bir kılıf bulmuş oldular.
Yasa değişikliği yaparak Mecliste grup kurmuş olan ANAVATAN Partisine devlet yardımı engellenmeseydi, eski bakanı Mumcu ile biraraya gelmemek için son ana kadar direnilmeseydi acaba Meclis kilitlenir ve Cumhurbaşkanı seçilemez miydi
Hatta, son gün beklenmeden farklı isimler aday olarak ilan edilse ve partilerin bu adaylar üzerinde tartışması ve uzlaşma arayışı sağlansaydı, yani bugün gündeme getirilen uzlaşmanın yolları o gün aransaydı daha iyi olmaz mıydı
Kısacası, AKP çoğunluğuna rağmen beceriksizlik, tecrübe eksikliği, ileriyi görememek ve hırs sebebiyle Cumhurbaşkanı seçimini çıkmaza sokmuş buna CHP de destek vermiştir.
Şimdi ise daha seçimler olmamış, Meclise girip girmeyecekleri, gireceklerse Mecliste nasıl bir sandalye dağılımın ortaya çıkacağı belli değilken Cumhurbaşkanını uzlaşma ile seçeceklerini ilan etmeleri bir başka tecrübesizlik ve acemilik örneği değil midir Milletin oylarını Başbakan kendi cebinde mi biliyor Eğer öyle ise seçime ne gerek var
Başbakan geçmişte yanlış yaptıklarını anlamış ve bu yanlışı bir daha yapmayacaklarını sölüyorsa, bunda da acele etmiştir. Bunun düşünüleceği ve söyleneceği yer seçimlerden sonradır. Kısacası, geçmişteki yanlışın itirafının zamanı da yanlış olmuştur.
Önemli olan arabayı devirmeden doğru yolun bulunmasıdır. Araba devrildikten sonra yol gösteren zaten çok olur.